|
Terör, vurgun ve olayların perde arkası
Kategori: GüncelEklenme Tarihi: Ara 19th, 2009Ekleyen: admin
Ülke TV’de Ünal Tanık ve Hasan Öztürk’ün birlikte sundukları ‘Aslında Ne Oldu’ programında haftaya damgasını vuran olaylar masaya yatırıldı. Sokaklardaki şiddet ve Türkiye’yi soyan şirketler gündemin ağırlıklı konusu oldu. Programda her hafta Türkiye’de ve dünyada yaşanan olaylar, neden-sonuç ilişkileri ve yerel -küresel perspektifleri ile değerlendirilecek. Olayların devinimi, değişimin hızı, iç ve dış odakların olaylara etkisi, tepkisi ve yakın gelecek öngörüleri ile çok farklı açılımlar Aslında Ne Oldu’da yer alıyor. Program daha fazla bilgi ve irdeleme ihtiyacı duyanların sorularına cevap veriyor. Türkiye’nin en çok okunan haber sitelerinden Haber7.com’un Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık ve kısa bir süre önce adını ve kurumsal imajını yenileyen Ülke TV’nin Genel Yayın Müdürü Hasan Öztürk, olayların medya ve kamuoyunda çok konuşulmayan ayrıntılarına parmak basıyor ve üzerinde hiç düşünülmeyen yönlerini göstermeye çalışıyor. Programın bugünkü konuğu Yeni Şafak yazarı İbrahim Kahveci. Ülke Tv’deki Aslında ne oldu programında haftaya damgasını vuran olaylar masaya yatırıldı. Öncelikli konu DTP’nin kapatılma kararı ve bu kararın öncesinde başlayan sokak gösterilerinin karar sonrasında geldiği son nokta masaya yatırıldı. Ünal Tanık, geçtiğimiz günlerde Mersin’e yaptığı ziyaret sırasında vatandaşlarla yaptığı görüşmeleri gündeme getirdi ve “Siz bizi koruyamıyorsanaz biz kendimizi koruruz” sözünü söylediğini bugün böyle bir yöne doğru gidiş olduğunu savundu. Tanık, polisin elindeki silahın çobanın elindeki sopadan farksız olduğu kanaati oluştuğu, polisin zayıf gösterildiğini anlattı. Hasan Öztürk, DTP’nin kapatılmasındaki açmazlara dikkat çekerek, DTP içinde en ılımlı olan Ahmet Türk’ün siyasi yasaklı olmasına rağmen parti içinde şahin olarak bilinen isimlerin cezalandırılmadığını söyledi. Hasan Öztürk, sürecin her iki kesimi de karşı karşıya getirme noktasına geldiğini ve çok tehlikeli bir sürecin başladığını söyledi. Polisin önceki dönemlere oranla çok daha tedbirli ve bilinçli hareket ettiklerini ve polisin zayıf gösterilmesinin doğru olmadığını savundu. İbrahim Kahveci, mal canın yongası olduğunu, bugüne kadar polis ve güvenlik güçleriyle çatışma yerine halkın malına can verir noktaya geldiğini vatandaşın da mal canın yongası üzerinden karşı harekete geçmiş olabileceğini söyledi. Kahveci, polisin eğitiminin tam olarak gösterilmesine karşın karakollara ve polislere yönelik eleştirilerin arttığı bir dönemin yaşandığını söyledi. İbrahim Kahveci, kepenk kapatmayla ilgili insanların evine ekmek götürmek için mücadele ettiğini, bu medeniyetin gereği olduğunu, gösterici gelip kepengi kapat dediğini oysa o esnafın, kirası borcu olup olmadığının gözardı edildiğini, terör olaylarının sigorta kapsamına girmediğini, adamın mal varlığına kasıt varsa o vatandaşın bir şekilde koruyacak sistemin kurulması gerektiğini söyledi. Kahveci, bu konuda güvenlik kurumlarının vatandaşın sosyal haklarına sahip çıkma görevi bulunduğunu söyledi. Hasan Öztürk, Türkiye’de ısrarla kendi elimizle güvenlik güçlerinin ve sade vatandaşın alanının boşaltılmaya çalışıldığını, burada ortak akılın artık devreye girmesi gerektiğini söyledi. Öztürk, DTP’nin kapatılıp kapatılmaması, Türk ve Tuğluk’a yasak getirilmesi başka bir anlam ifade ediyor, yeni bir parti ile siyasete devam etmek isteleri başka bir anlam ifade ediyor. Oy veren insanların temsil hakkının elinden alındığını bunun tüm yönleri ile ele alınması gerektiğini savundu. TAŞ ATANLARIN AİLELERİ YEŞİL KARTLI İSE İbrahim Kahveci, işadamlarının Güneydoğu’ya yatırım için gittiklerini ancak el altından karşı bir cephenin olduğunu vurgulayarak ” Bölgeye yatırım yapılmasını istemiyorlar, iş istemiyorlar, orada çocuklar taş atıp devletin malına milletin malına zarar veriyor aileleri de yeşil karttan yararlanıyorsa bunun iyi irdelenmesi ve çözüme gidilmesi gerekir. Ünal Tanık, bir kaç hafta önce Türkiye’de demokratik açılımın tartışıldığını sonraki dönemler için Türkiye’de yaşanacak değişimlerin tartışıldığını dile getirerek “Biz bu olayların olacağını tahmin ediyorduk ön görüyorduk. Bugün yapılanların çok yeni birşey olmadığını biliyoruz. Ben şehitlerin bu ülke ve insanımız için ne kadar kutsal olduğunu biliyorum. Ancak 7 şehit olayı sanki ülkemizde ilk kez şehit veriliyormuş gibi yansıtıldı. Toplumun tepkisini maksimuma çıkartıldı. DTP’nin kapatılma kararı öyle bir dönemde alındı ki demokratik açılımın en yoğun tartışıldığı dönemde bu karar çıktı ve DTP içindeki en makul insanların adeta cezalandırıldığını, DTP’nin kapatılmasıyla birlikte şiddetin daha da artmaya başladı. DTP kapatılması için parti için yoğun çaba harcadılar. Adeta biz kapatmayı hak ediyoruz diye olaylarla içiçe oldular. Olaylarla içiçe olduklarından rahatsızlıklarını ortaya koyan hiçbir ifadeleri de olmadı. Hasan Öztürk, DTP başlangıçta açılıma destek veriyormuş gibi yaptı. Daha sonra açılımı Öcalan’ın özgürleşmesi noktasına ve insiyatifi terör örgütüne bırakılmasını istediler. Terör örgütü bu süreci kendi istediği şekilde yönetti. En sonunda kapatma davası gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’ın Obama ile görüştüğü gün de en son provakasyonunu yaparak 7 askerimizi şehit etti. Bununla ilgili başlangıçta oluşan şüpheleri de kendileri itiraf ederek kabullendiler. Bugün PKK’nın tek dertleri kaldı, TRT Şeş’in kurulması, halk birbirleri ile birlikte yaşaması, örgüt mensuplarının can vermesi onların umurunda değil. Onlar için tek bir kişi var. 17. cantimlik bir alan için gerekirse herşeyi yapabileceklerini ortaya koydular. DTP Meclis içinde Ahmet Türk ile birlikte önemli bir anlamı vardı. Ancak öyle bir el araya girdi ki Türkiye bir anda çok başkı noktaya geldi. Ahmet Türk, kan kanla temizlenmez dedi. Ama o noktayı yeniden gündeme getirdi. Ben korkarımki bugün Muş’ta yaşanan olay Ankara’da İzmir’de İstanbul’da yaşansın. Bunun için tam saha pres yapılması gerekiyor. Ünal Tanık, getirilmek istenen olağanüstü hal benzeri bir uygulama ve insiyatifi yine birilerinin ele alması isteniyor. Başbakan Erdoğan bu yüzden yarın MGK’daki bakanlarla toplanacak. Hasan Öztürk, Türkiye bir şekilde açılımı ısrarla sürdürmek zorunda. Kandil ve Mahmur’dan dönüşleri ısrarla hızlandırmalıdır. Türkiye çok kritik bir dönemden geçiyor. TÜRKİYE’Yİ SOYAN ŞİRKETLER KONUŞULAMIYOR İbrahim Kahveci, dünyada bu tür sorunların çözümü sadece iktidardaki partiler tarafından değil ülkedeki tüm siyasi partiler ve devlet sorunu olarak ele alınmasıyla çözülmüştür. Türkiye’de de ancak böyle mümkün olacaktır. Dün parti liderlerinin konuşmalarını dinledik. Başbakan Erdoğan dün Türkiye’nin nereden geldiğini yeniden hatırlattı. Merkez Bankası soyulan bir ülkeo olduğumuzu anlattı. Özel bankalar, kamu bankaları soyulmuş yetmedi. Merkez Bankası soyuldu. Bunun dışında başka olaylar da var. Biz öyle bir tablodan bugüne geldik. Artık geçmişle bugünü kıyaslamamız gerekiyor. O yıllarda kimin eli kimin cebinde olduğu belliydi. Başbakanların karşılanmaları, ve aile fotoğrafları herşeyi ortaya koyuyordu. Türkiye’de kanunlar suçluyu koruyor. Türkiye’de suçluyu söylemek suçtur. Türkiye’nin en saygın bankalarından biri en büyük soygunu yapıyor söylenemiyor. Soygunu yapan şirketler bilenlerin malumu ama bunu kimse ortaya koyamıyor. Türkiye böyle bir ülke. VATANDAŞ ŞİMDİ DOĞRUDAN SOYULUYOR Ben hayatımda 90′lı yılları ve 2000′li yılların başını unutmak istiyorum. Soyulan bir ülkenin vatandaşı olarak o günleri hatırladığımda üzülüyorum. Ama o günleri de aslında unutmamamız gerekiyor. Ancak o karanlık günlere takılı kalmadan aşmak gerekir ve Türkiye potansiyeli ortaya koyarak Türkiye o noktanın neresinde onu kıyaslanması gekeriyor. Türkiye’nin başarası potansiyelin neresinde olduğu ile ortaya çıkar. Bugün halk soyuluyor. Banka hesap işletim ücreti kesiyor. Bankaların fonları bir çok vadesiz işlemden fon alıyor. Banka fon adı altında vatandaşı soyuyor. Bugün ortak nokta uygulanmasına geçildi. Ortak nokta ile 300 milyon dolar tasarruf sağlanacak deniyor ancak, vatandaştan kesilen ücretler hiç tasarruf gibi gözükmüyor. Bugün devam eden bir yığın yargı süreci var. GSM şirketlerinde benzer durumlar var. Bankalarla ilgili Ali Babacan’a şunu sormak istiyorum. Kredi kartı kredi değildir de neden asgari ödeme miktarı belirtiliyor. Maden kredi değil kredi kartının adı neden kredi kartı. Tabiri caizze benim açımdan Türkiye 2000 li yllarda bankalar aracı ile halk soyuldu. şimdi doğrudan aracısız soyuluyor. Hasan Öztürk, vatandaşın bankalar tarafından soyulmasının umurunda olmadığını, vatandaşın ekmeğe zam yapılması, elektiriğe zam yapılması halinde çıldırdığını, buna karşın çok büyük vurgunların yapılmasına gerekli tepkiyi göstermediğini savundu. Öztürk, simidin fiyatına yapılacak 5 kuruşluk zammın vatandaş için çok önemli olmasına karşın bankalar veya başka kanalla yapılan büyük vurgunlara yeterli tepki ortaya konmadığını dile getirdi. İbrahim Kahveci, Türkiye’de birçok kuruluş vurgunları önlemek için harekete geçmesine olayın üstüne gitmesine rağmen etkili olamadığını bunu önleyemediğini dile getirdi. Kahveci, bugünkü noktadan birçok bankacının şikayetçi olduğunu ancak ortaya çıkamadığını dile getirdi. Kahveci, eczacıların eyleminde eczaneler için alınan kapatma kararına eczanaler uymak durumunda kaldı. Uymayanların sayısı fazla olsaydı o eylemin etkinliği yeterli olmayacaktı. Eczacılar bu yüzden etkin gücün baskısı altında kaldılar. Bu durum aynen bankalar için de geçerlidir. Geçmişte bankalar tüketicileri bilgilendirmeden kesinti yapıyorlardı. Bugün herşeyi bildirmek durumunda. Serbest pazar ücret farklı olabilir veya azaltılabilirdi. Bana göre bugün bankacıların aldığı ücretler Türkiye şartlarının çok üstünde. Merkez Bankası hala bazı faizleri ısrarla yüksek tutuyor. Türkiye’de enflasyon faizi yüzde 5 iken bankaların aylık gecikme faizi ise neredeyse yüzde 5 dolayında. İbrahim Kahveci, Bursa’daki maden ocağınının çökmesi sonucu 24 dolayında insan hayatını kaybetti. Geçmişte maden ocakları devlete aitti, şimdi çoğu devletin eline geçti. Devletin görevi şimdi denetimde bankalarda da durum aynı. Devlet o maden ocağını yeterince denetleseydi, veya yetkili kurumlar o görevi gereğince yerine getirseydi o facia yaşanmazdı. Aynı durum bankalar için de geçerli. Bankacılık için yeterli denetim yapılsaydı Türkiye’de bu olaylar yaşanmazdı. Sosyal Güvenlik Sisteminin sağlık harcaması 24 milyar lira, devlet 36.5 milyar lira sağlık harcamasından açığı var. GAP projesi için 3 yılda 11 milyar lira aktaracak dediler yer yerinden oynadı. Devletin sadece ilaca yapığı harcama 13 milyar lira. Bu ekmek parasından bile daha fazla. Türkiye’de ekonomik alanda Türkiye’yi kullanan kurumlar kuruluşlar var. Böyle bir ilaç politikası olmaz olamaz. Hükümet ilaç ücretlerinin aşağıya düşürülmesini istiyor. şirketlere fiyatları düşürülsün istiyor. Eczacıların depolarında stoklarında yığınlarca ilaçlar var. bugün var olan kavga bunun yüzünden yaşanıyor… Haber7.com Popularity: 1% [?] İlgili Haberler
Sosyal Etiketler: bugunku olaylar > bugunkü olaylar perde arkası > BUKÜNKÜ olaylar > bunun gibi başka olaylar > demirelden masonik tabir > haftanın önemli siyasi olayları > haftanın siyasi olayı > haftanın siyasi olayları > kartelin > perde arkası programı izle > perde arkası programı trt > perde naşin anlamı > pkk nin olaylarını izle > pkk olaylarini izle > SİYASAL OLAYLAR TURİZM > siyasi olaylar ve turizm > son haftanın siyasi olayları > tek türkiyenin perde arkaları > tek türkiyenin perde arkası > tek türkiyenin perde arkası görüntüleri > terör > terör örgütünün olaylarını izle > trt perde arkası pkk olayları izle > trt perde arkası programı > trt perde arkası programı terör izle > trt perde arkası terör olayı izle > trt perde arkası yayın arşiv > turizm deki siyasi olaylar > türkiye siyasi olaylar ve perde arkası > türkiyede bugünkü olaylar > türkiyede enflasyon > türkiyede yasanan bugünkü olaylar > TÜRKİYEDEBUGÜNKÜ OLAYLAR > vurgun ve olayların perde arkası
|
En Son Yorumlar
|