<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Basın Yayın</title>
	<atom:link href="http://www.basinyayin.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.basinyayin.net</link>
	<description>Basından seçmeler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Feb 2010 18:16:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>YÖK Başkanı&#8217;ndan öğrencilere çağrı</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/yok-baskanindan-ogrencilere-cagri</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/yok-baskanindan-ogrencilere-cagri#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 18:16:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[basin medya]]></category>
		<category><![CDATA[dünya basın yayın]]></category>
		<category><![CDATA[türk medyası gazeteler]]></category>
		<category><![CDATA[YÖK Başkanı'ndan öğrencilere çağrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2734</guid>
		<description><![CDATA[Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Danıştay&#8217;ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen sınav takviminde herhangi bir ertelemenin olmayacağını açıkladı.
Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi Dağcılık Kulübü işbirliği ile Uludağ zirvesine gerçekleştirilen &#8216;Ata&#8217;ya Saygı Tırmanışı&#8217;na katılmak amacıyla Bursa&#8217;da bulunan Başkan Özcan, Danıştay&#8217;ın katsayı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararını değerlendirdi.
Katsayı ile ilgili yaptıkları ikinci düzenlemenin de Danıştay tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Danıştay&#8217;ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen sınav takviminde herhangi bir ertelemenin olmayacağını açıkladı.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi ve Uludağ Üniversitesi Dağcılık Kulübü işbirliği ile Uludağ zirvesine gerçekleştirilen &#8216;Ata&#8217;ya Saygı Tırmanışı&#8217;na katılmak amacıyla Bursa&#8217;da bulunan Başkan Özcan, Danıştay&#8217;ın katsayı ile ilgili yürütmeyi durdurma kararını değerlendirdi.</p>
<p>Katsayı ile ilgili yaptıkları ikinci düzenlemenin de Danıştay tarafından durdurulduğunu hatırlatan Özcan, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı verdi, bu önemli değil. Bir düzenleme yaptık, düzenleme tamamen başarıya dayanan mükemmel bir çalışmaydı. Fakat Danıştay onu iki noktadan hareketle yürütmeyi durdurma kararı verdi. Onlarda farklı katsayı uygulamaması için özlük ilkesine uymamasıydı. ikinci yaptığımız düzlenme ile hem katsayı uygulaması getirdik. Bağlı 408 soru arasında bir fark yarattık. Alanlar arasında bu sefer anlaşıldığı gibi yeterli bulunmadı. Bundan sonra ne yapabiliriz? Arkadaşlarımla konuşmadan kesin bir şey söylemeyeceğim. Yarın arkadaşlarımızla istişare yaptıktan sonra aksam veya sonraki gün size yol haritası hakkında daha açıklayıcı doyurucu bilgiler vermek durumunda olacağız.&#8221;</p>
<p>Öğrencilerin bu tür gelişmelerden olumsuz etkilenmesinden korktuğunu ifade eden Özcan, &#8220;Öğrencilerimiz kesinlikle bu tür gelişmelerden etkilenmemeliler. Yürütmeyi durdurma kararı ikinci sınavı etkiliyor, birinci sınavı değil. Motivasyonlarını bozmasınlar çalışmalarına devam etsinler. Öğrenciler açısından ne yapacağımızı çok iyi biliyoruz, hazırlığımızda var. Çocuklarımız morallerini bozmasın, tek isteğim bu. Çalışmalarına devam etsinler.&#8221; dedi.</p>
<p>Sınav takviminde bir değişiklik olacağına ihtimal vermediğini anlatan Başkan Özcan, şunları kaydetti: &#8220;Olsa olsa bir haftalık geri atmalar olabilir. Onun haricinde kesinlikle sınav sürecinde oynanmamasına çalışacağız. Hazırlıklarımızı ona göre yapıyoruz. Belki müracaatları katsayı meselesi ikinci sınav sonrası ile konusunda ilgilendiriyor. Öğrencilerimiz çok meraklanmasın. Kendilerine daha önce verilen tarihlerde sınavlar yapılacaktır.&#8221;</p>
<p><a href="http://www.ygs-lys.net/yok-baskanindan-ogrencilere-cagri" target="_blank">http://www.ygs-lys.net/yok-baskanindan-ogrencilere-cagri</a></p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2734&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/yok-baskanindan-ogrencilere-cagri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Danıştay yine DURDURDU !</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/danistay-yine-durdurdu</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/danistay-yine-durdurdu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 18:06:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay yine DURDURDU]]></category>
		<category><![CDATA[katsayı]]></category>
		<category><![CDATA[katsayı uygulaması]]></category>
		<category><![CDATA[lys]]></category>
		<category><![CDATA[lys katsayı]]></category>
		<category><![CDATA[öss 2010]]></category>
		<category><![CDATA[ygs]]></category>
		<category><![CDATA[ygs katsayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2730</guid>
		<description><![CDATA[Danıştay 8. Dairesi, YÖK&#8217;ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.
Danıştay 8. Dairesinin, YÖK&#8217;ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Danıştay 8. Dairesi, YÖK&#8217;ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulaması öngören 17 Aralık 2009 tarihli kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.</p>
<p>Danıştay 8. Dairesinin, YÖK&#8217;ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığı belirtildi.</p>
<p>Danıştay 8. Dairesi, YÖK&#8217;ün 17 Aralık 2009 tarihli yeni kararının, iki, üç ve dördüncü maddelerinin yürütmesini oy birliğiyle durdurdu.</p>
<p>Dairenin gerekçesinde, dava konusu kararın ikinci maddesinde,&#8221;Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) puanları ile yerleştirme yapılan programlar ve Lisans Yerleştirme Sınavı (LYS) puanları esas alınarak yerleştirme yapılan programlarda, ilgili Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı (AOBP), adayın kendi alanında bir programı tercih etmesi halinde 0,15; alanı dışında bir programı tercih etmesi halinde ise 0,13 ile çarpılır. Ortaya çıkan sayının sınav sonucuna eklenmesi suretiyle bu aşamadaki yerleştirmeye esas olacak puan belirlenir&#8221; hükmünün yer aldığı hatırlatıldı.</p>
<p>Kararın, üçüncü maddesinde, &#8221;Adaylardan öğretmen lisesi ve meslek lisesi mezunu olanların, sınavsız kayıt hakkı olanlar dışında, kendi alanlarındaki programları tercih etmeleri halinde ilgili ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının 0,05 ile çarpımı sonucunda bulunan puan 2. maddeye göre hesaplanan toplam puana ayrıca eklenir&#8221;, dördüncü maddesinde ise &#8221;Meslek Yüksek Okullarının sınavsız geçişten boş kalan kontenjanlarına açık öğretim programlarına ve meslek liselerinin devamı niteliğindeki lisans programlarına YGS puanları esas alınarak yerleştirme yapılır&#8221; kuralının getirildiği belirtildi.</p>
<p>Gerekçede, şöyle denildi: &#8221;Katsayı farkının belirlenmesinde davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının iddia ettiği gibi bireylerin devlete karşı korunması değil, devletin bireylere tanıdığı ve yararlandırdığı hakların tam ve gereğince kullanılmasının sağlanması amaçlanmalıdır. Yani bireylerin haklarının birbirlerine karşı korunması, sahip olunan hakların özüne ve ruhuna uygun kullanımının sağlanmasıdır. Maddi olayda ölçülülük ilkesinin hareket noktası da öğrencilerin mesleki eğitim, genel lise eğitimi ve genel liseler içinde alan, bölüm seçerek oluşturdukları birikimin adil bir değerlendirmeye tabi tutulmasını sağlamaktır. Bu ayrımların kaldırılması sonucunu doğuran bir düzenlemenin eğitim sisteminin örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozacağı ve yargı kararlarına aykırı olacağı açıktır.&#8221;</p>
<p>-YÖK&#8217;ÜN SAVUNMASI-</p>
<p>Davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının savunmasına da yer verilen gerekçede, YÖK&#8217;ün yargı kararları nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü hukuki boşluğu gidermek için belirlediği farklı katsayı oranına ilişkin açıklama yaparken &#8221;yönlendirme amacıyla getirilen sınırlamanın bireyin yükseköğrenim hakkını ortadan kaldırmaması, istediği takdirde makul seviyede bir gayretle bu sınırlamayı aşabilmesine imkan verilmesi gerektiği, aksine bir yaklaşımın bireyi katlanamayacağı bir sorumluluk altına sokarak Anayasanın beşinci maddesine aykırılık teşkil edeceği, yasal kuralların ilgililerin farklı bir alanı tercih etmelerinin engellenmesi sonucunu doğuracak düzenlemeleri içermediği gibi meslek lisesi mezunlarına kendi alanlarından farklı bir alanda yükseköğrenim görmek istemeleri halinde de farklı katsayı uygulanacağına ilişkin bir düzenleme yer almadığı, farklı katsayı uygulamasının meslek liselerini olumsuz etkileyeceği, sınav sürecinin başladığı, kılavuzların hazırlandığı bu aşamada oluşacak değişikliklerin öğrencilerin başvurularında belirsizlik yaratacağı&#8221;nın ileri sürüldüğü belirtildi.</p>
<p>YÖK&#8217;ün bu savunmasının, farklı katsayı uygulamasını kaldıran düzenlemeye yönelik olarak açılan davalarda verilen savunmalarını tekrar eder nitelikte olduğu ifade edilen gerekçede, &#8221;Bu şekilde katsayı farkının olmaması ya da olacaksa da aşılabilir bir niteliğinin bulunmasına yönelik olan bir amacın, mevzuatta öngörülen ve dairemizce ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlarda da vurgulanan temel ilke ve yaklaşıma uygun olmadığı açıktır. Ayrıca uygulanacak katsayı sınavlar sonucunda yerleştirmeye esas puanın hesaplanmasında dikkate alınacağından sınavlara başvurma ve sınavları engelleyici bir husus değildir&#8221; denildi.</p>
<p>Gerekçede, &#8221;1998 yılından itibaren uygulanan ve hukuka uygunluğu yargısal kararlarla istikrar kazanmış farklı katsayı uygulaması ile dava konusu karar alınıncaya kadar uygulanmakta olan alan içi tercihlerde 0.8, alan dışı tercihlerde 0.3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0.15, alan dışı 0.13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı&#8221; vurgulandı.</p>
<p>Kararın ayrıca yargı kararlarının gereklerine aykırı olduğu ve yargı kararlarını geçersiz kıldığı sonucuna ulaşıldığı belirtilen gerekçede, &#8221;Bu durumda, dava konusu düzenlemenin ikinci maddesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır. Düzenlemenin üçüncü maddesi ve kararın dördüncü maddesindeki puanlama sistemi ikinci maddeye dayandırılmış olduğundan, hukuki geçerliliğinden söz etmeye olanak yoktur. Dava konusu kararın iki, üç ve dördüncü maddelerinin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar oluşacağı da açıktır&#8221; denildi.</p>
<p>Danıştay 8. Dairesinin, YÖK&#8217;ün farklı katsayı uygulaması öngören kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin gerekçesinde, uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerektiği vurgulanarak, &#8221;Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereği tartışmasızdır&#8221; denildi.</p>
<p>Dairenin gerekçesinde, davacı İstanbul Barosunun dava açma ehliyeti olup olmadığı konusu irdelendi. Çeşitli baro başkanlıklarının Danıştayda açtığı davalardan örnekler verilen gerekçede, Avukatlık Yasası&#8217;nda yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin niteliği, bu işlemin hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini etkileyip etkilemediği, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarının ihlal edilip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü ancak daha geniş yorumlandığı vurgulandı.</p>
<p>Dava konusu karar ile yükseköğretime girişte bir sistem getirildiği ve bu düzenlemeyle ülkenin eğitim sisteminin bütününün etkilendiği ifade edilen gerekçede, &#8221;Dava konusu kararın bu özelliği nedeniyle genel kamu yararı ile ilgili bulunduğu açıktır. Yargı kararlarının uygulanmadığı savıyla açılan bu davada, işlemin hukuki niteliği ile hukukun üstünlüğünü koruma görev ve yükümlülüğü bulunan davacı baro başkanlığının iddiaları birlikte dikkate alındığında davacının dava konusu kararla menfaat ilgisinin bulunduğunun kabulü zorunludur&#8221; denildi.</p>
<p>İstanbul Barosu Başkanlığının Yükseköğretim Genel Kurulunun 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davada, davalı YÖK&#8217;ün &#8221;İstanbul Barosunun dava açma ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddiası&#8221;nın da bu nedenlerle kabul edilmediği anımsatılan gerekçede, &#8221;Davalı idarenin söz konusu kararına yönelik olarak verilen yürütmenin durdurulması kararı sonrası tesis ettiği dava konusu işleme karşı Baro tarafından dava açılabileceği de tartışmasızdır&#8221; denildi.<br />
Davacı baro başkanlığının YÖK&#8217;ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açtığı davada yürütmenin durdurulmasına karar verildiği anımsatılan kararda, YÖK&#8217;ün yeni kararının, Danıştay 8. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlar nedeniyle oluştuğu ileri sürülen hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla tesis edildiğinin belirtildiği ifade edildi.</p>
<p>-&#8221;SINIRSIZ VE MUTLAK BİR TAKDİR YETKİSİNDEN SÖZ EDİLEMEZ&#8221;-</p>
<p>Anayasa ve yasalara göre, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettiği işlemlerin de idari yargı denetimine tabi olduğunu vurgulanan gerekçede, şunlar kaydedildi: &#8221;Takdir yetkisinin kullanımı idareyi yargı denetiminden bağışık kılmaz, hukuk devletinde sınırsız ve mutlak bir takdir yetkisinden söz edilemez. Hukuk devleti olmanın gereği, idarelerin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayalı işlemlerin, hukukun belirlediği sınırlar ve eşitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir.&#8221;</p>
<p>Yürütmenin durdurulması kararının, davanın esası hakkında verilen kararlar gibi yerine getirilmesinin zorunlu olduğu vurgulanan gerekçede, yürütmenin durdurulması kararının hukuki gereklerine uygun bir işlem tesis edilmesinin de Anayasal ve yasal zorunluluk olduğuna işaret edildi. Gerekçede, şu tespitler yapıldı: &#8221;Yargı kararlarının uygulanması konusunda idarelere herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı açıktır. Yani idarelerin yargı kararlarının doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yapma yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa ve yasa hükümleri ile idare hukuku ilkesi gereği idareler iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla görevlidir. Bu nedenle idareler iptal kararlarının amaç ve kapsamı dışında bir işlem tesis edemez. İdarelerin bu amaç dışında başkaca bir tercih ve takdir hakkı yoktur.&#8221;</p>
<p>-&#8221;MİLLİ EĞİTİM TEMEL YASASI&#8217;NIN ASIL AMACI&#8221;-</p>
<p>Yükseköğretim Kurulunun, 30 Temmuz 1998 tarihli kararı ile 1999 yılından itibaren başlatılan uygulama ile tek aşamalı sınav ve sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının hesaplanmasında farklı katsayı uygulamasının başlatıldığı belirtilen gerekçede, ortaöğretim kurumlarından mezun olanların öğrenim gördükleri meslek ya da alanda yükseköğrenim görmelerinin Milli Eğitim Temel Yasası&#8217;nın asıl amacı olduğu vurgulandı.</p>
<p>Bu amaca uygun olarak öğrencilerin meslekleri ya da alanları dışında eğitim görmek istemeleri halinde üniversite puanlarının daha düşük bir katsayı, tersine durumda ise daha yüksek katsayı uygulanacağına ilişkin anılan kararın alındığı ve uygulamanın 1999 yılından itibaren başlatıldığı ve o tarihten bu yana uygulandığı anımsatıldı.</p>
<p>Yükseköğretim Kurulunun bu kararlarıyla ilgili uygulamalarına karşı daha önce birçok dava açıldığı ve verilen ret kararlarının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca da onandığı ifade edilen gerekçede, böylece, farklı katsayı uygulamasında hukukun temel ilkelerine, Anayasa ve ilgili yasalara aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.</p>
<p>Gerekçede, davalı idarenin farklı katsayı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararına karşı açılan davalarda, &#8221;farklı katsayı uygulaması konusunda yargı kararlarıyla istikrar kazanmış bir sistemin yerleşmiş olduğu ve bu kararlardan sonra mevzuatta bu kararın aksine yapılmış yasal bir düzenleme bulunmadığı, yargı kararlarında yapılan hukuki değerlendirmelerin bugün için de geçerliliğini sürdürdüğünün belirlendiği&#8221; kaydedildi.</p>
<p>Dairenin gerekçesinde, İdari Dava Daireleri Kuruluna yapılan itiraz üzerine verilen kararda da &#8221;idarenin farklı katsayı belirlemesine yönelik yapacağı düzenlemede belirleyeceği katsayının ölçülülük ilkesi dikkate alınarak eğitim sisteminin yönlendirme esası gereği örgütleniş biçimindeki bütünlüğü bozmaması, alan/bölüm, mesleki eğitim, genel lise eğitimi gibi ayrımları ve yargı kararlarını geçersiz kılacak nitelikte olmaması gerektiği&#8221;nin vurgulandığı anımsatıldı.</p>
<p>İdarenin yargı kararları üzerine farklı katsayı uygulaması konusunda bağlı yetki içinde bulunmasına karşın, bu katsayıların belirlenmesi noktasında takdir yetkisine sahip olduğu vurgulanan gerekçede, &#8221;Ancak bu yetkinin kullanımı da mutlak ve sınırsız değildir. Bir başka anlatımla uygulanmakta olan ve zaman içinde birtakım sonuçlar doğurarak istikrar kazanan bir düzenlemenin değiştirilmesi ya da kaldırılması için hukuk düzeninde veya maddi olayda bir değişiklik olması gerekir. Yani önceki uygulamayı kaldıran ve yeni bir uygulama getiren düzenlemenin hukuken geçerli sebeplere dayanması gereği tartışmasızdır&#8221; denildi.</p>
<p><a href="http://www.ygs-lys.net/danistay-yine-durdurdu" target="_blank">http://www.ygs-lys.net/danistay-yine-durdurdu</a></p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2730&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/danistay-yine-durdurdu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türk askeri okulunu bile kurşunlar&#8217;</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/turk-askeri-okulunu-bile-kursunlar</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/turk-askeri-okulunu-bile-kursunlar#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 17:59:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA['Türk askeri okulunu bile kurşunlar']]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2727</guid>
		<description><![CDATA[Genelkurmay BaşkanıBaşbuğ&#8217;un &#8216;Balyoz&#8217; darbe planı iddialarıyla ilgili yaptığı &#8220;Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?&#8221; açıklamasına Binbaşı Fethi Gürcan&#8217;ın oğlu Ömer Gürcan&#8217;dan ağır bir cevap geldi.
Babası Harbiyelileri isyana teşvik ettiği gerekçesiyle 46 yıl önce idam edilen Gürcan, &#8220;Türk askeri her zaman yapar. Kendi harp okulunu kurşunlar. Atatürk&#8217;ün mezun olduğu harp okulunu kurşunlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genelkurmay BaşkanıBaşbuğ&#8217;un &#8216;Balyoz&#8217; darbe planı iddialarıyla ilgili yaptığı &#8220;Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?&#8221; açıklamasına Binbaşı Fethi Gürcan&#8217;ın oğlu Ömer Gürcan&#8217;dan ağır bir cevap geldi.</p>
<p>Babası Harbiyelileri isyana teşvik ettiği gerekçesiyle 46 yıl önce idam edilen Gürcan, &#8220;Türk askeri her zaman yapar. Kendi harp okulunu kurşunlar. Atatürk&#8217;ün mezun olduğu harp okulunu kurşunlar. Bundan daha ötesi olur mu?&#8221; dedi. Babasının &#8216;darbeler ve ihtilaller tarihi&#8217;ni okumasını istediğini dile getiren Gürcan, 21 Mayıs&#8217;tan sonra genç subayın dışındaki yapılan darbelerin bir &#8216;orta oyunu&#8217; gecekondu tipi darbeler olduğunu ileri sürdü. Gürcan, Adnan Menderes&#8217;in asılmasında ise İsmet İnönü&#8217;nün tavrının etkili olduğunu savundu.</p>
<p>1962 ve 1963 yılları arasında Ankara&#8217;da Harbiyelileri isyana teşvik ettikleri için asılan Aydemir ve Süvari Birliği Komutanı Binbaşı Fethi Gürcan&#8217;ın idamları ile ilgili tartışmalar aradan 46 sene geçmesine rağmen sürüyor.</p>
<p>Cihan Haber Ajansı muhabirine konuşan Ömer Gürcan, 1960 darbesinde 15 yaşında olduğunu söyledi.</p>
<p>22 Şubat 1962 kalkışması ile 27 Mayıs&#8217;ta da babasının ön planda olduğunu dile getiren Gürcan, 22 Şubat 1962&#8242;den sonra babasının emekliye sevk edildiğini ifade etti.</p>
<p>1963 yılında sivil olmasına rağmen babasının resmi üniformasını giyip 21 Mayıs 1963 hareketine katıldığını anlatan Gürcan, 26 Haziran 1964&#8242;de babasının asıldığını belirterek &#8220;Bu olaylara babamın giriş nedeni, iktidarın babamı öğrenci gençliğin üzerine sürmesi, Ankara siyasal bilgilerde &#8216;ateş et&#8217; emri vermesi, babamın dinlememesi ve isyancı olması. Zaten şu anki darbecilerle konuşursak isyancı, ihtilalci, darbeci kelimelerini ayırtmamız lazım.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>İHTİLALCİ OĞLUYUM DİYE ASKERDEN ÇIKARILDIM<br />
1966 yılında liseyi bitirdiğini ve ODTÜ&#8217;ye elektronik mühendisi olarak girdiğini anlatan Gürcan, Silahlı Kuvvetler&#8217;e müracaat edip alındığını ancak 15 gün sonra &#8216;ihtilalci oğlu&#8217; diye çıkarıldığını belirtti.</p>
<p>Sonra mahkeme kararıyla tekrar döndüğünü ifade eden Gürcan, &#8220;Kendimi 68 gençlik olayları içinde buldum. Babamın yaşadıklarını ben bir askeri öğrenci olarak yaşadım. 12 Mart&#8217;ın arkasından ordudan çıkarıldım. Babam gibi sivil oldum. Arkasından 12 Eylül geldi. İçeri alınıp 8 ay tutuldum. TRT&#8217;den elektronik mühendisi olarak emekli oldum. Bizim evde herşey konuşulurdu. Babamın planı çok sadeydi, ben de dinlerdim. Yapacağı şeyde kararlıydı. Şuanki darbecilere benzemeyen bir karakterdi. Babam olmasaydı belki 27 Mayıs bastırılmış olacaktı.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Harp Okulu&#8217;nun genelde subay çocuklarından oluştuğuna dikkat çeken Gürcan, 21 Mayıs ve 27 Şubat&#8217;ta Harp Okulu öğrencilerinin üst rütbeli babalarına, dayılarına ve amcalarına silah çevirdiğini aktardı.</p>
<p>Türkiye tarihinde bunun ilginç bir olay olduğunu vurgulayan Gürcan, çocuklarının, yeğenlerinin okuduğu Harp Okulu&#8217;nu paşaların makineli tüfeklerle tarattığını ve arkasından bütün öğrencilerin atıldığını savundu.</p>
<p>Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ&#8217;un &#8216;Balyoz&#8217; darbe planı iddialarıyla ilgili yaptığı &#8220;Allah Allah diye taarruz eden ordu camiye bomba koyar mı?&#8221; açıklamasının hatırlatılması üzerine Gürcan, şunları söyledi: &#8220;Türk askeri her zaman yapar. Kendi Harp Okulunu kurşunlar. Atatürk&#8217;ün mezun olduğu harp okulunu kurşunlar. Bundan daha ötesi olur mu? 1 Mayıs gibi olaylar olmuş ama hiç kafa dahi yormamış. JİTEM denen bir örgüt var. Onun bir binbaşısı var Cem Ersever diye, Kürtleri öldürmüş. Sonra Ankara&#8217;nın bir yerine cesedi atılmış, hiç üzerine gitmemiş. Taylan Özgür arkadaşımız, Beyazıt meydanında sırtından vuruluyor. Talat Duran diyor ki şu an onu vuran generaldir. Bundan hiç gocunmuyorlar. Böyle bir şey yoktur, varsa araştırmaları lazım. Türk ordusu hakkında çok büyük iddialar var. Kaybolmuş insanlar var. Sonra Türk ordusu hiç dincileri destekler mi? Mesela Muhsin Batur gider Erbakan&#8217;ı alır getirir, parti kurdurur. Arkasından Kürt hareketi kurarlar Hizbullah diye. İnsan katli yaparlar. Türkiye kabuk değiştiriyor. 50 bin insanın öldürülmesinden çocuk katili APO mu sorumlu; bana göre değil. 12 Eylül&#8217;de 1 milyona yakın insan işkenceden geçirildi. Bu insanlar dağa çıktı. Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Mart&#8217;ın 12 Eylül&#8217;de halkına yaptıklarının hesabını vermesi lazım. Şuan paşalar ulusalcı geçiniyor.&#8221;</p>
<p>MENDERES&#8217;İ ASTIRAN GENÇ SUBAYLAR DEĞİL<br />
&#8220;Türkiye&#8217;deki darbeler gecekondu tipi olduğu için yalancı darbelerdir.&#8221; diyen Gürcan, darbelerde sivillerin geri çekildiğini askerin onun yerine geçerek halkı ezdiğini öne sürdü.</p>
<p>Sivilin normal yollardan yapamadığını askerlerin darbe ile gelip yaptığını ileri süren Gürcan, 21 Mayıs&#8217;tan sonra genç subayın dışındaki yapılan darbelerin &#8216;orta oyunu&#8217; olduğunu iddia etti.</p>
<p>Cezaevindeyken babasını sürekli ziyarete gittiklerini anlatan Gürcan, her zaman babasının moralinin yüksek olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Beni asın, ben gelseydim sizi asacaktım.&#8221; dediğini aktaran Gürcan, babasının milletin aldatıldığını söylediğini belirtti. Babasının ihtilalci, isyancıydı olduğunu dile getiren Gürcan, &#8220;Anında karar verirdi. Tepkisini anında gösterirdi. Modern deyimle babam devrimcidir. İdam edileceğini akşam basılan gazetelerden öğrendik. Sabah 5&#8242;e doğru haber geldi. Gidip cenazesini aldık. Resmi bilgi verilmedi.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>O dönemde darbeyi teşvik eden gazeteciler bulunduğunu anlatan Gürcan, bu yapının her zaman olduğunu vurguladı. 27 Mayıs öncesi gençlik hareketlerine bir şayia yayıldığını dile getiren Gürcan, şöyle devam etti: &#8220;Kıyma makineleri, bir de Et Balık Kurumu&#8217;nda gençlerin kıyma haline getirildiği, arkasından gençlerin öldürülüp karayollarında üstlerine asfalt çekildiği şayiası. Bu çok ilginç. CHP&#8217;nin Genel Sekreteri Kamil Kırıkoğlu, onun anıları var, Tanju Cılızoğlu tarafından yazılan. Böyle şayialar var. Bunu çıkaran kim? CHP&#8217;liler. 27 Mayıs 1960 öncesi biz bu konuda araştırma yaptık, böyle bir şey olmadığını tespit ediyorlar. CHP Meclis grubunda kalkıyor Kamil Kırıkoğlu, böyle bir şey yok, bunların yalan olduğunu açıklayalım diyor. İsmet İnönü sinirleniyor; &#8216;hayır&#8217; diyor &#8216;varmış gibi söyleyeceksiniz&#8217; diyor. Arkasından BBC&#8217;ye demeç veriyor. Türkiye&#8217;de 300 tane gencin öldürüldüğünü söylüyor. İnfial yaratan siyasetçiler. Gençliğin üzerine ordu gençliğini sürüyorlar. Darbeciler 46&#8242;dan beri darbe planlıyorlar. İhtilali yapanlar darbeciler değil ihtilalciler. CHP Demokrat Parti&#8217;yi komünist diye suçluyor. CHP sol değildir. Tam komedi, tutarsız bir yapıdır. Menderes&#8217;i astıran genç subayları değildir. İsmet Paşa o zaman hiç konuşmuyor. Genç subaylar da &#8216;oda asılmasını istiyor&#8217; diye anlıyor. Tarihe geçmesi için bir mektup yazıyor, asmasın diye. Asılmasını istemeyen çıkar net bir şekilde demeç verirdi.&#8221;</p>
<p>Genç subayların heyecanları ve vatanperverlik duygularının istismar edildiğine dikkat çeken Gürcan, Genelkurmay&#8217;ın, darbe girişiminden idam edilen Albay Talat Aydemir ve Binbaşı Fethi Gürcan&#8217;ın dosyalarını isteyen Ergenekon Mahkemesi&#8217;ne &#8220;Bizde yok&#8221; cevabına karşılık, &#8220;Dosya bende var.&#8221; diye karşılık veriyor.</p>
<p>Habervaktim</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2727&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/turk-askeri-okulunu-bile-kursunlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yiğit Bulut haykırdı: Uyan Türkiye uyan!</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/yigit-bulut-haykirdi-uyan-turkiye-uyan</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/yigit-bulut-haykirdi-uyan-turkiye-uyan#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 17:54:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yiğit Bulut haykırdı: Uyan Türkiye uyan!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2723</guid>
		<description><![CDATA[İşte Yiğit Bulut&#8217;un olay yazısının tamamı&#8230;
Kazancımız TSK&#8230; Sorunumuz TSK-P!
1923’ten 2010’a kadar tarihimizi incelersek net bir gerçek ile yüzleşiriz:
Cumhuriyeti-mizin dünya standartlarında hatta üstünde yarattığı tek bir kurum
var: Türk Silahlı Kuvvetleri&#8230; Kimse kendine tek başına pay çıkarmasın,
“BİZ” yarattık, bu toprağın “Edirne’den Kars’a malını-canını” veren insanları&#8230;
TSK bizim malımız, kazancımız, artımız ve bu ülkeyi seven her fert, böyle bir
orduya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte Yiğit Bulut&#8217;un olay yazısının tamamı&#8230;</p>
<p>Kazancımız TSK&#8230; Sorunumuz TSK-P!</p>
<p>1923’ten 2010’a kadar tarihimizi incelersek net bir gerçek ile yüzleşiriz:<br />
Cumhuriyeti-mizin dünya standartlarında hatta üstünde yarattığı tek bir kurum<br />
var: Türk Silahlı Kuvvetleri&#8230; Kimse kendine tek başına pay çıkarmasın,<br />
“BİZ” yarattık, bu toprağın “Edirne’den Kars’a malını-canını” veren insanları&#8230;<br />
TSK bizim malımız, kazancımız, artımız ve bu ülkeyi seven her fert, böyle bir<br />
orduya sahip olduğu için mutlu, gururlu&#8230; Sevgili dostlar, bu tespit sonrası başlığa gelmek ve TSK’nın sorun ve/veya sorunlu olarak algılanıp algılatılmaya çalışıldığı şu günlerde bir düşüncemi sizlerle paylaşmak<br />
istiyorum&#8230;</p>
<p>Dürüst olalım; bir sorun var, her zaman da vardı! Birileri “kendilerini TSK’nın kurumsal kimliği ile özdeşleştirip” Türk halkına ve diğer kurumlara üstünlük “sağlarcasına” kendi yarattıkları bu “sanal pozisyonu” pazarladılar. Bu ülkede “askerin adamı” diye yıllarca dolaşan gazeteciler, işadamları, futbol kulubü<br />
başkanları, siyasetçiler, medya baronları oldu, kısmen de olsa olmaya da devam ediyorlar&#8230; Aslında askerin adamı falan değillerdi ama “toplumun geçmişten gelen militer dinamiklerinden” yararlanarak “sivilleşme katsayımızın” düşük olduğu her dönemde öne çıktılar, kendilerine haklar yarattılar, başkalarını<br />
“andıçladılar”, komutanlardan güç aldıklarını iddia ederek “panzerlerin üstüne”<br />
çıkıp seçilmiş hükümetleri tehdit ettiler&#8230;</p>
<p>Bu arkadaşlar aslında “hep birlikte” bir parti kurdular. Bir araya gelip “Türk Silahlı<br />
Kuvvetleri Partisini” oluşturup, yerleşik oldukları her alanda öne çıkarak “ülkeyi<br />
seçilmeden yönetmeye” kalktılar. Geçmişte Ankara’da konuşulanlardan bir cümle ile örnek vereyim; “X askerin adamı; X darbe olursa kesin başbakan!” Şaka gibi! Seçime girmeyen ama darbe ile iktidara gelen bir parti ve üyeleri&#8230;<br />
Sevgili dostlar, Türkiye’de “TSK’nın sorunun belkemiği” olduğu “merkezli” bir<br />
“algılama” yaratanların tuzağına düşmeden gerçeği görmeliyiz; sorunumuz TSK değil, TSK Partisi’ne üye olanlar ve bu parti üzerinden “iktidar dahil” her makamı ele geçirmeye çalışanlar&#8230; TSK en büyük kazancımız, TSK-P üyeleri ise demokrasi ve hukuk içinde acil çözüm bulmamız gereken en büyük sorunumuz!</p>
<p>Abdullah Gül’ü ‘tarafsızlık’ sınavı bekliyor</p>
<p>NEDEN mi ? Aslında her cumhurbaşkanı için “her adım”, bir “tarafsızlık sınavıdır”. Her imza, “sorgulanması” gereken bir vicdan muhasabesidir&#8230; Bu tespit sonrası başlığa dönelim, neden bu yazıyı yazdığıma cevap arayalım ve tam burada Gül‘ün görev süresi bitmeden atama yapacağı makamlara bir göz<br />
atalım&#8230; Sevgili dostlarım, çok kısa olarak özetleyeyim; 2011’de görev süresi dolacak Yargıtay Başsavcısı Gül tarafından seçilecek! Gül‘ün görev süresi içinde Anayasa Mahkmesi’nde 10 üyenin koltuğu boşalacak ve yerlerine atama<br />
Gül tarafından yapılacak! Bugün “yargının sesi” olarak algılanan Hâkimler ve<br />
Savcılar Yüksek Kurulu’nun bütün üyeleri de yine görev süresi içinde Gül tarafından yeniden seçilecek! Daha yazmama ve neden “ideolojik olmayan” bir atama anlayışı beklediğimin altını çizmeme gerek var mı?</p>
<p>Avrupa ‘batıyor’ Uyan Türkiye uyan!</p>
<p>OSMANLI’yı “hasta adam” ilan eden Avrupa, şimdi en hasta adam konumunda!<br />
Yunanistan, İspanya, Portekiz “rakamlarla kesin iflas konumuna” gelirken, Hollanda’nın durumu da onlara yakın seyrediyor. Bizi “hasta adam” diye parçalayan Avrupa, battı batıyor! İşin daha da önemli yanı “bu batış<br />
sırasında, küresel konjonktür” dünün “hasta adamı” Türkiye coğrafyasını, “liderliğe” taşıyor&#8230; Dostlarım, fırsat bu fırsat! Bu momentum bir daha belki 1000 sene gelmez! Uyan Türkiye! Gümrük Birliği’ni acilen terk et ve üyelik sürecini askıya al! Avrupa’ya verdiğin tavizleri durdur ve en önemlisi AB anlaşmaları yüzünden ilişki dahi kurmadığın ülkelerle iş yapmaya başla! Uyan Türkiye uyan! Bu tarihin sana verdiği “rövanş” ve sıçrama fırsatıdır, bunu sakın kaçırma!</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2723&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/yigit-bulut-haykirdi-uyan-turkiye-uyan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esra Elönü, konukları Gözaltı&#8217;na alıyor&#8230;</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/esra-elonu-konuklari-gozaltina-aliyor</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/esra-elonu-konuklari-gozaltina-aliyor#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 23:00:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[basın yayın]]></category>
		<category><![CDATA[basında yayınlanan teknoloji haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Elönü]]></category>
		<category><![CDATA[konukları Gözaltı'na alıyor...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2720</guid>
		<description><![CDATA[Radyo programları, fragmanları ve yazıları ile gündem oluşturmayı başaran Esra Elönü hayranlarına artık ekranlardan seslenecek. Esra Elönü&#8217;nün gözaltı programına konuk olanlar sorgudan geçirilecek&#8230;
Hilal TV&#8217;de çarşamba geceleri 23.00&#8242;te ekrana gelecek Gözaltı adlı programının yapımcılığını ve sunuculuğunu Esra Elönü gerçekleştirecek.
İçinde sürpriz bölümlerinde yer aldığı programın ana ekseni Esra Elönü&#8217;nün gözaltına alacağı konuğu sorgulaması üzerine kurul. Sıra dışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radyo programları, fragmanları ve yazıları ile gündem oluşturmayı başaran Esra Elönü hayranlarına artık ekranlardan seslenecek. Esra Elönü&#8217;nün gözaltı programına konuk olanlar sorgudan geçirilecek&#8230;<span id="more-2720"></span></p>
<p>Hilal TV&#8217;de çarşamba geceleri 23.00&#8242;te ekrana gelecek Gözaltı adlı programının yapımcılığını ve sunuculuğunu Esra Elönü gerçekleştirecek.</p>
<p>İçinde sürpriz bölümlerinde yer aldığı programın ana ekseni Esra Elönü&#8217;nün gözaltına alacağı konuğu sorgulaması üzerine kurul. Sıra dışı konukların gözaltına alınacağı programda, konuklara sıra dışı sorular sorulacak.</p>
<p>Gündemle alakalı fragmanların ve canlı değerlendirmelerin yer alacağı programda  bir de Feride Kürsüsü bölümü yer alıyor&#8230;</p>
<p>Esra Elönü, Feride&#8217;nin kürsüsünden gerçekleştireceği konuşmalarla ekran başındakilerin ezberlerini bozmayı sürdürmeyi amaçlıyor&#8230;</p>
<p>Haber 7</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2720&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/esra-elonu-konuklari-gozaltina-aliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darbecilerle uğraşan tek mizah dergisiyiz</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/darbecilerle-ugrasan-tek-mizah-dergisiyiz</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/darbecilerle-ugrasan-tek-mizah-dergisiyiz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:58:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Darbecilerle uğraşan tek mizah dergisiyiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2717</guid>
		<description><![CDATA[Mizah dergisi Cafcaf&#8217;ın yayın yönetmeni Asım Gültekin, Ergenekon ve darbecilere karşı duran tek mizah dergisi olduklarını söyledi.
&#8220;Hukuksuz girişimlere karşı &#8216;Kardeşim yanlış yapıyorsunuz&#8217; diyecek, onları tiye alacak başka mizahçı yok mu? diye isyan edesiniz geliyor&#8217; diyen Gültekin, Türk aydınının 150 yıldır halkını sattığını mizahçıların da onlara eşlik ettiğini belirtti.
Yayını hayatının 3 yılını geriden bırakan Cafcaf, son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mizah dergisi Cafcaf&#8217;ın yayın yönetmeni Asım Gültekin, Ergenekon ve darbecilere karşı duran tek mizah dergisi olduklarını söyledi.</p>
<p>&#8220;Hukuksuz girişimlere karşı &#8216;Kardeşim yanlış yapıyorsunuz&#8217; diyecek, onları tiye alacak başka mizahçı yok mu? diye isyan edesiniz geliyor&#8217; diyen Gültekin, Türk aydınının 150 yıldır halkını sattığını mizahçıların da onlara eşlik ettiğini belirtti.</p>
<p>Yayını hayatının 3 yılını geriden bırakan Cafcaf, son kapağında &#8216;Balyoz Operasyonu Güvenlik Planı&#8217;nı kapak yaptı. Darbelere ve antidemokratik girişimlere karşı duruş sergileyen dergi, Balyoz&#8217;u &#8216;Müslüman kardeş balyozunu böyle tut&#8217; başlığı ile tiye aldı. Derginin yayın yönetmeni Asım Gültekin, darbelere ve Ergenekon&#8217;a karşı mücadele veren tek mizah dergisi olduklarını söyledi. İlk sayılarından itibaren Ergenekon ile uğraştıklarını anlatan Gültekin, bu konuda yalnız kalmaktan dolayı üzüldüklerini ve rencide olduklarını belirtti. Türk aydınının 150 yıldır halkını sattığını savunan Gültekin, mizahçıların da aynı konuda başarılı olduğunu kaydetti.</p>
<p>Son sayılarında Balyoz&#8217;u işlediklerini söyleyen Gültekin, &#8220;İlk sayımızdan beri Ergenekon ile uğraşıyoruz. Bu hafta da Ergenekon&#8217;un bilmem kaçıncı darbe planı Balyozu gündeme getirdik. Tabi ki bununla uğraşmak lazım. Ergenekon ile uğraşan tek mizah dergisi olmak da bizi üzüyor, rencide ediyor. Bu haksızlıklara, yalan yanlış ve hukuksuz çabalara, cebirci çabalara, planlara &#8216;dur&#8217; diyecek, &#8216;ya kardeşim yanlış yapıyorsunuz&#8217; diyecek, bunları tiye alacak, kral çıplak diyecek başka mizahçı yok mu diye isyan edesi geliyor insanın. Tabi biraz da ürküyorsunuz. O da var yani &#8216;ya bir şey olursa, bir arkadaşımız çizdiği karikatür yüzünden önü birileri tarafından kesilirse&#8217;. Biz tabi darbecilere işbirliği teklif etmeyi de düşünüyoruz. İşin şakası bir yana bir insan, bir aydın sorumluluğu içerisinde mizah üretebilmek kolay bir şey değil. Türk aydını 150 yıldır vatandaşını, Türk halkını satma konusunda çok başarılı. Mizahçılarımız da ne yazık ki bu konuda başarılılar. Biz ise sınıfta kalıyoruz bu konuda, halkını satma konusunda.&#8221; dedi.</p>
<p>Hakaret etmeden, kendilerine de iğne batırarak mesajlarını aktardıklarını dile getiren Gültekin, &#8220;Mesela son kapağımızı, Balyoz kapağımızı yaparken de yine bir şekilde kendimize de iğneyi batırmış olduk. İşte &#8216;camilere pek gitmiyoruz ama Allah&#8217;tan camilere gitmiyoruz da bir bombalama olsaydı başımıza geleceklerden böylece kurtulmuş olacaktık&#8217; gibi.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Gündemi doğru okumak ve aklı başında mizah yapmak için gayret gösterdiklerini vurgulayan Gültekin, &#8220;Bizim, siyasi gündemi doğru okumak ya da Türkiye&#8217;de ne olup bittiği ile ilgili çabuk dolduruşa gelen bir şekilde değil de daha aklı başında, dolayısıyla daha derin mizah yapabilmek anlamında yoğun çabamız oluyor.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Gündeme yetişebilmek için yayın periyotlarını artıracaklarını aktaran Gültekin, &#8220;Biz periyodumuzu artıracağız, internetten yayınımızı da artırmış olacağız bu süreçte. Çünkü gündem yoğun, biz buna aylık periyotla yetişemiyoruz. Şimdi iki haftalıkla, internetten yayınla Cafcaf&#8217;ın Türk mizahına katkıları devam edecek. Tek başına da olsa. Ama gönlümüzden geçen keşke tek başımıza olmasak.&#8221; dedi.</p>
<p>Kendi vatandaşlarını yok sayabilen, onlara saldırabilen anlayışa karşı duran mizahçılara ihtiyaç olduğuna işaret eden Gültekin, &#8220;Halkın en tabi bir hastane ziyaretini &#8216;yapmamalılar&#8217; noktasına çekecek bir yaklaşımdan ziyade &#8216;bundan daha güzel ne olabilir, daha ahlaki, insani ne olabilir&#8217; diyebilecek bir mantaliteye geçmemiz gerektiğini savunabilen mizahçılarımız olsun.&#8221; temennisinde bulundu.</p>
<p>MATRAK, ZEKİ AYNI ZAMANDA TEMİZ MİZAH YAPIYORUZ</p>
<p>Üç yıl önce bir derginin eki olarak yayın hayatına başladıklarını anlatan Asım Gültekin, 17 ay ek olarak yayın yaptıklarını söyledi. Türkiye&#8217;de yeni çıkan derginin &#8216;yakında kapanacak&#8217; dergi anlamına geldiğini belirten Gültekin, önemli olanın derginin devam etmesi olduğunu kaydetti. Gültekin, &#8220;Onun için bir şekilde bu derginin kapanmamasını sağlayacak bir altyapıyı hazırlamak gerekiyor. Çoğu dergi bunu hesaba katamadığı için bir kaç ay veya sene sonra kapanır. Cafcaf şu an 3. yılına gelmiş durumda. Daha da devam edecek inşallah. 3 yıl önce bir ek olarak kendimize hayatiyet bulabildik. Genç dergisinin eki olarak başladık. 17 aylık seviyeli bir beraberlikten sonra ayrılmış olduk. Aylık olarak çıkmaya başladık. Şimdi de 2 haftada bir çıkma aşamasındayız.&#8221; dedi.</p>
<p>Cafcaf&#8217;ı çıkarmaya niyetlendiklerinde Türkiye&#8217;de temiz mizah kaygısında dergi bulunmadığına işaret eden Gültekin, &#8220;Biz Cafcaf&#8217;ı çıkarmaya niyetlendiğimizde Türkiye&#8217;de temiz mizah kaygısında, bizim medeniyetimizin temel değerlerini benimsemiş ve bunların tahrip edilmemesi gerektiğine inanan ama aynı zamanda matrak, zeki, gıcır gıcır arkadaşların çıkardığı dergiler diye bir şey yoktu. En yakın örneği bizden 10 yıl önce görülebiliyordu. Dolayısıyla bir mizah dergisinin yokluğunu da hissedenler vardı sonuçta Türkiye&#8217;de. Temiz mizah yapmaya çalışan, hakaret etmemeye çalışan ama bir şekilde eleştirisini ve muhalefetini yapan, çok da kompleks sahibi olmayan insanların çıkaracağı bir dergi tabi özlenen bir şey. Ciddi bir heyecan uyandırdı. Baştaki imkansızlıklara rağmen bayağı da benimsendi ve takip edildi.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Malzeme konusunda sıkıntı çekmediklerinin altını çizen Gültekin, Cafcaf ekibinin entelektüel birikimi olan kişilerden oluştuğunu aktardı. Bakış açısı geniş olan farklı nitelikli eserlerden beslenen ekibin ortaya koydukları mizahın da daha zengin olduğunu belirten Gültekin, &#8220;Dergimiz 24 sayfa, diğerleri 16 sayfadır. Haftalık olduğunda da rağbetin çok daha artacağını hissediyoruz. Aylık olduğumuz dönemlerde gündemi çok işlemiş olamadık ama Türkiye&#8217;de mizah dergilerinde gündem ilk 3 sayfada, kapakta işlenir. Onun dışında fazla gündeme yer verilmez. Bizde de yaklaşık bu mantık var. İki haftalık olmak bizi biraz daha &#8216;gündemi&#8217; gündemimize almaya itecektir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>ÖZGÜRLÜK EDEPSİZLİK DEĞİLDİR</p>
<p>&#8216;Mizahta özgürlüğün sınırı nedir&#8217; konulu bir panele katıldığını aktaran Cafcaf&#8217;ın yayın yönetmeni, burada, mizahın özgür olduğunu ama özgürlüğün edepsizlik olmadığını, özünün gür olması olduğunu anlattığını söyledi. Özü gür olan insanın zaten kendi sınırını bileceğini vurgulayan Gültekin şunları ifade etti: &#8220;Özü gür olan mekanının kökünde Allah&#8217;ın nefesinin üflemesi olduğunu bilir. O yüzden lüzumsuz bir alana girmeyi özgürlük olarak görmez, patavatsızlık olarak görür. Akıllı başlı bir mizahçının, akıllı başlı bir insanın tercih edeceği şey budur. Konular anlamında bir sıkıntımız yok. Mevzu şudur aslında, o konuyu biz nasıl ele alıyoruz? Doğru bir şekilde mi, adil bir şekilde, haksızlık etmeden mi ele alıyoruz? İnsanın hakikatine yakışır bir şekilde mi konuyu ele alıyoruz? Mesele bu aslında. Temel kaygımız bu. Kendisine hiçbir şekilde katılamayacağımız siyasi bir figür, bir sosyal kişilik, toplumca tanınan birisi onu eleştireceğiz diye ona haksızlık etmemek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu nedenle de bizim yaptığımız mizahın diğer basit mizaha fazlaca alıştırılmışların çok hoşuna gitmeyeceğini, onları tatmin etmeyeceğini biliyoruz. Ama öyle ucuz mizaha müşteri olacaklar bize müşteri olmasınlar diye de bir tercihimiz var.&#8221;</p>
<p>Şu ana kadar haklarında herhangi bir şikayet yapılmadığını anlatan Gültekin, sözlerinin nereye varacağına dikkat ettiklerini söyledi. Bazen alınanların olduğunu aktaran Gültekin, &#8216;beni neden böyle çizdiniz&#8217; diyenlerle karşılaştıklarını fakat bu kişiler avukatlarına danıştıklarında &#8216;bir şey çıkmaz&#8217; cevabıyla karşılaştıklarını kaydetti. Türkiye&#8217;de ve ülke dışında 500&#8242;den fazla liseli ve üniversiteli gönüllü temsilcileri bulunduğunu anlatan Asım, bu gönüllülerin bulundukları yerlerde Cafcaf&#8217;ı tanıttıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>8sütun</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2717&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/darbecilerle-ugrasan-tek-mizah-dergisiyiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teğmenden teröriste ŞOK övgü</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/tegmenden-teroriste-sok-ovgu</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/tegmenden-teroriste-sok-ovgu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:39:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Teğmenden teröriste ŞOK övgü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2714</guid>
		<description><![CDATA[Amirallere suikast sanıklarından, Devrimci Karargah Terör Örgütü&#8217;nün eli kanlı sözde lideri Orhan Yılmazkaya için methiyeler düzen bir belge çıktı.
Amirallere suikast sanıklarından, eli kanlı teöriste methiyeler düzen bir belge çıktı.
TERÖRİSTE ÖVGÜ NOTU
Sanık teğmenlerden birinden ele geçirildiği iddia edilen notta, eli kanlı terörist, akıl almaz sözlerle övülüyor. Devrimci Karargah Terör Örgütü&#8217;nün sözde lideri Orhan Yılmazkaya için &#8220;Devrim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amirallere suikast sanıklarından, Devrimci Karargah Terör Örgütü&#8217;nün eli kanlı sözde lideri Orhan Yılmazkaya için methiyeler düzen bir belge çıktı.</p>
<p>Amirallere suikast sanıklarından, eli kanlı teöriste methiyeler düzen bir belge çıktı.</p>
<p>TERÖRİSTE ÖVGÜ NOTU<br />
Sanık teğmenlerden birinden ele geçirildiği iddia edilen notta, eli kanlı terörist, akıl almaz sözlerle övülüyor. Devrimci Karargah Terör Örgütü&#8217;nün sözde lideri Orhan Yılmazkaya için &#8220;Devrim Şehidi&#8221; deniyor.</p>
<p>TEĞMENDEN SKANDAL İFADELER<br />
Teröristi öven skandal ifadeler bununla da sınırlı değil. Devletin polisini, vatandaşını vuran teröristin yaptığı faaliyet Devrimci mücadele olarak anlatılıyor.</p>
<p>Skandal ifadeler bulunan notta, yasadışı yapılanmanın Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma gayretinden söz ediliyor.</p>
<p>Terörist Orhan Yılmazkaya&#8217;ya övgüler içeren not, &#8220;Güneşten Geldi, Güneşe Gitti O&#8221; şeklinde sona eriyor.</p>
<p>DEVRİMCİ KARARGAH TERÖR ÖRGÜTÜ BAĞLANTISI<br />
Çoğunluğu teğmenlerden oluşan sanıkların, Devrimci Karargah Terör Örgütü ile bağlantıları yalnızca bu not değil. Sanıklarda, terörist Orhan Yılmazkaya&#8217;ya ait görüntüler, çok sayıda örgüt dökümanları ve bildiriler de ele geçirildi.</p>
<p>Habervaktim</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2714&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/tegmenden-teroriste-sok-ovgu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İskender Pala, üniformalı yıllarını yazdı</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/iskender-pala-uniformali-yillarini-yazdi</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/iskender-pala-uniformali-yillarini-yazdi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:28:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[İskender Pala]]></category>
		<category><![CDATA[üniformalı yıllarını yazdı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2710</guid>
		<description><![CDATA[İskender Pala bir edebiyat profesörü, yazar.. Aynı zamanda YAŞ mağduru bir subay. Usta yazar &#8220;İki Darbe Arasında&#8221; adını verdiği yeni kitabında üniformalı 15 yılın hikâyesini anlatıyor.
İskender Pala bir edebiyat profesörü, yazar&#8230; Divan edebiyatının halk kitlelerince yeniden sevilip anlaşılabilmesi için klasik şiirden ilham alan makaleler, denemeler, gazete yazıları yazdı. Seminerler, konferanslar tertip etti. Bugün geniş kitleler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İskender Pala bir edebiyat profesörü, yazar.. Aynı zamanda YAŞ mağduru bir subay. Usta yazar &#8220;İki Darbe Arasında&#8221; adını verdiği yeni kitabında üniformalı 15 yılın hikâyesini anlatıyor.</p>
<p>İskender Pala bir edebiyat profesörü, yazar&#8230; Divan edebiyatının halk kitlelerince yeniden sevilip anlaşılabilmesi için klasik şiirden ilham alan makaleler, denemeler, gazete yazıları yazdı. Seminerler, konferanslar tertip etti. Bugün geniş kitleler onu &#8220;Divan edebiyatını sevdiren adam&#8221; olarak tanıyor. Baskıları yüz binlere ulaşan iki romanın da yazıcısı o.</p>
<p>İskender Pala aynı zamanda YAŞ mağduru bir subay. Usta yazar yeni kitabı &#8220;İki Darbe Arasında&#8221; da pek bilinmeyen &#8220;asker kimliği&#8221;yle okur karşısına çıkıyor. 12 Eylül&#8217;ün hemen ardından başlayıp 28 Şubat sürecinde YAŞ kararıyla son bulan Deniz Kuvvetleri&#8217;ndeki 15 yılın hikayesini içeriden anlatıyor.</p>
<p>Kitap 15 bölümden oluşuyor. Hikâye, yazarın İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi&#8217;ni (1979) bitirmesinden sonra askerî okullarda açılan öğretmen kontenjanına başvurmasıyla başlıyor. Sınavları geçip teğmen olarak göreve başladığındaysa sivil yaşamın rahatlığından askerî hayatın katılığına uyum sürecini okuyoruz. Yazarı asıl zorlayanın disiplin ve kurallar değil kurumun üst kademelerinde karşılaştığı bağnaz tutum olduğunu görüyoruz. Meslekte ilk aylarındayken askerî hayatın kendine göre olmadığını fark edip istifa etmek istediğinde üstlerinden aldığı cevap, önündeki sancılı sürecin girizgâhı niteliğindedir: Bu meslek 15 günde değil, 15 yılda biter! Ama mecburi hizmetinin dolmasına birkaç ay kala &#8220;irticacı&#8221; olduğu gerekçesiyle ordudan atılıyor. İskender Pala, kitabını araştırmacı ya da romancı kimliğiyle değil, ordudan ihraç edilen mağdurlardan biri olarak, onlar adına yazdığnı belirtiyor. Yazar kitabın gelirini de YAŞ mağdurlarının kurduğu Adaleti Savunanlar Derneği&#8217;ne ve Divan Edebiyatı Vakfı&#8217;na vakfetmiş. Kitapta Güven Erkaya, İlhami Erdil, Vural Bayazıt paşalarla ilgili hatıralar da yer alıyor.</p>
<p>Basına yansıyan darbe planları anılarımla örtüşüyor</p>
<p>Hocam kitap nasıl ortaya çıktı? Kitabın önsözündeki iki cümle, &#8220;Işığı görmek isteyenler için bir mum niyetine&#8230;&#8221; ve &#8220;Umarım bu satırlar işe yarar ve filmi başa sarmayız.&#8221; cümlesi dikkatimi çekti. Bu cümlelerinizi biraz açar mısınız?</p>
<p>Bu kitabı yazma kararımı kolay aldığımı söyleyemem. &#8220;Bir kitabım daha olsun&#8221; gibi sığ bir düşüncenin ürünü değildir bu yüzden. Bazı insanların anılarını yazması sırf kendi tercihleri olmayabilir. Yaşadıklarınız bir tarihi sorumluluğu veya toplumsal dönüşümü etkileyen şeyler olursa bunları yazma kararı vicdanınızdan gelir. Bu yüzden İki Darbe Arasında benim yazmaktan kaçamayacağım bir kitaptı. Çünkü toz duman bir dönemin aydınlatılması ve oradaki ışığın görülmesi bazı gerçeklerin de ortaya çıkmasına yarayacaktır. 28 Şubat dönemindeki bazı gri alanları daha yakından görürsek belki bugünü anlamak ve geleceğimizi kurmak kolaylaşır ve hakikatin rehberliği yaygınlaşır. Bu bakımdan yazdıklarım kendimden ziyade benimle aynı kaderi paylaşan binlerce insanın yüreklerindeki kederlere atıfta bulunur. Filmi başa sarmaktan kastım odur ki, bir zamanlar askeriyeden atıldığımda yaşadıklarım beni içeriden vururken dışarıdan da insanların konjonktüre uyarak çil yavrusu gibi çevremden dağılıp gittiklerini görmüştüm. Şimdi tamamen iyi niyetle ve belli bir amaç için yazdığım bu satırlardan dolayı ne içeriden ne de dışarıdan aynı acıları yaşamak istemediğim için filmin başa sarılmasını temenni etmiyorum.</p>
<p>Kitabı belli bir amaç için yazdığınızı söylediniz. Nedir amacınız ve neden bugün? Çünkü asker ya da askerlikle ilgili yeni bir şey söylendiğinde insanlar hemen &#8220;zamanlamaya&#8221; dikkat çekerler.</p>
<p>28 Şubat ile sonlanan süreçte, TSK bünyesinden &#8220;disiplinsizlik&#8221; ithamıyla ve sivil veya askeri mahkemede yargılanma hakları ellerinden alınarak ihraç edilmiş üç bini aşkın subay veya astsubay mevcut. Bu insanlar halen ordudan ihraç edilmişliğin olumsuz etkileriyle yaşamaya çalışıyorlar. Maddi ve manevi pek çok kayıpları mevcut. Onca birikimlerine rağmen pek çoğu halâ iş bulmakta zorlanıyorlar. Benim bu kitabı yazmaktaki amacım, yetkili makamlar tarafından kaderdaşlarımın acılarına artık son verilmesi, ışığı görmek isteyenler tarafından iade-i itibarlarının sağlanmasıdır.</p>
<p>Bunu neden bugün yapıyorsunuz?</p>
<p>Samimi olarak söyleyebilirim ki ben anılarımı 2003 yılında yazmıştım. Unutulmasın, kaybolmasın diye. Sonraki yıllarda her şubat ayına girerken kendime &#8220;Acaba bu sene yayınlamalı mıyım?&#8221; diye sordum. Bu yıla gelesiye kadar böyle bir kitabı yayınlamanın TSK&#8217;ya zarar verebileceğini düşünerek hep erteledim. Çünkü benim TSK ile bir derdim yok; olamaz da. O benim için kutsal bir kurum; bir peygamber ocağı. Lakin o kurumun içinde bazı yanlış kişi ve uygulamalar var ise onlara da dikkat çekilmesi gerekir. Bu yıl yayınlama sebebim, artık bu üç bin insanın tahammül sınırını uzatmamak idi. Ve ben kitabı yayınlanmak üzere yayınevine gönderdiğimde, yani yayın işlemleri başlatıldığında daha ortada Balyoz adı yoktu; darbeciler ve darbe hakkında bu derece yoğun bir gündem bulunmuyordu. Dolayısıyla kitabın yayınlanmasında özel bir zamanlama kastı yoktur.</p>
<p>Yaklaşık 15 yılınız üniforma içinde geçti. O yılları daha çok hangi duygularla anımsarsınız? Hüzün, özlem, nefret?</p>
<p>Askerlik mesleği bana pek çok özellik kazandırdı, yetenek verdi, disiplin verdi, şükranla anarım; ancak anılarımın hüzün ve burukluk içinde olması, ömrümden on beş yılın, hem de 25 ila 40 yaş arasındaki en verimli, en güzel on beş yılın avuçlarımdan kayıp gittiğini düşünmek beni üzüyor. Özlem duymuyorum; nefret asla duymuyorum. Ama kalbim kırık ve kaybettiğim arkadaşlar, arkadaşlıklar, hatıralar her düşündüğümde yeniden içimi acıtıyor.</p>
<p>Kitaptan öğreniyoruz ki dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan&#8217;ın İlhami Erdil Paşa&#8217;yla sohbetinde sizden &#8220;Bizim İskender&#8221; diye söz etmesi TSK&#8217;dan uzaklaştırılmanızda dönüm noktası olmuş. Erdoğan bugün Başbakan, Erdil Paşa ise tutuklandı, rütbesi söküldü? Bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?</p>
<p>Benim askerden ihraç sebebim, elbette Sayın Başbakan&#8217;ın iyi niyetle telaffuz ettiği o iki kelime değildir. Hayır, benim atılmam 28 Şubat öncesinde ülkeye hakim olan kaos zemini ve benim de o zeminde belirgin gösterge olarak yer almamdır. O söz yalnızca bardağı taşıran damla olmuştur, o kadar. Kaderin cilvesine gelince; Sayın Erdoğan bugün başbakan olmasaydı da bu kitabı elbette yazardım. Sayın Erdil için ne diyeyim, bizim seciyemizde düşmüşe vurulmaz.</p>
<p>Bugünlerde sıkça basına yansıyan TSK içindeki cunta faaliyetleri, darbe planları.. sizi şaşırtıyor mu?</p>
<p>Bu konulara zaman harcama gibi bir eğilimim olmamakla birlikte son günlerde ortaya dökülen bilgilerin benim anılarımla örtüştüğünü görüyor ve keşke yaşanmamış olsaydı diyorum.</p>
<p>Kitabınız bir otobiyografi, ama roman gibi ve çok akıcı yazılmış. Ne diyorsunuz, sizin beklentiniz ne?</p>
<p>Çok okunursa bundan elbette bahtiyarlık duyarım, ama ben çok okunması amacıyla değil, bir meseleye çözüm getirsin diye bu kitabı yazdım. Zaten gelirini de ilgili vakıflara devrettim. Tek maksadım, YAŞ mağduru insanların mağduriyetlerinin artık giderilmesidir.</p>
<p>İlhami Erdil&#8217;in hiddetlendiği an</p>
<p>Taksim&#8217;de anıta çelenk koyarken Kuzey Deniz Saha Komutanı ile Belediye Başkanı (Tayyip Erdoğan) ayaküstü konuşurlarken konu Preveze ve Barbaros olduğu için söz dönmüş dolaşmış türbeye gelmiş. Aralarında aşağı yukarı şu mealde cümleler sarf edilmiş. İlhami Erdil: &#8220;Bizde araştırmacı bir binbaşı var. Barbaros&#8217;un vasiyetini bulup getirdi. Orada türbenin aydınlatılmasına dair de bir cümle var. Biz içeriden aydınlatmasını zaten yaptık. Dış aydınlatma için ilgili kurumlarla temas halindeyiz ve sizden de bu konuda yardım istiyoruz. Vasiyetnamede yalnızca &#8216;aydınlatma&#8217; olarak geçiyormuş.&#8221;</p>
<p>&#8220;Barbaros&#8217;un vasiyetnamesi ha, çok ilginç. Eski yazı değil mi bu?&#8221;</p>
<p>&#8220;Evet bizim Arşiv Müdürü bir binbaşımız var, İskender Pala adında, eski yazıyı iyi bilir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ha!.. Siz bizim İskender&#8217;den bahsediyorsunuz!..&#8221;</p>
<p>&#8220;?!..&#8221;</p>
<p>Bu &#8220;Bizim İskender&#8221; sözünden sonra İlhami Erdil Paşa birkaç dakika düşünmüş ve Tayyip Bey&#8217;e hissettirmeden kurmay başkanına dönüp şu talimatı vermiş.</p>
<p>&#8220;Nereden onların İskender&#8217;i olduğu derhal araştırılsın!&#8221;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>27 Eylül&#8217;de Tayyip Bey ile İlhami Paşa arasında geçen konuşma her şeyi değiştirmeye yetmiş gibiydi. Herkesin diken üstünde olduğu, duyarlılıkların had safhalara vardığı bir dönem idi. İlhami Erdil&#8217;in atılmam için ne gerekiyorsa yapılması talimatını ekimin başlarında verdiğini düşünüyorum.</p>
<p>Kitaptan satır başları&#8230;</p>
<p>&#8220;İskender Pala! Neden asker olmak istiyorsun?&#8221; diye sormuştu ortadaki güzel yüzlü beyefendi. &#8230;Günün şartları beni asker olmaya, hiç bilmediğim bir mesleğe gözü kapalı girmeye zorlamıştı. İçimden geldiği biçimde anlattım: &#8220;Üç sebepten! İlki maddi olanaklarının bolluğu; ikincisi, mesleğimi saygı duyarak yapabileceğim öğrencileri bulmak; üçüncüsü de silah taşıyıp hayatımı garanti altına almak!&#8221;</p>
<p>O yıl ilk defa mülakat heyetine alınmıştım.(1984).. O yıl Çingene, gayrimüslim, Alevi ve Kürt olduğu kanaati uyanan öğrenci adayları mülakatlarda elenirken, daha sonraki yıllarda Alevi olanların yerini küçükken Kur&#8217;an kursuna gitmiş olan öğrenciler aldı. Daha sonraki yıllarda bu eleme işinde o derece uç fikirler üretilir oldu ki gün geldi, &#8220;Bir elinde Kur&#8217;an var, diğer elinde Atatürk&#8217;ün Nutuk&#8217;u. Denize düştün ve tek elle yüzebileceksin, hangisini atarsın?&#8221; gibi akla mantığa ziyan sorular ortaya çıkmaya başladı.</p>
<p>Levent semtindeki Deniz Subay Lojmanları&#8217;nda iki başörtülü hanım vardı. Birisi benim eşim idi. &#8230; Evimize hiç olmayacak zamanda uzak bir arkadaş konuk gelmişse biliyorduk ki bizi teftiş etmekte ve ertesi gün evimizin duvarlarındaki tablolar, kütüphanemizdeki kitaplar, yerdeki halıların desenleri hakkında birilerine rapor verilecektir.<br />
Astsubay Okulu&#8217;nda eğitim-öğretim sona erdiği günlerde deniz okulları sınav soru kitapçıklarının basımı için Karamürsel&#8217;e gittik&#8230; Bir akşam vakti matbaada günlük işler bitmiş, ben de duşa girerek abdest alıp çıkmıştım. &#8230;Yatakhane olarak kullanılan çadıra gidip ranzanın üzerinde oturarak zaten kısa olan akşam namazını kılmaya durdum. Birkaç dakika sonra binbaşılardan birisi üstünü değiştirmeye gelmiş ve ben de duymamışım. Selam verdiğim sırada göz göze geldik. Çok şaşırdı. Nasihatler etti. Ben de ona sırrımı saklaması ricasında bulundum&#8230; Namazda suçüstü(!) yakalanma tecrübesini bir daha yaşamadım; ama benim gittiğim her yere, daima adım benden önce gitti</p>
<p>Levent Camii&#8217;ne gittim. O günkü şehit, karacı bir teğmen idi ve pek çok askerî birlikten izdiham derecesinde katılım olmuştu. Tabii ben yine her zamanki gibi aziz şehidimizin namazı için saf tuttum ve cenaze namazı kıldım. Meğer ne büyük bir gaf yapmışım(!). Bahçede biriken yüzlerce üniformalı çehrenin bana çevrildiğini gördüğümde anladım bunu. Hepsinin gözünde &#8220;Sen bittin!..&#8221; ifadesini taşıyan ateşli bakışlar vardı. Müzeye döner dönmez aynı gün, mesai bitmeden komutan elime sarı bir zarf tutuşturdu.</p>
<p>27 Eylül Preveze Deniz Zaferi&#8217;ni Anma Günü dolayısıyla Barbaros&#8217;un ruhuna bir mevlit okutulmasını teklif ettim. Tabii benim bu tekliflerim üst makamlara irticaî faaliyet olarak yansıdı.</p>
<p>On beş yıla varan tecrübem bana göstermiştir ki TSK, hiç kimseyi namaz kıldığı yahut eşi başörtülü olduğu için kapı dışarı etmez. Bu konuda iki bakış açısı geliştirir. Eğer namaz kılan subay veya astsubayı başkalarına gösterdiği zaman dudağında bir alaycı gülümseme ile &#8220;İşte bakınız, namaz kılan adam böyle olur.&#8221; diyebiliyorsa o kişiyi ihraç etmez. Ama eğer aynı kişiye baktığı zaman suratında bir hayret ifadesiyle &#8220;Akıl alır şey değil, bu adam da namaz kılıyor&#8221; dediği an, bilinsin ki onun ihraç kararı yazılmıştır.</p>
<p>28 Şubat&#8217;a birkaç gün kalmıştı. Hassas ve yaftalamacı saatleri yaşıyorduk. Bir gün tanıdıklarımdan biri &#8220;İskender Bey telefon rehberinden benim numaramı siler misin?&#8221; demez mi, o günü hiç unutamam.</p>
<p>Zaman</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2710&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/iskender-pala-uniformali-yillarini-yazdi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;li Akaydın&#8217;dan akla ziyan benzetme!</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/chpli-akaydindan-akla-ziyan-benzetme</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/chpli-akaydindan-akla-ziyan-benzetme#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:19:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[CHP'li Akaydın'dan akla ziyan benzetme!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2706</guid>
		<description><![CDATA[CHP&#8217;li Mustafa Akaydın, Başbakan Erdoğan&#8217;ın eşinin GATA&#8217;ya alınmaması olayı ile ilgili ilginç bir kıyaslama yaptı: &#8216;Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA&#8217;ya türbanla girilsin.&#8217;
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı CHP&#8217;li Mustafa Akaydın, &#8220;Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA&#8217;ya da türbanla girilsin.&#8221; dedi. Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenlediği Halkın Gündemi isimli program öncesinde gazetecilere açıklama yapan Mustafa Akaydın, Başbakan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHP&#8217;li Mustafa Akaydın, Başbakan Erdoğan&#8217;ın eşinin GATA&#8217;ya alınmaması olayı ile ilgili ilginç bir kıyaslama yaptı: &#8216;Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA&#8217;ya türbanla girilsin.&#8217;</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı CHP&#8217;li Mustafa Akaydın, &#8220;Camiye ayakkabı ile giriliyor mu ki GATA&#8217;ya da türbanla girilsin.&#8221; dedi. Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin düzenlediği Halkın Gündemi isimli program öncesinde gazetecilere açıklama yapan Mustafa Akaydın, Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın eşi Emine Erdoğan&#8217;ın Gülhane Askeri Tıp Akademisi&#8217;ne (GATA) alınmamasına ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü olduğu dönemde de başörtüsüne karşı yasakçı tutumlarıyla sık sık gündeme gelen Akaydın, AK Parti&#8217;yi edebiyat yapmakla suçladı. Türbana ilişkin son noktayı Danıştay ve Anayasa Mahkemesi&#8217;nin koyduğunu savunan CHP&#8217;li Akaydın, ordunun kurallarının olduğunu ve kendisinin de yıllar önce kravatsız olduğu için ordu evine alınmadığını söyledi. &#8216;Ben de orduya alınmadım&#8217; diyen Akaydın, &#8220;Bu olaylardan dolayı ben askeriyeye küsmedim. Camiye ayakkabı ile girebiliyor muyuz? Nedir bu duygu sömürüsü. Bu suni gündemi ayakta tutmanın bir manası var mı? Ordu demiş ki ben türbanı geleneksel Türk kadını örtüsü olarak kabul etmiyorum. Başörtülü olarak alabilirim ama türbanlı olarak alamam demiş. Olay bu kadar basit. Nedir bunu kaşıyıp da mağdur edebiyatı yapmak. Kadının başıyla kılıyla tüyüyle politika yapıp da oy avcılığı yapmaya kalkmak bunların hepsi ayıp şeylerdir.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;3 YIL OLDU ERGENEKON DİYE BİRŞEY VAR MI? BİLMİYORUM&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;nin normal gündemlerinin dışında suni gündemleri olduğunu ileri süren Mustafa Akaydın, Ergenekon diye bir şey olup olmadığını bilmediğini söyledi. 3 yıl olmasına rağmen Ergenekon diye suç örgütü var mı yok mu ortaya çıkmadığını savunan Akaydın, &#8220;Hala iddianamedeki kanıtların ne olduğunu bilmiyoruz. Bir gizli tanık yaratılıyor gizli tanığın cd&#8217;sine bir atıfta bulunuluyor. Sanık durumundaki insanlar diyor ki verin şu cd&#8217;yi de bakalım neyle suçlanıyoruz. Emniyet yetkilileri diyor ki cd&#8217;yi kaybettik. Bu insanlar hapislerde sürünüyorlar.&#8221; dedi.</p>
<p>İddia olunan Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) yüzünden ülkede çok önemli isimlerin içerde olduğunu ifade eden Akaydın, &#8220;Gözaltına alınan ve içerde yatan çok değerli profesörler, rektörler var. Bu ülkeye PKK ile savaşta çok önemli kazanımlar kazandırmış hakikaten çok önemli orgeneraller, yazarlar, gazeteciler var. Ama belki aralarında gerçekten suçlu olanlarda vardır. Bir ülke 3 yıldır bu ayıbı ortaya çıkarmakta hukuk sitemi aciz durumda mı? Bence bu ülkenin suni gündemidir.&#8221; şeklinde açıklamalarda bulundu.</p>
<p>ARINÇ&#8217;A AĞIR SUÇLAMA</p>
<p>Hükümet üyelerine ve vekillere ağır suçlamalarda bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, Bülent Arınç suikatinin üstünün örtüldüğünü savundu. Bülent Arınç&#8217;a ilişkin yapılan suikast iddiaları zamanında hükümetin ordunun en gizli bilgilerine ulaştığını anlatan Akaydın, &#8220;Islak imzalar ne oldu hepsi bir kenarda. Günlerdir Sayın Bülent Arınç&#8217;ın safsatalarını dinliyoruz. Hatta günlerdir demeyeyim aylardır yıllardır dinliyoruz. Kimdir Bülent Arınç. 12 Nisan&#8217;da çok önemli generaller yakalandığı zaman Türkiye bağırsaklarını temizliyor gibi ahlak dışı bir laf edebilen TBMM&#8217;nin başkanlığını yapmış zat hepinizin bildiği gibi Kubilay&#8217;ımızın boynunu kör testere ile kesen zatın torunu olduğu iddia ediliyor. Çünkü bugüne kadar yalanlanmadı. Şimdi bu halk çıkıp dese ki sevgili Bülent Arınç Meclis&#8217;in çatısından uzaklaştığın gün biz de desek ki TBMM bağırsaklarını temizliyor. Haksız mıyız sevgili arkadaşlar. &#8220;ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türk halkının zekâsıyla dalga geçen Mustafa Akaydın, AK Parti hükümetinin gündemde olabilmek için darbe iddialarını gündeme getirdiğini söyledi. Tük halkının meşhur bir hafızası var diyen Akaydın, &#8220;5-10 gün sonra Türk halkı yapılanları kısa zamanda unutuyor. Hükümet bir köşeye sıkıştığı zaman yarın acaba ne tür bir darbe iddiası atacaklar diye düşünüyorum.&#8221; dedi.</p>
<p>Moralhaber</p>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2706&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/chpli-akaydindan-akla-ziyan-benzetme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MHP&#8217;li Durmuş&#8217;un yetki uçurduğu ihale</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/mhpli-durmusun-yetki-ucurdugu-ihale</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/mhpli-durmusun-yetki-ucurdugu-ihale#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 22:15:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[MHP'li Durmuş'un yetki uçurduğu ihale]]></category>
		<category><![CDATA[st]]></category>
		<category><![CDATA[tek tip askerlik çok kısa sürede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2702</guid>
		<description><![CDATA[


TBMM&#8217;de  peygamber üzerinden siyaset yapıp başörtüsü yasağını alaycı bir üslupla  diline dolayan ve yasakçı zihniyeti destekleyen MHP&#8217;li Durmuş&#8217;un  karnesindeki vukuatlar:








Türkiye, MHP’li  Osman Durmuş’u tartışıyor. Müslüman bir ülkede peygamber üzerinden  politika üretip, başörtü problemini alaya alan ifadelerle küçümseyip,  yasakçı zihniyete sahip çıkan MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş,  sadece kavgalarla değil, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table id="table1" border="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="5" align="right" bgcolor="#ffffff"><span style="font-family: Tahoma;">TBMM&#8217;de  peygamber üzerinden siyaset yapıp başörtüsü yasağını alaycı bir üslupla  diline dolayan ve yasakçı zihniyeti destekleyen MHP&#8217;li Durmuş&#8217;un  karnesindeki vukuatlar:</span></td>
</tr>
<tr>
<td height="5" align="right" bgcolor="#ffffff"></td>
</tr>
<tr>
<td bgcolor="#ffffff">
<div>
<div id="yazi">
<p><span style="font-size: x-small;">Türkiye, MHP’li  Osman Durmuş’u tartışıyor. Müslüman bir ülkede peygamber üzerinden  politika üretip, başörtü problemini alaya alan ifadelerle küçümseyip,  yasakçı zihniyete sahip çıkan MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş,  sadece kavgalarla değil, Sağlık Bakanı iken tepki çeken uygulamaları ve  hakkında çıkan yolsuzluk iddialarıyla da anılıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;">1999 seçimlerinden sonra iş başına  gelen Anasol-M Hükümeti’nin Sağlık Bakanı olan Osman Durmuş’un adı o  günlerde Fenerbahçe’nin eski başkanlarından işadamı Ali Şen’in ambulans  helikopter ihalesine girmesi için, ihale sürecini üç ay ertelemesi ve  Maliye Bakanlığı’nın itirazına rağmen bu ihaleyi onaylaması ile uzun  süre gündemden düşmemişti.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın Hudutlar ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü (HSSGM)  adına açtığı helikopter ihalesinin baştan sona usulsüz olduğu  belgeleriyle ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Radikal Gazetesi’nden Deniz Zeyrek yaptığı araştırmada ihalede yapılan  yolsuzlukların belgesini yayınlarken gazete bu haberleri iki gün üst  üste manşetten vermişti.</p>
<p>Radikal’in 17 Şubat 2001’de <strong>“Şenlik’li ihale”</strong> ve  18  Şubat 2001’de <strong>“Usulsüzlüğün sonu yok”</strong> başlıklarıyla  verdiği haber ve belgeler şöyle:</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong><img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//901220100205011202284.jpg" border="0" alt="kullan" /><br />
ÖNCE İHALE SONRA ŞİRKET KURUMU</strong></p>
<p>Sağlık Bakanı Osman Durmuş yetkisi olmamasına karşın biten ihaleyi  erteleyip Yargıtay&#8217;ın &#8220;Kamu alım ve satımlarında aracı kullanılmaz&#8221;  kararına rağmen Ali Şen&#8217;e bakanlığı adına helikopter alıp bakanlığın  göstereceği yerde helikopter fabrikası kurma yetkisi verdi. 23 Ekim  2000&#8242;de teklif zarflarının açıldığı ihaleyi kazanan Salurbey Savunma  Sistemleri Limited Şirketi&#8217;nin de 6 Kasım 2000&#8242;de kurulduğu ortaya  çıktı.</p>
<p><strong>Belge 1</strong><br />
<strong>Şirket sonra kuruldu</strong><br />
Son başvuru tarihi 23 Ekim 2000 olan ihaleye 9 Kasım 1999&#8242;da kurulan  Salurbey Enerji Ltd. Şti. teklif verdi. Şartnameye Salurbey Enerji Ltd.  mühürü basıldı. Bu şirket Rus Ulen Ude&#8217;nin MI 171 model helikopterleri  için teklif verdi. Ancak ihale komisyonunun ikinci toplantısından  itibaren ihaleye 6 Kasım 2000&#8242;de kurulan Salurbey Savunma Sistemleri  Ltd. Şt. devam etti. Bakan Durmuş, bu şirkete yazı yazarak &#8220;İhaleyi  kazandınız&#8221; bilgisini verdi.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Belge 2</strong><br />
<strong>Her şey değişti</strong></span></p>
<div>
<table border="0" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-size: x-small;"><img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//678320100205011808930.jpg" border="0" alt="kullan" width="321" height="207" /></p>
<p>Osman Durmuş’la ilgili ilginç bir iddia ise yakın arkadaşı  olan Sağlık Bakanlığı Müşaviri Prof Haluk Tokuçoğlu’ndan gelmişti.  Hürriyet Gazetesi’nin 19 Nisan 2001’de sür manşetten verdiği haberde,  “İhbar mektubu gibi istifa gerekçesi” başlığını kullanmıştı. Haberin  ayrıntısı şöyle:</p>
<p>Sağlık Bakanı olduğundan bu yana uygulamalarıyla şaşkınlık  yaratan ve çoğu zaman tepki çeken MHP&#8217;li <strong>Osman Durmuş</strong>&#8216;a,  25 yıllık arkadaşı Müsteşar Prof. Dr. <strong>Haluk Tokuçoğlu </strong>da  dayanamadı. <strong>Tokuçoğlu,</strong> yardımcıları <strong>Semih  Yalçın, Harun Doğru </strong>ve Hukuk Başmüşaviri <strong>Hasan Tunç&#8217;</strong>la  birlikte dün istifa ederken, zehir zemberek bir açıklama yaptı.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Tokuçoğlu</strong>, <strong>Durmuş</strong>&#8216;un  25 yıllık arkadaşı olduğunu ve arkadaşlığın ötesinde aralarında <strong>‘kader  birliği’</strong> bulunduğunu belirtirken, şunları söyledi:<strong> ‘‘Üslup ve yönetim anlayışı farklılığı bakanlık işlerini olumsuz yönde  etkilemeye başlamıştı. Bu nedenle bakanlıktaki işlerin daha rahat  yürüyebileceğini düşünerek ve değer verdiğim bir dostu kaybetmemek için  görevimden ayrılmayı doğru buldum.’’ </strong></span></p>
<p><span style="font-size: x-small;">Müsteşar yardımcıları ve hukuk müşavirinin  de aynı şikayet nedeniyle görevlerinden ayrıldıklarını kaydeden <strong>Tokuçoğlu</strong>,  çalışma arkadaşlarına yaptığı veda konuşmasında ise şunları söyledi:</span></p>
<p><strong><span style="font-size: x-small;">‘‘Köklü ve sarsılmaz sandığım  dostlukların koltuk uğruna kağıt kuleler gibi yıkıldığını içim  burkularak bu sürede gördüm. Dedikodunun, yalan ve iftiranın en iğrenç  örneklerini yaşadım. Çıkar için makam ve mevki için insancıkların nasıl  küçüldüklerine, nasıl iğrenç oyunlara kalkıştıklarına şahit oldum.  Yakınlıkların ranta dönüştürülme çabalarını gördüm ve herşeyin bir sonu  olduğu gibi bu görevlerin de bir sonu olduğunu hiçbir zaman aklımdan  çıkarmadım. Artık Sağlık Bakanlığı&#8217;nda benim açımdan sağlıklı görev  yapma imkanının kalmadığını gördüğüm için görevimden ayrılıyorum.’’ </span></strong></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Tokuçoğlu,</strong> 3.5 ay önce de  istifa dilekçesini <strong>Durmuş</strong>&#8216;a sunmuş, ancak istifası  kabul edilmemişti. MHP Lideri <strong>Devlet Bahçeli</strong>&#8216;nin  isteğiyle müsteşarlık görevine getirilen <strong>Tokuçoğlu</strong>, dün  <strong>Bahçeli</strong>&#8216;den istifa için onay almasının ardından,  dilekçesini <strong>Durmuş</strong>&#8216;a iletti. <strong>Durmuş </strong>ise  istifaları şöyle yorumladı:<strong> ‘‘Bir koşunun içindeyiz. Yorulanlar  dinlenecek, dinlenenler kafileye katılacak ve Türkiye hak ettiği yere  gelecek. Bunların tamamı geçici krizlerdir. Sanal sermaye üzerine oturan  bankalar, ülkeyi bu duruma getirmiştir. Şimdi o yükten Türkiye  kurtulmaktadır. Türkiye&#8217;yi sevenler, </strong>Atatürk<strong> yolunda  olanlar hep bu çabanın içinde olmalı. Duracağımız yer, kalbimizin  teklediği yer.’’</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><span style="font-size: x-small;">11 Aralık&#8217;taki ikinci ihale komisyonu toplantısında  Salurbey&#8217;in sunduğu Ulen Ude&#8217;nin MI 171 helikopterinin teknik açıdan  yetersiz olduğu açıklandı. Salurbey ihaleye teklif zarfları açılırken  adı bile geçmeyen Kamov&#8217;un Ka62-2 helikopteri ile devam etmek istediğini  belirtti ve komisyon bu helikopteri değerlendirmeye değer buldu.  Salurbey ihaleye başvururken Kamov&#8217;u alternatif teklif olarak verdiğini  ileri sürerken Kamov, Salurbey&#8217;e temsil hakkını 22 Aralık 2000&#8242;de  gönderdiği vekaletnameyle verdi.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Belge 3</strong><br />
<strong>Onayladı</strong><br />
Sağlık Bakanı Osman Durmuş 14 Aralık 2000&#8242;de Salurbey&#8217;in ihaleyi  kazandığını belirten<br />
ihale komisyon kararını imzaladı. Bakan Durmuş 20 Aralık 2000 tarihinde  de Salurbey adlı Rus şirketine &#8220;14 Aralık 2000 tarihinde yapılan 5 adet  ambulans helikopter ihalesini 31.5 milyon dolarlık teklifinizle firmanız  kazanmıştır&#8221; yazısını da gönderdi.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Belge 4</strong><br />
<strong>Skandal yetki</strong><br />
Ali Şen ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş, önce Fenerbahçe maçında, ardından  da Durmuş&#8217;un makamında bir araya geldi. Şen, Bakan Durmuş&#8217;a &#8220;Ben aynı  helikopterleri aynı firmadan, bir kısmını da Türkiye&#8217;nin Eximbank  alacağına mahsuben 20 milyon dolara alırım&#8221; teklifinde bulundu. Bu  konuda Ali Şen&#8217;den yazılı taahhüt alan Sağlık Bakanı Osman Durmuş, 13  Ocak 2000&#8242;de Şen&#8217;e &#8216;Sağlık Bakanlığı Özel&#8217; antetli kâğıda yazılmış ve  kendi imzasını taşıyan şu belgeyi verdi:</p>
<p>&#8220;Bakanlığımızın ihtiyacı olan 10 adet orta tip ambulans helikopterinin  idari ve teknik şartnamemize ve sözleşme şartlarına bağlı kalmak  şartıyla karşılanması ve Türkiye&#8217;de lisanslı teknoloji transferi yoluyla  ortak üretim şeklinde tedariki yönünden sayın Ali Şen 2 Mayıs 2001  yılına kadar yetkili kılınmıştır.<br />
Türkiye&#8217;de diğer kamu kurum ve kuruluşlarının aynı tip helikopter  ihtiyacının 55 olabileceği tahmin edilmekte olup, gelecekteki talepler  de dikkate alınarak helikopter fabrikasının bakanlığımızın göstereceği  uygun bir yerde kurulması arzu edilmektedir.&#8221;<br />
Oysa Yargıtay 4. Hukuk Dairesi&#8217;nin 1.7.1957 Esas:2359 Karar:4203 no&#8217;lu  emsal kararında &#8220;Kamuya ait alım ve satım işlemlerinde aracı  kullanılmaz&#8221; deniliyor.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Dur emri</strong><br />
Durmuş, Şen&#8217;e verdiği yetki belgesinin altına el yazısıyla &#8216;30 Nisan  2001 tarihine kadar, yapılan iha-lenin sözleşmesi ikinci bir emre kadar  durdurulmuştur&#8221; diye yazdı. Aynı belgenin ekine ise, &#8216;Emniyet: 30, Sahil  Güvenlik: 15, Sağlık Bakanlığı: 10, Sahil Koruma: 5, Orman: ?, toplam:  60 +&#8217; diye yazan Bakan Durmuş Türkiye&#8217;deki çeşitli kurum ve kuruluşların  ihtiyaç duyduğu helikopter sayısını artırarak 55&#8242;ten 60&#8242;ın üzerine  çıkardı.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Belge 5</strong><br />
<strong>Fiyat maliyetin altında</strong><br />
Bakan Durmuş, Ali Şen&#8217;e yetki verirken Şen&#8217;in almayı vaat ettiği  helikopterlerin üreticisi Kamov&#8217;un başkanı S. Miheyev 15 Ocak 2001&#8242;de  Şen&#8217;e yetki vermediklerini açıkladı. Başkan Miheyev, Ali Şen&#8217;in  helikopter için teklif ettiği fiyatın kendi maliyetlerinin bile altında  olduğunu bildirdi.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Belge 6</strong><br />
<strong>Maliye geçit vermedi</strong><br />
İhale Devlet Planlama Teşkilatı&#8217;ndan (DPT) alınan &#8216;şartlı&#8217; onayla  DPT&#8217;nin şartı yerine getirilmeden yapıldığı için Maliye Bakanlığı  şubatta Sağlık Bakanlığı&#8217;na yazı göndererek gerekli şartlar yerine  getirilmediği için ihaleye vize vermediğini bildirdi.<br />
7 Şubat 2001&#8242;de Salurbey&#8217;e Osman Durmuş adına yazı yazan Hudutlar ve  Sahiller Sağlık Genel Müdürü Latif Atasever, &#8220;İhale Maliye Bakanlığı  tarafından vize edilmediği için iptal edilmiştir&#8221; bilgisini verdi.</span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Yetkisi bulunmuyor</strong><br />
Sağlık Bakanlığı&#8217;nın kurulmasını sağlayan kanun hükmündeki kararnameye  göre bu bakanlığın görevleri arasında arama ve kurtarma faaliyetleri  gerçekleştirmek yok. Genel Hıfzıssıha Kanunu bu görevi belediyelere  veriyor. Sağlık Bakanlığı&#8217;na bağlı kurum olarak ihaleye çıkan HSSGM&#8217;nin  ise bizzat kendisi kuruluş kanunu çıkmadığından ihaleyi açabilme  niteliği taşımıyor. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı&#8217;nın ve bağlı HSSGM&#8217;nin  böyle bir ihaleye çıkmasının bile usulsüz olduğu belirtiliyor.</p>
<p><img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//778420100205011331551.jpg" border="0" alt="kullan" /></span></p>
<p><span style="font-size: x-small;"><strong>Haber 7.com</strong></span></p>
</div>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<img src="http://www.basinyayin.net/?ak_action=api_record_view&id=2702&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/mhpli-durmusun-yetki-ucurdugu-ihale/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
