<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Basın Yayın</title>
	<atom:link href="http://www.basinyayin.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.basinyayin.net</link>
	<description>Basından seçmeler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2009 03:34:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Budist vahşeti</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/budist-vahseti</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/budist-vahseti#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 03:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[budist işkencesi]]></category>
		<category><![CDATA[budist katliamları]]></category>
		<category><![CDATA[patani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1360</guid>
		<description><![CDATA[2001 yılının Mart ayında “Afganistan’daki Buda heykelleri yıkılıyor” diyerek ayağa kalkan dünya, aynı Budistlerin Tayland’da Müslümanlara karşı uyguladığı vahşete gıkını çıkarmıyor.
ECAVÜZ VE KATLİAM!
Bir zamanlar Patani İslâm Krallığı’nın yönetimi altında barış ve huzur içinde hayatlarını sürdüren Patanili Müslümanlar, toprakları Budist Tayland Ordusu tarafından işgal edildikten sonra acı dolu günler yaşamaya başladılar. 5 milyon Müslümanın yaşadığı Patani’de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>2001 yılının Mart ayında “Afganistan’daki Buda heykelleri yıkılıyor” diyerek ayağa kalkan dünya, aynı Budistlerin Tayland’da Müslümanlara karşı uyguladığı vahşete gıkını çıkarmıyor.</span></p>
<p>ECAVÜZ VE KATLİAM!<br />
Bir zamanlar Patani İslâm Krallığı’nın yönetimi altında barış ve huzur içinde hayatlarını sürdüren Patanili Müslümanlar, toprakları Budist Tayland Ordusu tarafından işgal edildikten sonra acı dolu günler yaşamaya başladılar. 5 milyon Müslümanın yaşadığı Patani’de toplama kamplarında tutulan yüzlerce genç kıza askerler tarafından tecavüz ediliyor, âlimler katlediliyor, camiler ateşe veriliyor, gözaltına alınan insanlardan bir daha haber alınamıyor.<br />
DÜNYA UMURSAMIYOR!<br />
¥ Patani’deki toplama kamplarında 30 bini aşkın insan bulunurken, başta Müslüman halklar, Birleşmiş Milletler ve İslâm Konferansı Örgütü olmak üzere dünya Patani’de yaşananlar karşısında sessiz kalmaya devam ediyor. Tayland hükümeti, yakınları katledilen Patanili Müslümanların gösteri yapmalarına izin vermiyor. Patanililer tarafından düzenlenen gösteriler, son derece sert bir şekilde bastırılıyor. ¥ HABERİ 7’DE<br />
ADEM ÖZKÖSE<br />
Bir zamanlar Patani İslâm Krallığı&#8217;nın yönetimi altında barış ve huzur içinde hayatlarını sürdüren Patanili Müslümanlar, toprakları Budist Tayland Ordusu tarafından işgal edildikten sonra acı dolu günler yaşamaya başladılar. 5 milyon Müslümanın yaşadığı Patani&#8217;de toplama kamplarında tutulan yüzlerce genç kıza askerler tarafından tecavüz ediliyor, alimler katlediliyor, camiler ateşe veriliyor, gözaltına alınan insanlardan bir daha haber alınamıyor. Patani&#8217;deki toplama kamplarında 30 bini aşkın insan bulunurken, başta Müslüman Halklar, Birleşmiş Milletler Örgütü ve İslâm Konferansı Örgütü olmak üzere dünya Patani&#8217;de yaşananlar karşısında sessiz kalmaya devam ediyor.<br />
Tayland askerleri, Patanililere yönelik gerçekleştirdikleri saldırılarda özellikle alimleri ve cami imamlarını hedef seçiyorlar. 2004 yılından beri Tayland Yönetimi tarafından sıkıyönetim uygulanan Patani&#8217;de son 5 yılda 3500&#8242;den fazla Patanili, Budist askerler tarafından katledildi. Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen katliam ve işkencelerde sınır tanımayan Tayland yönetiminin dünyadaki en iyi müttefiği Amerika ve İsrail. İsrail&#8217;de belli bir süre eğitim gören Tayland askerleri daha sonra görev yeri olarak Patani&#8217;ye gönderiliyorlar. Tayland hükümeti yer altı kaynakları bakımından son derece zengin olan Patani&#8217;yi tamamen Budistleştirmek istiyor. Patanililerden topraklarını terk etmelerini isteyen Tayland yönetimi, bölgeyi Budistleştirmek için şiddet ve katliamı bir araç olarak kullanıyor. Patani&#8217;de gerçekleşen ölüm vakaları nedeniyle şikâyette bulunulacak herhangi bir merci yok. Yakınları katledilen Patanililer, Tayland hükümetine şikâyette bulunduklarında çoğu zaman tehdit edilip gözaltına alınıyorlar. Tayland hükümeti, Patanili Müslümanların gösteri yapmalarına da izin vermiyor. Patanililer tarafından düzenlenen gösteriler son derece sert bir şekilde bastırılıyor.</p>
<p>Vakit</p>
<p><span><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/budist-vahseti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Albay Çiçek&#8217;e “Bizim Mahkeme” tahliyesi</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/albay-ciceke-%e2%80%9cbizim-mahkeme%e2%80%9d-tahliyesi</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/albay-ciceke-%e2%80%9cbizim-mahkeme%e2%80%9d-tahliyesi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 03:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[14. mahkeme]]></category>
		<category><![CDATA[albay dursun çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[bizim mahkeme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1357</guid>
		<description><![CDATA[Nöbetçi 14. Ağır ceza Mahkemesi dün tutuklanan Albay Dursun Çiçek&#8217;in tutuksuz yargılanmasına karar verdi.
Ayrıca Albay Çiçek&#8217;i tutuklama istemiyle mahkemeye sevk eden savcılığın bu karara itirazı bulunmuyor.
Ergenekon soruşturması kapsamında dün tutuklanan Albay Dursun Çiçek&#8217;in tutukluluk haline yaptığı itiraz karara bağlandı. Tahliye kararını mahkemeye bugün atanan Hakim Faik Saban&#8217;ın verdiği belirtiliyor.
Tahliye kararının, Dursun Çiçek&#8217;in konulduğu Hasdal Cezaevi&#8217;ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span id="ctl00_Contentplaceholder2_LtrDetay">Nöbetçi 14. Ağır ceza Mahkemesi dün tutuklanan Albay Dursun Çiçek&#8217;in tutuksuz yargılanmasına karar verdi.</p>
<p>Ayrıca Albay Çiçek&#8217;i tutuklama istemiyle mahkemeye sevk eden savcılığın bu karara itirazı bulunmuyor.</p>
<p>Ergenekon soruşturması kapsamında dün tutuklanan Albay Dursun Çiçek&#8217;in tutukluluk haline yaptığı itiraz karara bağlandı. Tahliye kararını mahkemeye bugün atanan Hakim Faik Saban&#8217;ın verdiği belirtiliyor.</p>
<p>Tahliye kararının, Dursun Çiçek&#8217;in konulduğu Hasdal Cezaevi&#8217;ne fakslandığı öğrenildi.</p>
<p><strong>DÜN GECE TUTUKLANMIŞTI</strong></p>
<p>Albay Dursun Çiçek, Ergenekon Savcıları tarafından dün gün boyu sorgulandıktan sonra gece yarısı tutuklanmış ve askeri cezaevine gönderilmişti. Dursun&#8217;un Çiçek iddia olunan Ergenekon terör örgütüne üye olmaktan tutuklanmıştı.</p>
<p>Sivil Savcılık, devletin istihbarat örgütlerinden gelen bilgiler ışığında Albay Çiçek&#8217;in Ergenekon Örgütü üyesi olduğuna kanaat getirmiş ve &#8220;tutuklanma&#8221; istemiyle Çiçek&#8217;i mahkemeye sevketmişti. Mahkeme yaptığı inceleme sonucunda savcılığın talebine uyarak Çiçek&#8217;i tutukladı.</p>
<p>Albay Çiçek hakkında sözkonusu belgeyle ilgili olarak Askeri Savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişti. Ancak olayın diğer boyutları sivil savcılığa gönderilmişti. Bu kararın ardından sivil mahkeme &#8220;İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8221;nın altında imzası olmasıyla gündeme gelen Albay Dursun Çiçek iddia olunan Ergenekon Terör Örgütü&#8217;ne üye olmaktan tutuklanmıştı.</p>
<p><strong>BİZİM MAHKEME DEVREDE</strong></p>
<p>Tüm bu gelişmeler yaşanırken, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanlığı ilginç bir atama gerçekleştirdi ve yapılan baskılar üzerine 14. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne kritik bir atama gerçekleştirdi. Mahkemeye Beşiktaş Adliyesi&#8217;nde görevli Faik Saban&#8217;ı geçici görevle atadı.</p>
<p>Bu atama gerçekleşir gerçekleşmez, Albay Dursun Çiçek&#8217;in avukatları tahliye istemini içeren itirazını verdiler. 14. Mahkemenin Başkanı ise hızla hareket ederek, Ergenekon savcılarından tutukluluk halinin itirazıyla ilgili mütaala istedi. Normalde mütaala için iki gün süre bulunmasına karşın Başkanın ısrarı üzerine Ergenekon Savcıları&#8217;ndan alel acele mütaala alındı. 14 Ağır cezanın bu hızlı ve acele hareketlerden sonra bugün Albay Çiçek hakkında tahliye kararı vereceği iddia ediliyordu.</span></div>
<div></div>
<div><span>Samanyoluhaber<br />
</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/albay-ciceke-%e2%80%9cbizim-mahkeme%e2%80%9d-tahliyesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cemaatler arası meal savaşı</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/cemaatler-arasi-meal-savasi</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/cemaatler-arasi-meal-savasi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 03:24:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[cemaatler]]></category>
		<category><![CDATA[meal savaşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1354</guid>
		<description><![CDATA[Hangi cemaat, hangi Kur&#8217;an mealini okuyor? Meallerdeki; zorlama çeviriler, gereksiz-uygunsuz ifadeler, yanlış hükümler ve yetersizlikler için ilahiyatçılar ne diyor?
İstanbul Fatih’te bir apartmanın zemin katı. Kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün mescidi burası. Erkenden gelenler ona yakın olmak için ön safları zorluyor.
Her Cuma namaz vaktinde olduğu gibi adım atacak yer yok. Cübbeli Ahmet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hangi cemaat, hangi Kur&#8217;an mealini okuyor? Meallerdeki; zorlama çeviriler, gereksiz-uygunsuz ifadeler, yanlış hükümler ve yetersizlikler için ilahiyatçılar ne diyor?</p>
<p>İstanbul Fatih’te bir apartmanın zemin katı. Kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün mescidi burası. Erkenden gelenler ona yakın olmak için ön safları zorluyor.</p>
<p>Her Cuma namaz vaktinde olduğu gibi adım atacak yer yok. Cübbeli Ahmet, kürsüde kendine has üslubuyla vaaz ederken cemaatin iyi tanıdığı bir ismi sert sözlerle eleştiriyor. Bu kişinin düşüncelerinin “sapkın ve tehlikeli olduğunu” belirtip insanları uyarıyor. Namaz çıkışında kapıdaki görevliler cemaatin eline birer broşür tutuşturuyor. Broşürün kapağında “Mustafa İslamoğlu’nun Bidatlerine Reddiye: HAKSÖZ” ifadeleri dikkat çekiyor. Cübbeli Ahmet Hoca’nın biraz önce isim vermeden eleştirdiği kişiyle ilgili sert sözlerin yer aldığı metni insanlar okuya okuya ev ve işlerine gidiyorlar.</p>
<p>Her hafta dozajı artan kavganın ardında AKABE Grubu’nun lideri Mustafa İslamoğlu’nun yazdığı bir Kur’an meali var. İsmailağa cemaatinin veliaht lideri Cübbeli, İslamoğlu’nun “Hayat Kitabı Kur’an/Gerekçeli Meal” kitabıyla “İslam ve Müslümanlar’a büyük zarar verdiğini söylerken, tarikat mensupları onun melun (Allah tarafından lanetlenmiş) olduğunu savunuyor.</p>
<p>Bu üslupta olmasa da İslamoğlu gibi meal yazarlarına ilahiyatçıların tepkisi de büyük. Aslında meal tartışmaları 1970’lerden beri yapılıyor fakat bugün farklı ve daha sarsıcı bir kavga söz konusu. İlahiyatçılara göre Türkiye’de her cemaat kendine has bir meal oluşturmaya başladı. Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ebubekir Sifil, “Operasyonel Meal Yazıcılığı” başlıklı makalesinde, “Günümüzde özellikle meal üzerinde yeni bir din anlayışının inşası söz konusu” diyor. İlahiyat Profesörü Süleyman Ateş bunun tehlikeli sonucunu “cemaat ve tarikatlar İslam’da bölünmeye yol açacak duruma geldi” diye özetliyor.</p>
<p>İslam bilginlerine göre İslam’ın ilk kaynağı tartışmasız Kur’an-ı Kerim. Ardından sünnet, icma ve kıyas geliyor. Meal, Kur’an’ın birebir Türkçe açıklaması anlamına geliyor. Ancak Türkçe meal, Kur’an olarak kabul edilmiyor. Müfessirler, mealin hiçbir zaman Kur’an yerine geçmeyeceğinde hemfikir. Kur’an ilk ve en önemli kaynak olduğu için onunla ilgili her çalışma İslam dünyasında büyük yankı buluyor.</p>
<p>Bu kaynağın herkes tarafından okunup anlaşılması için çabalar her dönemde sürüyor. Bu yüzden pek çok kişi Kur’an meal ve tefsiri yazdı. Kesin olmayan bilgilere göre Türkiye’de son 50 yılda 115 farklı kişi, 115 farklı meal kaleme aldı ve piyasaya sürdü. Mustafa Nejat Sefercioğlu, İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nin (IRCICA) 1998’de tamamlanan bir araştırmasından yola çıkarak “Kur&#8217;an Bibliyografyası” isimli bir kitap yazdı.</p>
<p>Bütün dünya dillerinde Kurân-ı Kerîm tercümelerinin (meal) ele alındığı kitaba göre 65 dilde 2 bin 672 adet basılmış Kur’ân-ı Kerim tercümesi var. Sırasıyla Farsça, Türkçe ve Urduca tercümeler, tespiti yapılan tercümelerin yaklaşık yüzde 95’ini oluşturuyor. Bu oran Türkçe meal çalışmalarının ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>“Meal Kültürümüz” isimli kitabın yazarı Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Mustafa Öztürk, mealin her dönemde okuyucu bulduğunu, dolaşımdaki her mealin az ya da çok rağbet gördüğünü belirtiyor. Meal basma ve satma faaliyeti yürüten onlarca yayınevi, bastırdıkları mealin ne kadar sattığına ilişkin rakam vermiyor.</p>
<p>Bunun sebebi, devlete vergi öderken beyan ettikleri rakamları düşük tutmaları olabilir. Yine de farklı kaynaklardan teyit ettiğimiz bilgilere göre uzun süredir piyasada olan Elmalılı Hamdi Yazır ve Ömer Nasuhi Bilmen’in mealleri, birer milyondan fazla sattı. Yarım milyonu deviren meallerin sayısı da azımsanamaz.</p>
<p>İşaret Yayınları’nın bir yetkilisi, Muhammed Esed’in “Kur&#8217;an Mesajı” mealinin 500 binden çok sattığını söylüyor. Yaşar Nuri Öztürk’ün “Kur’an-ı Kerim Meali (Türkçe çeviri)” kitabı 150 baskı yaptı. Bu da 500 bin civarında bir satışa tekabül ediyor. Prof. Suat Yıldırım ve Prof. Süleyman Ateş’in mealleri de çok satanlardan. Bu arada devletin en yüksek dini kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı da farklı kişilere meal yazdırıyor.</p>
<p>Bir heyet tarafından kaleme alınan ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından çıkarılan “Kur’an-ı Kerim Meali” ve yine Diyanet tarafından bastırılan Prof. Dr. Halil Altuntaş ile Dr. Muzaffer Şahin imzalı aynı adlı eser de çok satanların başında.<br />
Türkiye’de mealciliğin yaygınlaşmasının birçok nedeni var. İlahiyatçılara göre “ticari amaçlar,” “kariyer yapma” ve “gruba mensubiyet” bu nedenlerin başında geliyor. Tahminen Türkiye’de yılda 650 &#8211; 700 bin adet meal okuyucuyla buluşuyor.</p>
<p>Cep, orta, büyük boyları bulunan bu meallerin fiyatlarının 25 ila 100 lira arasında değiştiğini söylersek işin ticari boyutu ortaya çıkmış olur. Bunun yanında, her cemaat ve dinî hareketin kendine ait bir meale sahip olma isteği de piyasada çok sayıda farklı mealin bulunmasında önemli bir faktör. Dr. Sifil, “Her cemaat ve tarikatın kendine göre bir İslam anlayışı, kabul ve retleri var. Böyle olunca her cemaat kendi İslam şablonunu, Kur’an üzerinde bir meşruiyete kavuşturmak istiyor. Bunun en iyi yolu da meal yazmak” diyor.</p>
<p>Ancak farklı amaçlarla yazılan meallerde risk büyük. İlahiyatçılara göre, Muhammed Esed’in mealinin çok kötü bir kopyası olarak değerlendirilen İslamoğlu’nun meali gibi piyasadaki pek çok meal hatalarla dolu. Örneğin “takva” sözcüğü İslami literatüre göre “korunmak” demek.</p>
<p>Üstelik bu tabir Kur’an-ı Kerim’de 274 yerde geçiyor. Ancak birçok mealde, takva tabiri “korkmak, çekinmek ve sakınmak” anlamında kullanılmış. İlahiyatçı yazar Ahmet Tekin, “Takva eğer korku manasında ele alınırsa İslam eşittir korku dini olur” diyor. Tekin’e göre, Diyanet’in mealinde bile 380 grup hata var. Kendisi de bir meal yazarı olan Doç. Mustafa Öztürk başka bir örnek veriyor. Ona göre Necim süresi 7. ve 9. ayetleri Cebrail ile Peygamber arasındaki iletişimi anlatıyor. Ancak birçok meal yazarı Cebrail yerine Allah’ın Muhammed ile görüştüğünü yazıyor. “Ayette, ‘O en yüksek ufukta idi’ olarak anlatılan kişi Cebrail’dir” diyor Öztürk.</p>
<p>İlahiyatçı yazar Ali Eren, Türkiye’de mealcilik yapanların vahim hataları nedeniyle İslam’ın en temel esaslarının bile tartışmalı hale geldiğini savunuyor. “Kimisi Kur’an’da başörtüsü yok’, kimisi var diyor. Kimi meal yazarları, ‘Kur’an’da kurban yoktur’ derken, bunun aksini savunan çok kişi mevcut” diyen Eren, Prof. Öztürk ile Prof. Ateş’in meallerine atıfta bulunuyor. Her iki yazarın meallerinde “Kur’an’da başörtüsü yoktur” manası çıkıyor. Konuyla ilgili konuştuğumuz Ateş, Kur’an’da kadınlara yabancı erkeklerin bulunduğu ortamda ziynetlerini örtmelerinin emredildiğini, bunun da bir örtüyle gerdanlarını örtmek şeklinde olduğu düşüncesinde ısrarlı.</p>
<p>Mealdeki hatalara en bariz örnek olarak Abese Suresi’nin 1. ile 6. ayetlerindeki ifadeler gösteriliyor. Burada Peygamber, Mekke’nin ileri gelenleriyle görüşme halindeyken âmâ bir vatandaş gelip bir şey sormak istiyor. Ancak Peygamber o âmâ vatandaşı dinlemeyip yüzünü ekşiterek sırtını dönüyor. Mustafa İslamoğlu ile Ali Ünal’ın meallerinde âmâya sırtını dönen kişinin peygamber değil zengin Mekkeli müşrikler olduğu ileri sürülüyor.</p>
<p>Oysa Mustafa Öztürk ve Ahmet Tekin’e göre bu yanlış; Allah, Peygamber’in şahsında engelli insanlara yanlış tutum takınacak insanları uyarıyor. Kaldı ki sonraki ayetlerde Peygamber, Allah tarafından uyarılıyor.</p>
<p>İlahiyat Profesörü Hayri Kırbaşoğlu, “meallerdeki zorlama çeviriler, gereksiz-uygunsuz ifadeler, yanlış hükümler ve yetersizlikler saymakla bitmez” diyor. “Kendi anladığı şeyi Kur’an’a söyletmek” düşüncesiyle hareket eden bazı kişilerin meşhur olmak ve para kazanmak amacıyla en kolay yol olarak meal yazdıklarını savunan Kırbaşoğlu, dini kalitenin yükseltilmesi gerektiği görüşünde.</p>
<p>Dr. Sifil ise tartışmanın tekrar başlamasına neden olan İslamoğlu’nun mealinin ilk 60 âyetindeki hataların bile 24 sayfa tuttuğunu söyleyerek Kur’an’a saygı gösterilmesini istiyor. Cübbeli taraftarları ve Furkan dergisince “melun” ilan edilen İslamoğlu ise susmayı tercih ederken piyasadaki meali onun yerine konuşuyor. Meal son zamanların en çok satanı.</p>
<p>HANGİ GRUP HANGİ MEALİ OKUYOR?</p>
<p>Fethullah Gülen Grubu: Prof. Suat Yıldırım’ın “Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali” ile Ali Ünal&#8217;ın “Allah Kelamı Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali.”<br />
Süleymancılar: Kur’an-ı Arapçası’ndan okuyorlar. Meal olaraksa Hasan Basri Çantay ve Elmalılı Hamdi Yazar’ınkiler gibi klasikleri tercih ediyorlar.</p>
<p>İsmailağa Tarikatı: Son yıllara kadar Hasan Tahsin Feyizli’nin “Feyzul Furkan”ını okurlardı. Ancak şimdi kendi tarikatlarında öne çıkan kişilerin oluşturduğu bir komisyonun yazdığı “Ruhu-l Furkan” isimli meali okuyorlar. Hem tarikatın lideri Mahmut Ustaosmanoğlu hem de veliahtı Cübbeli Ahmet, bu meali alıp okumaları gerektiğini tavsiye ediyor.</p>
<p>Erenköy Cemaati ya da Altınolukçular: Prof. Hamdi Döndüren’in “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali.”<br />
Milli Görüşçüler: Necmettin Erbakan’la birlikte Saadet Partisi Başkanı Prof. Numan Kurtulmuş’un temsil ettiği bu hareket Kur’an öğrenmeyi, meal ve tefsir takip etmeyi teşvik ediyor. Mahmut Toptaş, Ali Bulaç ve İhsan Eliaçık’ın meallerini okuyorlar.</p>
<p>Nesil Grubu: Nurcu hareketin önemli kollarından. Said Nursi’nin Risale-i Nur’u onlar için başucu kitabı ve aynı zamanda Kur’an tefsiri. Yine de mealsiz değiller. İhsan Atasoy, Ümit Şimşek, Mehmet Paksu ve Cemal Uşsal tarafından kaleme alınan “Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali”ni dikkate alıyorlar.</p>
<p>Menzil Tarikatı: Adıyaman merkezli grubun müritleri daha çok şeyhlerinin ağzından çıkan sözü dikkate alıyor. Onlar da tıpkı Süleymancılar gibi klasikleri tercih ediyor.<br />
İskenderpaşa Tarikatı: Prof. Esat Çoşan’ın vefatından sonra zayıflayan ve Hakyol olarak da bilinen grubun okuduğu meal, Feyizli’nin “Feyzul Furkan”ı.<br />
AKABE Grubu: Hilal TV kurulduktan sonra popülaritesi arttı. 2008’in ortalarına kadar kendi mealleri yoktu. Daha sonra liderleri İslamoğlu’nun yazdığı, “Hayat Kitabı” müritlerin başucu meali oldu.</p>
<p>Bağımsızlar: Sayıları giderek artıyor. Her meselenin tartışılmasından yanalar. Bağımsız ve eleştirel gözle bakan entelektüellerin kaleme aldığı eserleri okuyorlar. Ali Bulaç, İhsan Eliaçık, Doç. Mustafa Öztürk ve Ahmet Tekin’inkiler gibi.</p>
<p>Akademisyenler: Herhangi bir cemaat ve tarikat üyesiyseler önce bunların dikkate aldığı mealleri okuyorlar. Değillerse genelde Türkiye Diyanet Vakfı meali ile Muhammed Esed’in “Kur’an Mesajı’nı” takip ediyorlar.</p>
<p>Sosyete: Kastımız, İslami sonradan öğrenmeye yönelenler. Sayıları çok değil. Genelde Yaşar Nuri Öztürk, Süleyman Ateş ve Elmalılı Hamdi Yazır’ı tercih ediyorlar.</p>
<p>Meal basma ve satma faaliyeti yürüten onlarca yayınevi, bastırdıkları mealin ne kadar sattığına ilişkin rakam vermiyor. Bunun sebebi, devlete vergi öderken beyan ettikleri rakamları düşük tutmaları olabilir.</p>
<p>Adem Demir / Newsweek Türkiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/cemaatler-arasi-meal-savasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CNN Türk&#8217;ten felaket tellalcısı tavır!</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/cnn-turkten-felaket-tellalcisi-tavir</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/cnn-turkten-felaket-tellalcisi-tavir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 21:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[cnn türk]]></category>
		<category><![CDATA[doğan grubu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1350</guid>
		<description><![CDATA[CNN Türk&#8217;te Rıdvan Akar&#8217;ın Siyaset Gündemi&#8217;ni izleyenler sanki MGK toplantısında anayasa kitapçıklarının havada uçuştuğunu düşündü.
Ankara&#8217;da siyaset gündemi oldukça yoğun. İç ve dış gelişmelerin ele alındığı MGK toplantısı beklenenden fazla sürdü ve hala devam ediyor.
Şüphesiz içeride Taraf&#8217;ın yayınladığı İratica Eylem planı ve askeri mahkemenin belgenin sahte olduğu kararı da tartışılıyor..
Bunların üzerine bir de Ergenekon savcılarının Albay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CNN Türk&#8217;te Rıdvan Akar&#8217;ın Siyaset Gündemi&#8217;ni izleyenler sanki MGK toplantısında anayasa kitapçıklarının havada uçuştuğunu düşündü.</p>
<p>Ankara&#8217;da siyaset gündemi oldukça yoğun. İç ve dış gelişmelerin ele alındığı MGK toplantısı beklenenden fazla sürdü ve hala devam ediyor.</p>
<p>Şüphesiz içeride Taraf&#8217;ın yayınladığı İratica Eylem planı ve askeri mahkemenin belgenin sahte olduğu kararı da tartışılıyor..</p>
<p>Bunların üzerine bir de Ergenekon savcılarının Albay Dursun Çiçek için tutuklama talebinde bulunmasıda haber kanallarında son dakika olarak yer aldı.</p>
<p>Ancak diğer haber kanalları bu gelişmeyi yaklaşık 3 dakika ekranda tutarken CNNTürk yarım saatten fazla ekranında tuttu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1352" title="cnn-gerilim" src="http://www.basinyayin.net/wp-content/uploads/2009/06/cnn-gerilim.jpg" alt="cnn-gerilim" width="450" height="339" /></p>
<p>Olanlar sadece bu değildi. Rıdvan Akar&#8217;ın hazırlayıp sunduğu &#8216;Siyaset Gündemi&#8217; programında da sanki MGK toplantısından bilgi sızdırılımış da Akar&#8217;ın bundan haberdar olmuş gibi zirve için &#8216;Zirvede Gerilim&#8217; başlığı ile programı sürdürmesi izleyicilerin dikkatinden kaçmadı.</p>
<p>Haber 7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/cnn-turkten-felaket-tellalcisi-tavir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurmay Albay Dursun Çiçek tutuklandı</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/kurmay-albay-dursun-cicek-tutuklandi</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/kurmay-albay-dursun-cicek-tutuklandi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 21:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[kurmay albay dursun çiçek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1347</guid>
		<description><![CDATA[İrtica belgesini hazırlattığı iddia edilen Albay Dursun Çiçek tutuklama istemiyle gönderildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.
&#8221;Ergenekon&#8221; soruşturması kapsamında savcılığa ifade verdikten sonra mahkemeye sevkedilen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek tutuklandı.
Cumhuriyet savcılarınca ifadeleri alınan 9 muvazzaf subaydan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, mahkemeye sevk edilmişti.
DÜN NELER OLDU?
Beşiktaş&#8217;taki İstanbul Adliyesi&#8217;ne getirilen 9 muvazzaf subayın, Zekeriya Öz&#8217;ün de aralarında bulunduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İrtica belgesini hazırlattığı iddia edilen Albay Dursun Çiçek tutuklama istemiyle gönderildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.</p>
<p>&#8221;Ergenekon&#8221; soruşturması kapsamında savcılığa ifade verdikten sonra mahkemeye sevkedilen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek tutuklandı.</p>
<p>Cumhuriyet savcılarınca ifadeleri alınan 9 muvazzaf subaydan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, mahkemeye sevk edilmişti.</p>
<p>DÜN NELER OLDU?</p>
<p>Beşiktaş&#8217;taki İstanbul Adliyesi&#8217;ne getirilen 9 muvazzaf subayın, Zekeriya Öz&#8217;ün de aralarında bulunduğu Cumhuriyet savcılarınca ifadeleri alındı.</p>
<p>Muvazzaf subaylardan Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, tutuklanması istemiyle İstanbul Nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne sevk edilmişti.</p>
<p>Taraf&#8217;ın yayınladığı irtica belgesini hazırlattığı öne sürülen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek&#8217;in, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara ifade verme işlemi en son yapıldı.</p>
<p>Çiçek&#8217;in yanı sıra sabah saatlerinde adliyeye gelen Deniz Kurmay Albay Dora Sungunay, Deniz Kuvvetleri&#8217;ne bağlı Aksaz Deniz Üs Komutanlığı&#8217;nda görevli Deniz Kurmay Albay İbrahim Koray Özyurt, Deniz Kuvvetleri&#8217;ne bağlı Aksaz Deniz Üs Komutanlığı&#8217;nda görevli Deniz Kurmay Albay Şafak Yürekli, Gölcük Donanma Komutanlığı&#8217;nda görevli Kurmay Albay Muharrem Nuri Alacalı, Deniz Eğitim Komutanlığı&#8217;nda görevli Deniz Kurmay Albay Levent Görgeç, Gölcük Harp Filosu Grup Komutanlığı&#8217;nda görevli Deniz Kurmay Albay Tayfun Duman, Deniz Harp Akademisi Komutanlığı&#8217;nda görevli Deniz Kurmay Albay Mert Yanık ve Emekli Deniz Albay Aydın Odabaşı&#8217;nın da ifadeleri alındı.</p>
<p>Haber 7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/kurmay-albay-dursun-cicek-tutuklandi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son yılların en uzun MGK toplantısının sonuç bildirisi</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/son-yillarin-en-uzun-mgk-toplantisinin-sonuc-bildirisi</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/son-yillarin-en-uzun-mgk-toplantisinin-sonuc-bildirisi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 17:28:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[mgk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1344</guid>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Gül&#8217;ün başkanlığında Çankaya Köşkü&#8217;ndeki MGK toplantısı yaklaşık 8 saat sürdü.. Zirve ile ilgili toplantı sonrası yazılı açıklama yapıldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu&#8217;nun (MGK) Haziran ayı olağan toplantısı saat 13.30&#8242;da başladı. Toplantıda, iç ve dış gelişmeler değerlendirildi ve saat 21.15 dolayında sona erdi.
Kabine değişikliğinin ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Ahmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Gül&#8217;ün başkanlığında Çankaya Köşkü&#8217;ndeki MGK toplantısı yaklaşık 8 saat sürdü.. Zirve ile ilgili toplantı sonrası yazılı açıklama yapıldı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu&#8217;nun (MGK) Haziran ayı olağan toplantısı saat 13.30&#8242;da başladı. Toplantıda, iç ve dış gelişmeler değerlendirildi ve saat 21.15 dolayında sona erdi.</p>
<p>Kabine değişikliğinin ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin, MGK toplantısına ilk kez katıldı.</p>
<p><strong><span style="color: #000080;">SONUÇ BİLDİRİSİ</span></strong></p>
<p>Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında,<span style="color: #333333;"><strong> &#8221;devletin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşüncelerin dile getirildiği&#8221; belirtilerek, &#8221;bu tür faaliyetlerin ülkeye bir fayda sağlamayacağının teyit edildiğ</strong></span>i&#8221; bildirildi.</p>
<p>Milli Güvenlik Kurulu&#8217;nun yaklaşık 8 saat süren toplantısının ardından MGK Genel Sekreterliğince yayınlanan bildiri şöyle:</p>
<p>&#8221;Toplantıda, ülke güvenliğini etkileyen iç ve dış gelişmelerin kapsamlı bir değerlendirmesi yapılmış; ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin birliğini ve huzurunu bozmaya yönelik her türlü faaliyete karşı yürütülen mücadelenin, halkımızın güven ve desteği ile sürdürüleceği belirtilmiştir. Bu konuyla ilgili çalışmalar da gözden geçirilmiştir.</p>
<p>Ayrıca devletimizin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlara ilişkin tepki ve düşünceler dile getirilmiş, bu tür faaliyetlerin ülkemize bir fayda sağlamayacağı teyit edilmiştir.</p>
<p>Kıbrıs sorunun adil ve kalıcı biçimde çözüme kavuşturulmasının bölgede güvenlik, istikrar ve refahın sağlanabilmesi açısından önem arz ettiği; Türkiye&#8217;nin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri&#8217;nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülmekte olan kapsamlı çözüm müzakerelerini ve bu bağlamda Kıbrıs Türk tarafının yapıcı çabalarını desteklediği, çözümün; siyasi eşitlik, iki kesimlilik ve eşit statüde iki kurucu devlete haiz yeni bir ortaklık çerçevesinde bulunması, garanti ve ittifak antlaşmalarının devamı, çözümün hukuki güvenlik ve kesinliğinin teminat altına alınması, ilgili tüm tarafların sürece zarar verecek yaklaşımlardan kaçınmaları ve Birleşmiş Milletler süreci ile parametrelerine sahip çıkmaları gerektiği vurgulanmıştır.</p>
<p>Terörle mücadele boyutu dahil, Türkiye-Irak ilişkilerindeki son gelişmeler etraflıca değerlendirilmiştir.&#8221;</p>
<p>MGK toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ&#8217;un Köşk&#8217;teki görüşmesi sürüyor. Köşk&#8217;teki toplantıya Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin&#8217;in  de katıldığı belirtiliyor.</p>
<p>Saat 22.20. dolayında Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin Köşk&#8217;ten ayrıldı.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">Notlar:</span></strong></p>
<p>Toplantıya Türkiye&#8217;nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik de katıldı. Çankaya Köşkü&#8217;ne saat 14.00&#8242;te giriş yapan Özçelik, 17.20&#8242;de ayrıldı.Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan da saat 19.10&#8242;de Köşk&#8217;ten ayrıldı.</p>
<p>Haber7</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/son-yillarin-en-uzun-mgk-toplantisinin-sonuc-bildirisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenekon çok şey öğretti !</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/ergenekon-cok-sey-ogretti</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/ergenekon-cok-sey-ogretti#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 17:28:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[faili meçhul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1341</guid>
		<description><![CDATA[Mardin Dargeçit&#8217;te 1995 yılının 29 Ekim gecesi birkaç eve aynı anda baskın düzenlendi.
Yapılan aramalar sonucunda 8 kişi gözaltına alındı. 9 yaşındaki Hazni ile 13 yaşındaki ağabeyi Seyhan Doğan da gözaltına alınanlar arasındaydı. Olayın ardından anne Asiye Doğan, defalarca askerî tabura gidip çocuklarını sordu. Birkaç gün sonra Hazni serbest bırakıldı. Küçük çocuğun anlattıklarına göre, iki kardeş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mardin Dargeçit&#8217;te 1995 yılının 29 Ekim gecesi birkaç eve aynı anda baskın düzenlendi.</p>
<p><span id="ctl00_Contentplaceholder2_LtrDetay">Yapılan aramalar sonucunda 8 kişi gözaltına alındı. 9 yaşındaki Hazni ile 13 yaşındaki ağabeyi Seyhan Doğan da gözaltına alınanlar arasındaydı. Olayın ardından anne Asiye Doğan, defalarca askerî tabura gidip çocuklarını sordu. Birkaç gün sonra Hazni serbest bırakıldı. Küçük çocuğun anlattıklarına göre, iki kardeş günlerce işkence gördü. Bunun üzerine anne Doğan, oğlunu bulma çabalarını daha da hızlandırdı. Ancak aynı akıbetin kurbanı oldu ve gözaltına alındı. 11 gün sonra bırakıldığında gördüğü işkenceler yüzünden hastalanmıştı. Çocuğunun ve yakınlarının kaybolmasına yüreği dayanamayan acılı anne, kaldırıldığı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;nde hayatını kaybetti.</p>
<p>O gece gözaltına alınanlardan Abdurrahman Coşkun ve Abdullah Olcay ise lise öğrencisiydi. Yakınlarının Mardin ve Dargeçit Savcılığı nezdindeki girişimleri sonuçsuz kaldı. Resmî makamlar, önce 7 kişiyi, daha sonra 5 kişiyi bıraktık, dedi. Ancak çocuklar geri dönmedi. Akraba olan Seyhan Doğan (13), Abdurrahman Coşkun (18), Abdullah Olcay (21), Mehmet Emin Aslan (18), Nedim Akyol (13) ve Davut Altunkaynak (12), o tarihten beri kayıp. İçlerinden sadece Süleyman Seyhan&#8217;ın (58) gözaltına alındıktan 5 ay sonra cesedi yakılmış olarak bir kuyuda bulundu.</p>
<p>Başta söz konusu 7 aile olmak üzere 90&#8242;lı yıllardaki faili meçhullerin yakınları, şimdi umudunu Ergenekon davasına bağladı. Kayıpların sağ bulunma ihtimali olmasa da akıbetlerinin bilinmesi, akrabaları için önem taşıyor. Seyhan Doğan&#8217;ın ağabeyi Kadri Doğan, &#8220;Nasıl öldürülmüşler, nereye gömülmüşler bunları bilmek istiyoruz.&#8221; diyor.</p>
<p>Kaybolan yakınlarını arayan &#8216;Cumartesi Anneleri&#8217; oluşumu ve İnsan Hakları Derneği (İHD), geçtiğimiz hafta Seyhan Doğan ve 5 akrabasını gündeme getirdi. 14 yıl önce yaşanan olayın &#8216;Ergenekon dosyası&#8217;nda değerlendirilmesini istedi.</p>
<p>İHD Mardin Şube Başkanı Avukat Erdal Kuzu, 7 kaybın yakınları adına nisan ayında konuyu tekrar Dargeçit Savcılığı&#8217;na taşıdı. Davanın 15 yıllık zamanaşımına takılmaması için, &#8216;adam öldürme&#8217; ve &#8216;adam kaçırma&#8217; suçlamasıyla başvuru yaptıklarını belirten Kuzu, &#8220;Mardin&#8217;de 90&#8242;lı yılların başından 2005&#8242;e kadar geçen süreçte 80 civarında kayıp olayı yaşandı. 2008 Ekim&#8217;inde Kızıltepe Katarlı köyündeki bir kuyudan iki ceset çıkması üzerine Dargeçit davasını yeniden açmaya karar verdik. Cesetlerin adli tıpta incelenmesinin ardından dört aileden kan örneği alındı ancak sonuç henüz çıkmadı.&#8221; bilgisini veriyor. Ergenekon davasının kayıpları gündeme getirdiğine dikkat çeken Kuzu, sözlerini şöyle sürdürüyor: &#8220;Ergenekon, bölge halkının bildiği birçok şeyin herkes tarafından öğrenilmesini sağladı. Kayıplardan, 90&#8242;lı yıllarda devletin de içinde olduğu birtakım odaklar sorumlu. Bunun daha sonra JİTEM olduğu ortaya çıktı. Ergenekon soruşturması, inandırıcılığının artması için bölgedeki faili meçhuller ve kayıp vakalarına yoğunlaşmalı.&#8221;</p>
<p><strong>&#8216;NE ŞEKİLDE ÖLDÜLER, BİLMEK İSTİYORUZ&#8217;</strong></p>
<p>Seyhan Doğan&#8217;ın ağabeyi Kadri Doğan da akrabalarının ne şekilde öldüğünü bilmek istiyor. Ümitlerini kaybetmediklerini ifade eden acılı kardeş, şunları anlatıyor: &#8220;Nasıl öldürülmüşler, nereye gömülmüşler bunları bilmek istiyoruz. Devlet istese bugün çıkarabilir. Kardeşim gözaltına alındığında Dargeçit Savcılığı&#8217;na dilekçe yolladık, bu insanların akıbetini sormak istedik. Muhatap bulamadık, ne savcılık ne askeriye ilgileniyor. Yıllardır İstanbul&#8217;da yaşıyorum. Hâlâ güvenli bir şekilde memleketimize gidip gelemiyoruz.&#8221;</p>
<p>ZAMAN</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/ergenekon-cok-sey-ogretti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaza mı, cinayet mi?</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/kaza-mi-cinayet-mi</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/kaza-mi-cinayet-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 17:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[muhsin yazıcıoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[Usta kalem Hasan Karakaya&#8217;dan helikopter kazasına ilişkin derin analiz.
Hatırlarsınız&#8230; Daha “kaza”nın meydana geldiği ilk günlerde “şüphe”lerimi dile getirmiş ve “içime kurt düştüğünü” yazmıştım&#8230; Çünkü bu kaza “soru işaretleri” ile doluydu&#8230;
Aradan geçen süreçte ise, soru işaretleri “koca bir çengel”e dönüştü ve halen kafamda asılı duruyor&#8230;
Artık “soru”ları daha sesli soruyor ve diyorum ki;
“Yeni bir Eşref Bitlis muamması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Usta kalem Hasan Karakaya&#8217;dan helikopter kazasına ilişkin derin analiz.</p>
<p>Hatırlarsınız&#8230; Daha “kaza”nın meydana geldiği ilk günlerde “şüphe”lerimi dile getirmiş ve “içime kurt düştüğünü” yazmıştım&#8230; Çünkü bu kaza “soru işaretleri” ile doluydu&#8230;<br />
Aradan geçen süreçte ise, soru işaretleri “koca bir çengel”e dönüştü ve halen kafamda asılı duruyor&#8230;<br />
Artık “soru”ları daha sesli soruyor ve diyorum ki;<br />
“Yeni bir Eşref Bitlis muamması mı oluşturulmak isteniyor?..”<br />
Biliyorsunuz, 17 Şubat 1993’te, Eşref Bitlis’in uçağı da, havalandıktan kısa bir süre sonra düşmüş ve bütün “sabotaj” iddialarına rağmen, Askeri Savcılık düşme sebebi olarak “buzlanma”yı göstermişti!.. “Muamma” hâlâ devam ediyor&#8230; Eldeki “teknik veri”lerin tamamı bir “sabotaj”ı işaret ediyor olmasına rağmen, olayın üstü örtüldü&#8230;<br />
Bugün, hiç kimse “sabotaj” demiyor ama hiç kimse de bu olayın “kaza” olduğuna inanmıyor!..<br />
Çünkü herkes biliyor ki; Eşref Bitlis o uçakla uçabilse ve Diyarbakır’a varabilse idi, büyük bir ihtimalle “çantasındaki dosyaları” açacak ve yine büyük bir ihtimalle “teröre son verecek” çözüm metodlarını açıklayacaktı&#8230;<br />
Gelin görün ki; uçak düştü, Eşref Bitlis öldü ve içinde “dosya”lar bulunan “çanta” da ortadan kayboldu!..<br />
KAZA MI, PLANLI BİR SUİKAST MI?<br />
Enteresan değil mi; merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun da cesedi bulundu ama “çanta”sı ortada yok!..<br />
O çantada, hangi “tanıklık” belgeleri vardı acaba?.. Ne hikmettir bilinmez, bu tür “kaza”(!)larda ilk önce “çanta”lar kayboluyor ortadan!.. Malûm; bir “şüpheli kaza”da ölen Adnan Kahveci’nin de çantası hâlâ bulunamadı!<br />
Ama, “sır” olan sadece “çanta”lar değil!..<br />
Çantalar gibi, daha nice “sır”lar var ki; bu sırlar aydınlanmadan “helikopter kazası”(!) da aydınlanamaz!..<br />
Hatırlarsınız&#8230; 27 Mart 2009 tarihli Ayna’da, içime düşen “kurt”lardan söz etmiş, kafamdan geçen “senaryo”ları paylaşmıştım sizlerle&#8230;<br />
Ve sormuştum:<br />
“Bu olay, gerçekten bir kaza mı, yoksa planlanmış bir suikast mı?!?”<br />
Malûm, Muhsin Bey; kendi imkânlarıyla kiraladığı helikopterle Sivas’tan Kahramanmaraş’a gelip, miting alanındaki vatandaşlara seslenirken, şöyle diyordu:<br />
“Devletten seçim yardımı almıyoruz&#8230;<br />
İlk defa helikopter kiralayıp miting yapıyoruz.”<br />
Nereden bilebilirdi ki;<br />
“İlk defa” kiralanan helikoptere “son defa” bineceğini?.. Nereden bilebilirdi ki; bindiği helikopterde “sinyal verici cihaz” bulunmadığını?!?..<br />
Evet; Şevket Sabancı, Ali Sabancı ve Emine Kamışlı tarafından Ağustos 2000’de kurulan Esas Holding bünyesindeki Med Air şirketine ait helikopterde, “düştüğü yeri gösteren bir cihaz” neden yoktu?..<br />
Hangi çağdayız Allah aşkına?..<br />
Düşünebiliyor musunuz;<br />
Türkiye’de trafikte seyreden bir Mercedes otomobil, üretildiği Almanya’dan takip edilebiliyor!..<br />
Araç şu anda nerededir, ne durumdadır; araçtan gelen “sinyal”lerle yeri tesbit edilebiliyor!..<br />
Peki, bir “otomobil” firması bu kadar ayrıntıyı düşünürken, “koskoca helikopter” üreten firma, ona niye bir “sinyal cihazı” monte etmez?.. Ve de, böyle bir helikopterin uçmasına nasıl izin verilir?..<br />
Düşünebiliyor musunuz;<br />
Trafikte seyreden bir otomobilin “farı kırık” ise, “ilkyardım çantası” bulunmuyorsa, bagajında “zincir, takoz, çekme halatı” yoksa, trafik polisi hemen durduruyor otomobili ve gerekiyorsa “trafikten men” ediyor!..<br />
Peki, sormak gerekmez mi o zaman;<br />
Düşen helikopterin ait olduğu Med Air şirketinin pilotlarından Ali İbanoğlu’nun sözlerini nasıl değerlendireceğiz?..<br />
Kaptan İbanoğlu diyor ki;<br />
“Helikopterin tam olarak nereye düştüğünü bilemiyoruz!.. Yerinin tesbiti için ise; ne bizde, ne helikopterde sinyal gönderen bir cihaz bulunmuyor!”<br />
Buyrun, burdan yakın!..<br />
NTV, PİLOTU 37 DEFA NİYE ARADI?<br />
O günkü yazımda, daha başka sorular da sormuş, cevaplar aramıştım&#8230; Ancak aradan geçen 3 ay boyunca sorulara cevap bulmak yerine, “yeni yeni sorular”la karşılaştık!<br />
Evet, “yeni bulgu”lar, “yeni soruları” da beraberinde getirdi.<br />
“Son soru”dan başlayalım:<br />
Malûm, Vakit muhabirlerinin ulaştığı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı raporuna göre; Ayhan Şahenk’e ait Doğuş Grubu’na bağlı NTV Televizyonu, kaza günü helikopter pilotu Mustafa Kaya İstektepe’yi “tam 37 defa” aramış!<br />
Bu aramalardan 7 tanesinin, kazanın duyulduğu saatten önce olması son derece enteresan!..<br />
Tabiî, diğer aramalar da enteresan!..<br />
Bir televizyon kanalı, bir “helikopter pilotu”nu ısrarla niye arar ki?.. Arasa arasa, “haber” için arar!.. Peki ama “helikopter pilotu”nda ne gibi bir “haber” olabilir ki?!?..<br />
Hele de “kaza”dan önce!..<br />
Hem de “7” defa!..<br />
Bakın, o da “ayrı bir soru” olmasına rağmen, İHA muhabiri İsmail Güneş’in, hem de “kaza öncesi”nde tam “113 defa” niye arandığını sormuyorum!..<br />
Sormuyorum, çünkü;<br />
İsmail Güneş, bir “muhabir”dir ve bir televizyon kanalının onu araması gayet tabiîdir!..<br />
Tabiî, bu doğal oluş, “şüpheleri” ortadan kaldırmıyor;<br />
“Niye 113 defa?!?”<br />
89 ARIZAYA RAĞMEN NASIL UÇTU?<br />
Biliyorsunuz, olayla ilgili olarak TBMM’de bir “komisyon” oluşturuldu&#8230; TBMM Araştırma Komisyonu pek çok kişiyi dinledi ve sonunda bir “rapor” yayınladı!..<br />
Ve yine, bu süreçte BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ve merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ziyaret edip “şüphe”lerini aktardılar!..<br />
Peki, gerek Komisyon’a bilgi veren, gerek Başbakan’la görüşen kişilerin “şüphe”leri neydi?..<br />
Buyrun, kısa anekdotlar halinde kafalarda gittikçe büyüyen o “şüphe”leri dillendirelim:<br />
BBP eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili oluşturulan TBMM Araştırma Komisyonu’nun son toplantısında, pek çok uçak kazasında bilirkişilik yaptığı belirtilen, halen de özel bir havayolu şirketinde kaptan pilotluk yapan Fevzi Altunbulak şunları söylüyordu:<br />
¥ “Elektronik kayıtlarına göre o uçak kaza öncesinde değişik noktalardan 89 kez arıza yapmış. Ancak bu arızalar uçuş defterine kaydedilmedi. Çünkü kaydedilmiş olsa o uçağın yeniden uçuşa çıkması mümkün değil. 89 arızaya rağmen pilottan uçuşa devam etmesi istendi.”<br />
¥ Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun beyin cerrahı olan bacanağı Dr. Rafet Aslanoğlu kazadan önce helikopterde bulunanlara program sıkışıklığından dolayı paket yemek verildiğini ifade ederek, diyordu ki;<br />
“Adli tıp raporunda, helikopterdeki herkeste ‘tam’a yakın akut koroner damar tıkanıklığı tespit edildi. Bu bir tesadüf olamaz. 30 yaşlarında olan İHA muhabiri İsmail Güneş’te ‘tam’a yakın akut koroner damar tıkanıklığı var. Muhsin Bey’de de var. Bu hiç normal bir durum değil. Bunun böyle olması mümkün değil. Yemekte ilaç olma ihtimali var. Bu ilaç zehir olabilir.”<br />
¥ Muhsin Yazıcıoğlu’nun yakın arkadaşı BBP eski Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da, Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’yi kaza duyulur duyulmaz aradığını söyleyip; sözlerini şu şekilde sürdürmüştü:<br />
“Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, jandarma istihbarattan bir bilgi geldiğini, Muhsin Bey’in yaşadığını ancak bazı kırıkların olduğunu, bir ambulansla Kayseri’ye doğru hareket edildiğini bana aktardı. O gün verilen bilgiler çok önemli. Kayseri Valisi benim yakın arkadaşım. Vali Bey ile telefon konuşmamızda, ‘Bana gelen habere göre Yazıcıoğlu yaşıyormuş ancak yaralıymış. Ambulans hareket etmiş. Kayseri’ye geliyorlar. Bu bilgileri bana jandarma istihbarat verdi’ şeklinde konuşmuştu, sonra ifade değiştirdi. ‘Emniyetten geldi’ dedi. Bu durumun açığa kavuşturulması çok önemli. Vali Bey çıksın gerçekleri açıklasın.”<br />
Malûm; kaza sonrası helikopter enkazına ELT cihazı olmadığı ya da çalışmadığı için am 48 saat sonra ulaşılabildiği iddia edilmişti. Ali Sabancı’ya ait helikopterde ELT cihazının olup olmadığı, varsa çalışıp çalışmadığı günlerce gündemi meşgul etmiş, “bir kısım medya”da konuyla ilgili hiçbir habere yer verilmemesi dikkat çekmişti.<br />
TBMM Araştırma Komisyonu’na ELT cihazıyla ilgili sunulan ifadelerde, şöyle deniliyordu:<br />
¥ “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, helikopterde yeni nesil Artex ME406 P cihazı olduğunu bildirmişti&#8230;<br />
Oysa, Telekomünikasyon Kurumu’nun belgesinde, helikopterde POITER 4000-10 marka ELT cihazının bulunduğu açıkça belirtiliyor.<br />
1 Şubat 2009 tarihinden itibaren COMPAS-SARSAT uyduları 121,5 Mhz üzerinden sinyal gönderen eski ELT sinyallerinin tespit edilemeyeceğini, bunun yerine yeni nesil ELT cihazının verdiği 406 Mhz sinyallerin alınacağı uluslararası yönetmeliklerle belirtiliyor.<br />
Bütün bu gerçekler ELT cihazının sonradan yerleştirilmiş olduğunu ve helikopterde eski model, uyduya sinyal gönderemeyen bir ELT cihazı bulunduğunu, yeni nesil ELT’nin ise kaza sonrası konulduğunu destekliyor.”<br />
Yine malûm ki;<br />
¥ BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu 17 Haziran günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, kazaya ilişkin 55 sayfalık rapor sunmuştu.<br />
Topçu, kamuoyuna yansımayan bir bilgiyi Erdoğan’a aktararak “Düşen helikopteri üreten firma, kontrollerinde helikopterin yerinden kımıldatılmaması için 14 kırmızı bülten yayınlamış.<br />
Kontrollerde pilot ismi aynı olmasına rağmen 8 farklı imza var. Aksaklıklar gizlenmiş, helikopter uçurulmuş” diyor, Erdoğan da buna karşılık, “Raporu incelettireceğim. Gereği neyse o yapılacak” cevabını veriyordu.<br />
BELGELER KİMDEN, NİYE SAKLANIYOR?<br />
Gelen her yeni bilgi, “kuşku”ları daha da kuvvetlendirecek nitelikteydi.<br />
BBP Genel Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda kazayı araştıran heyetin başkanı olan Ahmet Şanverdi, hazırladıkları “rapor”da, kuşkularını şöyle dile getiriyorlardı:<br />
¥ “Yayınlanan ön raporlarda kesin hükme varmak için laboratuvar sonuçları ve helikopterde bulunan bazı aletlerin test edilmesinden sonra bir sonuca varılabileceğini açıkça beyan etmektedir.<br />
Başta Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları, Kaza Kırım Ekibi ısrarlı müracaatlarımıza rağmen olayın aydınlanmasını sağlayacak belgeleri tarafımıza vermemişlerdir. Bize vermedikleri belgeleri TBMM Komisyonu’na da vermemişlerdir. Mesela olayın aydınlatılmasında hayati öneme haiz Helikopter Bakım Defterleri ile helikopterin teknik dosyası ne tarafımıza, ne de Meclis Komisyonu’na verilmemiştir.”<br />
Alın size sorunun hası:<br />
“Bu bilgiler niye verilmiyor&#8230; Birileri milletten bir şey mi gizliyor, yoksa birileri korunmaya mı çalışılıyor?!?”<br />
Görüyorsunuz ya;<br />
Olayın içine girdikçe, “içinden çıkılmaz” noktalara gidiliyor!..<br />
HİÇ BİR CİNAYET MÜKEMMEL DEĞİLDİR!<br />
Hani, diyorum ki;<br />
Kafalar özellikle mi bulandırılmak isteniyor?.. Öyle ya; ortada ne kadar “soru” varsa, o kadar “şüphe” oluşur!..<br />
“Şüphe”lerin çok olduğu yerde ise, “gerçek”ler güme gider!..<br />
Açık ve net söyleyeyim;<br />
Bu “kaza”(!) eğer bir “derin devlet cinayeti” değilse, er veya geç çözülür ve sorumluların yakalarına yapışılır!..<br />
Ama “derin devlet cinayeti” ise, korkarım ki, “yeni bir Eşref Bitlis vak’ası” ile karşı karşıya kalırız!..<br />
“Faili meçhul” bir vak’a!.<br />
Daha doğrusu “faili malûm” bir vak’a!..<br />
Ama ne o “kaza”(!)yı araştıran var, ne de birilerinin yakasına yapışan!..<br />
Hayır&#8230; Merhum Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin de aynı “esrarengizlik okyanusu”nda kaybolmalarını istemiyorum!..<br />
Çünkü, çok iyi biliyorum ki;<br />
“Hiçbir cinayet mükemmel değildir!”<br />
En mükemmel cinayetler bile, küçük bir ipucu ile çözülebilir!.. Onun için, “helikopter kazası” da çözülmelidir!.. Çünkü hiç kimse, bunun bir “kaza” olduğuna inanmıyor!..<br />
O halde, “cinayet” ihtimali öne alınmalı ve “ipuçları” buna göre değerlendirilmelidir!..<br />
Sözün özü, bu dosya kapatılmamalıdır!..<br />
***<br />
Hani darbelere karşıydınız?<br />
Hani, CHP kurmaylarının; “Geçici 15. maddeyi kaldıralım, darbecileri yargılayalım” dediği gün, bu teklifin “zamanlama”sına dikkat çekip, teklifin “dostlar alışverişte görsün” kabilinden bir teklif olduğunu söylemiştim ya, maalesef yine haklı çıktım&#8230;<br />
Şu hâle bakın&#8230; “Cuntacıların sivil mahkemelerde yargılanması”nın önünü açan yasa Meclis’ten geçince; CHP’liler hop oturup hop kalkmaya başladı&#8230;<br />
Neymiş?.. Aldatılmışlar!.. Neymiş?.. Oyuna getirilmişler!.<br />
Aslında var ya; “Oylama yapılırken resmen uyuyorduk, ne yaptıklarının farkına varamadık” demiyorlar da, “Aldatıldık” diyorlar!.. Oysa ortada “aldatma” filan yok&#8230; Tam aksine “mutabakat” var&#8230; Ama, işin ucunun “darbecilerin sivil mahkemede yargılanması”na vardığını görünce, başladılar kıvranmaya!..<br />
İyi, hoş da, benim anlayamadığım şu:<br />
Arkadaş, “Darbecileri yargılayalım” diyen siz değil miydiniz?..<br />
Alın size yasa!.. “Darbecileri yargılayacak” bir yasa!..<br />
O halde, bu gürültü niye?.. Demek ki siz, “samimi” değilsiniz&#8230;<br />
Demek ki; “sözde demokrat, özde darbeci” idiniz!..<br />
Demek ki; “takiyye” yapıyordunuz!..<br />
İşte “şapka”nız düştü, yine “kel”iniz göründü!..</p>
<p>Vakit</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/kaza-mi-cinayet-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okyanusa düşen uçaktan bir bebek sağ kurtuldu</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/okyanusa-dusen-ucaktan-bir-bebek-sag-kurtuldu</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/okyanusa-dusen-ucaktan-bir-bebek-sag-kurtuldu#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 17:23:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[uçak kazası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1335</guid>
		<description><![CDATA[Yemen&#8217;in başkent Sana&#8217;dan Komor Adaları&#8217;nın başkenti Moroni&#8217;ye giden Yemen&#8217;in Yeminia Havayolu&#8217;na ait Airbus 310 tipi uçak Hindistan Okyanusu&#8217;ndaki Komor Adaları yakınında denize düştü. Uçağın enkazından yeni yürüyen bir bebek kurtarıldı.
Yemen Sivil Havacılık yetkilisi Muhammed Abdülkadir, gazetecilere yaptığı açıklamada, Komor Adalarının başkenti Moroni&#8217;nin yaklaşık 16-17 mil açıklarında su üzerinde bazı cesetlerin ve yakıt izinin görüldüğünü söyledi.
YOLCULARDAN [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yemen&#8217;in başkent Sana&#8217;dan Komor Adaları&#8217;nın başkenti Moroni&#8217;ye giden Yemen&#8217;in Yeminia Havayolu&#8217;na ait Airbus 310 tipi uçak Hindistan Okyanusu&#8217;ndaki Komor Adaları yakınında denize düştü. Uçağın enkazından yeni yürüyen bir bebek kurtarıldı.</p>
<p>Yemen Sivil Havacılık yetkilisi Muhammed Abdülkadir, gazetecilere yaptığı açıklamada, Komor Adalarının başkenti Moroni&#8217;nin yaklaşık 16-17 mil açıklarında su üzerinde bazı cesetlerin ve yakıt izinin görüldüğünü söyledi.</p>
<p>YOLCULARDAN BAZILARININ CESEDİ BULUNDU</p>
<p>Yemen Sivil Havacılık yetkilisi Muhammed Abdülkadir, gazetecilere yaptığı açıklamada, Komor Adalarının başkenti Moroni&#8217;nin yaklaşık 16-17 mil açıklarında su üzerinde bazı cesetlerin ve yakıt izinin görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Bu arada Fransa, kaza bölgesine 2 gemi ve bir uçak göndereceğini açıkladı. Fransa havacılık dairesinden bir yetkili de uçakta 66 Fransızın bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Yemen&#8217;in başkenti Sana&#8217;dan Moroni&#8217;ye giden, 142 yolcusu ve 11 kişilik mürettebatı olan uçak Hint Okyanusu&#8217;na düşmüştü.</p>
<p>UÇAĞIN ELVERİŞSİZ HAVA KOŞULLARI NEDENİYLE DÜŞTÜĞÜ SANILIYOR</p>
<p>Yemen hava yolu şirketi Yemenia&#8217;ya ait Airbus 310 tipi yolcu uçağının havaalanına inmesinin beklendiği sırada hava koşullarının elverişsiz olduğu bildirildi.</p>
<p>Komor Adaları&#8217;nın başkenti Moroni&#8217;deki uluslararası havaalanının müdürü Hadci Madi Ali, uçağın yerel saatle 01.30&#8242;da inmesinin öngörülüğünü, uçak beklendiği sırada sert rüzgarların estiğini belirtti.</p>
<p>Yemen&#8217;in başkenti Sana&#8217;dan Moroni&#8217;ye giden, 142 yolcu ve 11 kişilik mürettebat taşıyan uçak Hint Okyanusu&#8217;na düşmüştü.</p>
<p>DÜŞEN UÇAKLA İLGİLİ YENİ İDDİALAR</p>
<p>Fransa Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Dominique Bussereau, bu sabah Komor adaları açıklarında düşen Yemen uçağında daha önce &#8220;çok sayıda arıza gözlemlenmiş olduğunu&#8221; bildirdi.</p>
<p>İ-Tele TV kanalında konuşan müsteşar, Yemen havayolları şirketi Yemenia&#8217;yı daha önceden &#8220;yakın takibe almış olduklarını&#8221; söyledi.</p>
<p>Müsteşar, &#8220;Bu, Fransız makamlarınca yakından izlenen bir şirketti. Uçakta da çok sayıda arıza ve kusur tespit edilmişti&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yemenia&#8217;ya ait A310-300 tipi uçak, içindeki 153 kişiyle Komor adaları açıklarında denize düşmüştü.</p>
<p>Bir ay kadar önce de A330 tipi Fransız yolcu uçağı Brezilya&#8217;dan Fransa&#8217;ya giderken Atlantik sularına gömülmüştü.</p>
<p>Zaman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/okyanusa-dusen-ucaktan-bir-bebek-sag-kurtuldu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1 günde soy 197 yılda öde!</title>
		<link>http://www.basinyayin.net/1-gunde-soy-197-yilda-ode</link>
		<comments>http://www.basinyayin.net/1-gunde-soy-197-yilda-ode#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 17:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[28 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[batık bankalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=1332</guid>
		<description><![CDATA[TMSF, bugüne kadar hortumculara 674 dava açarken, hortumcular da vakit kazanabilmek için devlete 599 karşı dava açtı:Ara rejim 28 Şubat&#8217;ta Anasol-D ve Anasol-M hükümetlerinin göz yummasıyla hortumlanan 22 bankanın net 44.5 milyar dolar olan, bazı hesaplamalara göre ise 70-80 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen soygunun sorumluları, akıl almaz pişkinlik sergiliyorlar.
Banka boşaltanların kimisi 197 yıla sarkacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TMSF, bugüne kadar hortumculara 674 dava açarken, hortumcular da vakit kazanabilmek için devlete 599 karşı dava açtı:Ara rejim 28 Şubat&#8217;ta Anasol-D ve Anasol-M hükümetlerinin göz yummasıyla hortumlanan 22 bankanın net 44.5 milyar dolar olan, bazı hesaplamalara göre ise 70-80 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen soygunun sorumluları, akıl almaz pişkinlik sergiliyorlar.</p>
<p id="habermetin">Banka boşaltanların kimisi 197 yıla sarkacak ödeme takvimleri yapıyor, kimisi yüzmilyonlarca dolarlık borcunu 266 ayda 1 milyon dolar taksitle ödüyor, kimisi de hortumladıklarını ödemek şöyle dursun, devletten para alabilmek için uluslararası mahkemelerin kapısını aşındırıyor.<br />
Hayyam Garipoğlu:</p>
<p>2004&#8242;ten bugüne kadar devlete yaptığı ödeme 108 milyon 89 bin dolar. Aylık taksit tuarı ise 1 milyon 81 dolar oldu. Garipoğlu&#8217;nun bu ödeme takvimi aynen devam ettiği taktirde borcunu 202 ayda bitirecek.</p>
<p>***</p>
<p>Apel Çelik:</p>
<p>TYT Bank, o tarihten bu yana 29 milyon 260 bin dolarlık borcuna karşılık, devlete sadece 2 milyon 430 bin dolar ödedi. Yurtdışına kaçan Çelik&#8217;in bu “ödeme performansı” sürerse, TYT Bank&#8217;ın borcu tam 197 yılda bitecek.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Uzanlar ve yeğen Demirel bir de para istiyor</strong></p>
<p>Uzan ailesi ile Demirel Ailesi&#8217;nin de bulunduğu altı banka hortumcusu, TMSF&#8217;yi uluslararası mahkemelere şikayet etti. Bu davalardan Uzanların davasında devletten 19 milyar dolar talep edilirken, diğer ikisinde ise istenen tazminat tutarı 4 milyar 750 milyon dolar olarak belirlendi. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel&#8217;in yeğeni Murat Demirel ise İngiltere&#8217;de Türkiye aleyhine 30 milyon dolarlık tazminat davası açtı.</p>
<p>***</p>
<p>Dünya literatürüne girecek çapta soygunculuğa imza atan banka hortumcuları, aradan geçen yıllarda borçlarıyla ilgili sergiledikleri pişkin tutumla da tepki topluyorlar. Banka boşaltanların kimisi 197 yıla sarkacak ödeme takvimleri yapıyor, kimisi yüzmilyonlarca dolarlık borcunu 266 ayda 1 milyon dolar taksitle ödüyor, kimisi de çaldıklarını ödemek şöyle dursun, devletten para alabilmek için uluslararası mahkemelerin kapısını aşındırıyor.</p>
<p><strong>ÖDEMESİ 197 YIL SÜRECEK OLAN DA VAR</strong></p>
<p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu&#8217;nun 2008 yılı raporu ile 2009&#8242;un ilk 3 aylık faaliyetine ilişkin değerlendirmesi, “hortumcu yüzsüzlüğü”nün boyutlarını gösteriyor. Ara rejim 28 Şubat&#8217;ta Anasol-D ve Anasol-M hükümetlerinin göz yummasıyla hortumlanan 22 bankanın net 44.5 milyar dolar olan bazı hesaplamalara göre ise 70-80 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen soygunun sorumluları, akıl almaz pişkinlik sergiliyorlar. Aradan geçen 10 yıla yakın süreye rağmen, TMSF, hortumcu 22 banka hakim ortağından sadece 5&#8242;i ile sağlıklı sayılabilecek bir müzakere yürüterek, borçların kapatılmasını sağladı. Pek çok banka sahibi ise borcunu ödemeyi çok ağırdan alan bir ödeme performansı gösteriyor.</p>
<p>Devlete toplam 340 milyon dolar borcu olan Ceylan Grubu, protokolü imzaladığı 20 Nisan 2004 tarihinden bu yana sadece 80 milyon 430 bin dolar ödedi. Böylece son 5 yılda aylık sadece 1 milyon 276 bin dolar ödeyen Ceylan Grubu, bu tempo ile ödemelerine devam ederse, tam 266 ay sonunda, 2028 yılında borcunu bitirecek.<br />
Cinayet zanlısı yeğenini saklamakla suçlanan rakı tüccarı Hayyam Garipoğlu da, Sümerbank üzerinden devlete olan borcunu ağırdan alan bir başka isim oldu. Garipoğlu&#8217;nun 2004 yılından bugüne kadar devlete yaptığı ödeme, 108 milyon 89 bin dolarla sınırlı kalırken, aylık taksit tutarı 1 milyon 81 dolar oldu. Garipoğlu&#8217;nun bu ödeme takvimi aynen devam ettiği taktirde, 366 milyon 97 bin dolarlık borcunu 202 ayda bitirecek. Toplam borç miktarı düşük olsa da en az borç taksidi ödeme tutarına sahip olması bakımından 1994 yılında hortumlanan TYT Bank, o tarihten bu yana 29 milyon 260 bin dolarlık borcuna karşılık, devlete sadece 2 milyon 430 bin dolar ödedi. Söz konusu tutar aya bölündüğünde, bankayı batıran Apel Çelik, 13 bin 500 dolar taksit ödemiş oldu. Yurtdışına kaçan Çelik&#8217;in bu “ödeme performansı” devam ederse, TYT Bank&#8217;ın borcu toplam 2 bin 167 ayda, yani 197 yılda bitecek.</p>
<p><strong>DEMİREL AİLESİ TÜRKİYE&#8217;Yİ ŞİKÂYET EDİYOR</strong><br />
TMSF&#8217;nin raporunda “sorunlu hakim ortaklar” bölümünde ise Dinç Bilgin, Halis Toprak, Korkmaz Yiğit, Erol Aksoy, Ali Balkaner, Cavit Çağlar, Murat Demirel, Şevket Demirel ile Uzan ve Zeytinoğlu ailelerinin borçlarını ödememek için çıkardıkları zorluklar anlatıldı. Bu çerçevede Bank Ekspres, İktisat Bankası, Yurtbank, Esbank, İnterbank, Toprakbank, Bayındırbank, Ege Bank ve İmar Bankası sorumluları hakkında TMSF yeni yaptırımları başlatmak zorunda kaldı.</p>
<p>Fon bugüne kadar hortumculara 674 dava açarken, hortumcular da vakit kazanabilmek için devlete 599 karşı dava açtı. Aralarında Uzan ailesi ile Demirel Ailesi&#8217;nin de bulunduğu 6 banka hortumcusu ise TMSF&#8217;yi uluslararası mahkemelere şikayet etti. Hala Türkiye aleyhine ICSID nezdinde açılmış 4 adet, UNCITRAL kurallarına istinaden de açılmış 2 adet olmak üzere toplam 6 adet tahkim davası ile 1 adet Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nde açılmış dava süreci devam ediyor. Bu davalardan Uzanlar&#8217;ın davasında devletten 19 milyar dolar talep edilirken, diğer ikisinde ise istenen tazminat tutarı 4 milyar 750 milyon dolar olarak belirlendi. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel&#8217;in yeğeni Murat Demirel ise İngiltere&#8217;de Türkiye aleyhine 30 milyon dolarlık tazminat davası açtı. Ancak Londra Mahkemeleri, Demirel&#8217;in bu talebini reddederek TMSF&#8217;yi haklı buldu. Demirel&#8217;in temyiz başvurusuna ilişkin süreç ise sürüyor.</p>
<p><strong>VAKİT</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/1-gunde-soy-197-yilda-ode/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
