Ana sayfa
|
Makaleler
|
Canlı Tv
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
Basın Yayın
Ana sayfa Dünya Eğitim Ekonomi Güncel Kadın Kültür Sanat Medya Otomobil Politika Röportaj Sağlık Spor Teknoloji Yaşam
KOÇ Holding’te yetkiler el değiştirdi
Koç Holding’de, Bilgi Grubu Şirketleri Kudret Önen’e, Kurumsal İletişim Direktörlüğü ile Resmi İşler ve Medya...
30/07/10 - 5:15 Yorum sayisi 0(0)
İsrail mağduru gazetecilerden uluslararası dava
İsrail’in saldırdığı Gazze’ye yardım gemilerinde bulunan yerli ve yabancı medya mensuplarından bir bölümü, haklarını aramak...
13/07/10 - 3:57 Yorum sayisi 0(0)
‘Kürtlere karşı ayrımcılık yapılıyor’
CNN Türk’e konuk olan Ruşen Çakır, Kürtlere karşı ayrımcılık uygulandığını dile getirdi. Program sunucusu Ayşenur...
07/07/10 - 2:44 Yorum sayisi 0(0)
Kaza mı, cinayet mi?
Kategori: GüncelEklenme Tarihi: Haz 30th, 2009Ekleyen: admin

Usta kalem Hasan Karakaya’dan helikopter kazasına ilişkin derin analiz.

Hatırlarsınız… Dahakazanın meydana geldiği ilk günlerde “şüphelerimi dile getirmiş veiçime kurt düştüğünü” yazmıştım… Çünkü kazasoru işaretleriile doluydu…
Aradan geçen süreçte ise, soru işaretlerikoca bir çengele dönüştü ve halen kafamda asılı duruyor…
Artıksoruları daha sesli soruyor ve diyorum ki;
Yeni bir Eşref Bitlis muamması mı oluşturulmak isteniyor?..”
Biliyorsunuz, 17 Şubat 1993te, Eşref Bitlisin uçağı da, havalandıktan kısa bir süre sonra düşmüş ve bütünsabotajiddialarına rağmen, Askeri Savcılık düşme sebebi olarakbuzlanmayı göstermişti!.. “Muammahâlâ devam ediyor… Eldekiteknik verilerin tamamı birsabotaj”ı işaret ediyor olmasına rağmen, olayın üstü örtüldü…
Bugün, hiç kimsesabotajdemiyor ama hiç kimse de olayınkazaolduğuna inanmıyor!..
Çünkü herkes biliyor ki; Eşref Bitlis o uçakla uçabilse ve Diyarbakıra varabilse idi, büyük bir ihtimalle “çantasındaki dosyaları” açacak ve yine büyük bir ihtimalleteröre son verecek” çözüm metodlarını açıklayacaktı…
Gelin görün ki; uçak düştü, Eşref Bitlis öldü ve içindedosyalar bulunan “çantada ortadan kayboldu!..
KAZA MI, PLANLI BİR SUİKAST MI?
Enteresan değil mi; merhum Muhsin Yazıcıoğlunun da cesedi bulundu ama “çantası ortada yok!..
O çantada, hangitanıklıkbelgeleri vardı acaba?.. Ne hikmettir bilinmez, türkaza”(!)larda ilk önce “çantalar kayboluyor ortadan!.. Malûm; bir “şüpheli kazada ölen Adnan Kahvecinin de çantası hâlâ bulunamadı!
Ama, “sırolan sadece “çantalar değil!..
Çantalar gibi, daha nicesırlar var ki; sırlar aydınlanmadanhelikopter kazası”(!) da aydınlanamaz!..
Hatırlarsınız… 27 Mart 2009 tarihli Aynada, içime düşenkurtlardan söz etmiş, kafamdan geçensenaryoları paylaşmıştım sizlerle…
Ve sormuştum:
olay, gerçekten bir kaza mı, yoksa planlanmış bir suikast mı?!?”
Malûm, Muhsin Bey; kendi imkânlarıyla kiraladığı helikopterle Sivastan Kahramanmaraş’a gelip, miting alanındaki vatandaşlara seslenirken, şöyle diyordu:
Devletten seçim yardımı almıyoruz…
İlk defa helikopter kiralayıp miting yapıyoruz.”
Nereden bilebilirdi ki;
“İlk defakiralanan helikoptereson defabineceğini?.. Nereden bilebilirdi ki; bindiği helikopterdesinyal verici cihazbulunmadığını?!?..
Evet; Şevket Sabancı, Ali Sabancı ve Emine Kamışlı tarafından Ağustos 2000de kurulan Esas Holding bünyesindeki Med Air şirketine ait helikopterde, “düştüğü yeri gösteren bir cihazneden yoktu?..
Hangi çağdayız Allah aşkına?..
Düşünebiliyor musunuz;
Türkiyede trafikte seyreden bir Mercedes otomobil, üretildiği Almanyadan takip edilebiliyor!..
Araç şu anda nerededir, ne durumdadır; araçtan gelensinyallerle yeri tesbit edilebiliyor!..
Peki, birotomobilfirması kadar ayrıntıyı düşünürken, “koskoca helikopter” üreten firma, ona niye birsinyal cihazı” monte etmez?.. Ve de, böyle bir helikopterin uçmasına nasıl izin verilir?..
Düşünebiliyor musunuz;
Trafikte seyreden bir otomobilinfarı kırıkise, “ilkyardım çantası” bulunmuyorsa, bagajındazincir, takoz, çekme halatı” yoksa, trafik polisi hemen durduruyor otomobili ve gerekiyorsatrafikten menediyor!..
Peki, sormak gerekmez mi o zaman;
Düşen helikopterin ait olduğu Med Air şirketinin pilotlarından Ali İbanoğlunun sözlerini nasıl değerlendireceğiz?..
Kaptan İbanoğlu diyor ki;
Helikopterin tam olarak nereye düştüğünü bilemiyoruz!.. Yerinin tesbiti için ise; ne bizde, ne helikopterde sinyal gönderen bir cihaz bulunmuyor!”
Buyrun, burdan yakın!..
NTV, PİLOTU 37 DEFA NİYE ARADI?
O günkü yazımda, daha başka sorular da sormuş, cevaplar aramıştım… Ancak aradan geçen 3 ay boyunca sorulara cevap bulmak yerine, “yeni yeni sorularla karşılaştık!
Evet, “yeni bulgular, “yeni soruları” da beraberinde getirdi.
Son sorudan başlayalım:
Malûm, Vakit muhabirlerinin ulaştığı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı raporuna göre; Ayhan Şahenke ait Doğuş Grubuna bağlı NTV Televizyonu, kaza günü helikopter pilotu Mustafa Kaya İstektepeyitam 37 defaaramış!
aramalardan 7 tanesinin, kazanın duyulduğu saatten önce olması son derece enteresan!..
Tabiî, diğer aramalar da enteresan!..
Bir televizyon kanalı, birhelikopter pilotunu ısrarla niye arar ki?.. Arasa arasa, “haberiçin arar!.. Peki amahelikopter pilotunda ne gibi birhaberolabilir ki?!?..
Hele dekazadan önce!..
Hem de7defa!..
Bakın, o daayrı bir soruolmasına rağmen, İHA muhabiri İsmail Güneş’in, hem dekaza öncesinde tam113 defaniye arandığını sormuyorum!..
Sormuyorum, çünkü;
İsmail Güneş, birmuhabirdir ve bir televizyon kanalının onu araması gayet tabiîdir!..
Tabiî, doğal oluş, “şüpheleriortadan kaldırmıyor;
Niye 113 defa?!?”
89 ARIZAYA RAĞMEN NASIL UÇTU?
Biliyorsunuz, olayla ilgili olarak TBMMde birkomisyonoluşturuldu… TBMM Araştırma Komisyonu pek çok kişiyi dinledi ve sonunda birraporyayınladı!..
Ve yine, süreçte BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ve merhum Muhsin Yazıcıoğlunun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ziyaret edip “şüphelerini aktardılar!..
Peki, gerek Komisyona bilgi veren, gerek Başbakanla görüşen kişilerin “şüpheleri neydi?..
Buyrun, kısa anekdotlar halinde kafalarda gittikçe büyüyen o “şüpheleri dillendirelim:
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlunun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili oluşturulan TBMM Araştırma Komisyonunun son toplantısında, pek çok uçak kazasında bilirkişilik yaptığı belirtilen, halen de özel bir havayolu şirketinde kaptan pilotluk yapan Fevzi Altunbulak şunları söylüyordu:
¥ “Elektronik kayıtlarına göre o uçak kaza öncesinde değişik noktalardan 89 kez arıza yapmış. Ancak arızalar uçuş defterine kaydedilmedi. Çünkü kaydedilmiş olsa o uçağın yeniden uçuşa çıkması mümkün değil. 89 arızaya rağmen pilottan uçuşa devam etmesi istendi.”
¥ Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlunun beyin cerrahı olan bacanağı Dr. Rafet Aslanoğlu kazadan önce helikopterde bulunanlara program sıkışıklığından dolayı paket yemek verildiğini ifade ederek, diyordu ki;
Adli tıp raporunda, helikopterdeki herkestetama yakın akut koroner damar tıkanıklığı tespit edildi. bir tesadüf olamaz. 30 yaşlarında olan İHA muhabiri İsmail Güneş’tetama yakın akut koroner damar tıkanıklığı var. Muhsin Beyde de var. hiç normal bir durum değil. Bunun böyle olması mümkün değil. Yemekte ilaç olma ihtimali var. ilaç zehir olabilir.”
¥ Muhsin Yazıcıoğlunun yakın arkadaşı BBP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da, Kayseri Valisi Mevlüt Biliciyi kaza duyulur duyulmaz aradığını söyleyip; sözlerini şu şekilde sürdürmüştü:
Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, jandarma istihbarattan bir bilgi geldiğini, Muhsin Beyin yaşadığını ancak bazı kırıkların olduğunu, bir ambulansla Kayseriye doğru hareket edildiğini bana aktardı. O gün verilen bilgiler çok önemli. Kayseri Valisi benim yakın arkadaşım. Vali Bey ile telefon konuşmamızda, ‘Bana gelen habere göre Yazıcıoğlu yaşıyormuş ancak yaralıymış. Ambulans hareket etmiş. Kayseriye geliyorlar. bilgileri bana jandarma istihbarat verdi’ şeklinde konuşmuştu, sonra ifade değiştirdi. ‘Emniyetten geldidedi. durumun açığa kavuşturulması çok önemli. Vali Bey çıksın gerçekleri açıklasın.”
Malûm; kaza sonrası helikopter enkazına ELT cihazı olmadığı ya da çalışmadığı için am 48 saat sonra ulaşılabildiği iddia edilmişti. Ali Sabancı’ya ait helikopterde ELT cihazının olup olmadığı, varsa çalışıp çalışmadığı günlerce gündemi meşgul etmiş, “bir kısım medyada konuyla ilgili hiçbir habere yer verilmemesi dikkat çekmişti.
TBMM Araştırma Komisyonuna ELT cihazıyla ilgili sunulan ifadelerde, şöyle deniliyordu:
¥ “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, helikopterde yeni nesil Artex ME406 P cihazı olduğunu bildirmişti…
Oysa, Telekomünikasyon Kurumunun belgesinde, helikopterde POITER 4000-10 marka ELT cihazının bulunduğu açıkça belirtiliyor.
1 Şubat 2009 tarihinden itibaren COMPAS-SARSAT uyduları 121,5 Mhz üzerinden sinyal gönderen ELT sinyallerinin tespit edilemeyeceğini, bunun yerine yeni nesil ELT cihazının verdiği 406 Mhz sinyallerin alınacağı uluslararası yönetmeliklerle belirtiliyor.
Bütün gerçekler ELT cihazının sonradan yerleştirilmiş olduğunu ve helikopterde model, uyduya sinyal gönderemeyen bir ELT cihazı bulunduğunu, yeni nesil ELTnin ise kaza sonrası konulduğunu destekliyor.”
Yine malûm ki;
¥ BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu 17 Haziran günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğana, kazaya ilişkin 55 sayfalık rapor sunmuştu.
Topçu, kamuoyuna yansımayan bir bilgiyi Erdoğana aktararakDüşen helikopteri üreten firma, kontrollerinde helikopterin yerinden kımıldatılmaması için 14 kırmızı bülten yayınlamış.
Kontrollerde pilot ismi aynı olmasına rağmen 8 farklı imza var. Aksaklıklar gizlenmiş, helikopter uçurulmuş” diyor, Erdoğan da buna karşılık, “Raporu incelettireceğim. Gereği neyse o yapılacakcevabını veriyordu.
BELGELER KİMDEN, NİYE SAKLANIYOR?
Gelen her yeni bilgi, “kuşkuları daha da kuvvetlendirecek nitelikteydi.
BBP Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda kazayı araştıran heyetin başkanı olan Ahmet Şanverdi, hazırladıkları “raporda, kuşkularını şöyle dile getiriyorlardı:
¥ “Yayınlanan ön raporlarda kesin hükme varmak için laboratuvar sonuçları ve helikopterde bulunan bazı aletlerin test edilmesinden sonra bir sonuca varılabileceğini açıkça beyan etmektedir.
Başta Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları, Kaza Kırım Ekibi ısrarlı müracaatlarımıza rağmen olayın aydınlanmasını sağlayacak belgeleri tarafımıza vermemişlerdir. Bize vermedikleri belgeleri TBMM Komisyonuna da vermemişlerdir. Mesela olayın aydınlatılmasında hayati öneme haiz Helikopter Bakım Defterleri ile helikopterin teknik dosyası ne tarafımıza, ne de Meclis Komisyonuna verilmemiştir.”
Alın size sorunun hası:
bilgiler niye verilmiyor… Birileri milletten bir şey mi gizliyor, yoksa birileri korunmaya mı çalışılıyor?!?”
Görüyorsunuz ya;
Olayın içine girdikçe, “içinden çıkılmaznoktalara gidiliyor!..
HİÇ BİR CİNAYET MÜKEMMEL DEĞİLDİR!
Hani, diyorum ki;
Kafalar özellikle mi bulandırılmak isteniyor?.. Öyle ya; ortada ne kadarsoruvarsa, o kadar “şüpheoluşur!..
“Şüphelerin çok olduğu yerde ise, “gerçekler güme gider!..
Açık ve net söyleyeyim;
kaza”(!) eğer birderin devlet cinayetideğilse, er veya geç çözülür ve sorumluların yakalarına yapışılır!..
Amaderin devlet cinayetiise, korkarım ki, “yeni bir Eşref Bitlis vakası” ile karşı karşıya kalırız!..
Faili meçhulbir vaka!.
Daha doğrusufaili malûmbir vaka!..
Ama ne okaza”(!)yı araştıran var, ne de birilerinin yakasına yapışan!..
Hayır… Merhum Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin de aynı “esrarengizlik okyanusunda kaybolmalarını istemiyorum!..
Çünkü, çok iyi biliyorum ki;
Hiçbir cinayet mükemmel değildir!”
En mükemmel cinayetler bile, küçük bir ipucu ile çözülebilir!.. Onun için, “helikopter kazası” da çözülmelidir!.. Çünkü hiç kimse, bunun birkazaolduğuna inanmıyor!..
O halde, “cinayetihtimali öne alınmalı veipuçları” buna göre değerlendirilmelidir!..
Sözün özü, dosya kapatılmamalıdır!..
***
Hani darbelere karşıydınız?
Hani, CHP kurmaylarının; “Geçici 15. maddeyi kaldıralım, darbecileri yargılayalımdediği gün, teklifinzamanlamasına dikkat çekip, teklifindostlar alışverişte görsünkabilinden bir teklif olduğunu söylemiştim ya, maalesef yine haklı çıktım…
Şu hâle bakın… “Cuntacıların sivil mahkemelerde yargılanması”nın önünü açan yasa Meclisten geçince; CHPliler hop oturup hop kalkmaya başladı…
Neymiş?.. Aldatılmışlar!.. Neymiş?.. Oyuna getirilmişler!.
Aslında var ya; “Oylama yapılırken resmen uyuyorduk, ne yaptıklarının farkına varamadıkdemiyorlar da, “Aldatıldıkdiyorlar!.. Oysa ortadaaldatmafilan yok… Tam aksinemutabakatvar… Ama, işin ucunundarbecilerin sivil mahkemede yargılanması”na vardığını görünce, başladılar kıvranmaya!..
İyi, hoş da, benim anlayamadığım şu:
Arkadaş, “Darbecileri yargılayalımdiyen siz değil miydiniz?..
Alın size yasa!.. “Darbecileri yargılayacakbir yasa!..
O halde, gürültü niye?.. Demek ki siz, “samimideğilsiniz…
Demek ki; “sözde demokrat, özde darbeciidiniz!..
Demek ki; “takiyyeyapıyordunuz!..
İşte “şapkanız düştü, yinekeliniz göründü!..

Vakit

Popularity: 1% [?]

İlgili Haberler

Güncel Kategorisindeki Diğer Haberler
En Son Yorumlar