<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss
version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
> <channel><title>Basın Yayın</title> <atom:link href="http://www.basinyayin.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.basinyayin.net</link> <description>Basından seçmeler</description> <lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 06:44:01 +0000</lastBuildDate> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator> <item><title>Kaynak&#8217;tan çok çarpıcı Balyoz yorumu</title><link>http://www.basinyayin.net/kaynaktan-cok-carpici-balyoz-yorumu</link> <comments>http://www.basinyayin.net/kaynaktan-cok-carpici-balyoz-yorumu#comments</comments> <pubDate>Sat, 04 Feb 2012 06:44:01 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2629</guid> <description><![CDATA[&#8216;Şimdi komplo teorisi de sayılabilecek bir proje sunuyorum.&#8217; ifadesini kullanan Mahir Kaynak, Balyoz darbe planı konusunda çok çarpıcı bir yazı yazdı. İşte Kaynak&#8217;ın düşüncesi: Mahir Kaynak&#8217;ın yazısı Balyoz planı 12 Mart müdahalesine neden olan darbe teşebbüsünün ortaya çıkarılmasında önemli rol oynadım ama bu, o güne kadar başarılı geçen akademik hayatımın sona ermesine, toplumda olumsuz tepkilerle [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Şimdi komplo teorisi de sayılabilecek bir proje sunuyorum.&#8217; ifadesini kullanan Mahir Kaynak, Balyoz darbe planı konusunda çok çarpıcı bir yazı yazdı. İşte Kaynak&#8217;ın düşüncesi: Mahir Kaynak&#8217;ın yazısı Balyoz planı 12 Mart müdahalesine neden olan darbe teşebbüsünün ortaya çıkarılmasında önemli rol oynadım ama bu, o güne kadar başarılı geçen akademik hayatımın sona ermesine, toplumda olumsuz tepkilerle karşılaşmama neden oldu. Kanunların gereğini, kurallara uygun biçimde yerine getirmenin bedelini geleceğimi feda ederek ödedim. 28 Mart sürecinde yazı yazdığım Aktüel dergisinin yetkilisi Ordunun yazı yazmamı istemediğini söyledi ve üzülerek işinize son veriyoruz dedi. Bugün demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyenler sırtını döndü, büyük bir gazete “42 yıllık sır” başlığıyla, üçüncü sayfanın manşetinde ahlaksız olduğum için ordudan atıldığımı yazdı. Yalan söyledikleri mahkemece kanıtlandı. Ama bu tavır medyanın bu süreçte askerle birlikte hareket etiklerinin çok sayıdaki kanıtından biriydi. Bir darbenin nasıl hazırlandığını yaşayarak biliyordum. Ayrıca tüm dünyadaki gelişmeleri hem ekonomik hem de siyasi açıdan değerlendiriyordum ve bunu yapacak kapasitem vardı. Bunları yazılarımda ne bir intikam duygusu ne de herhangi bir yere borcumun olmadığını ifade etmek için yazıyorum. Türkiye’nin dünyadaki yeni rolü ve yeri ile ordunun ideolojisi uyuşmuyordu. O halde bu ideoloji değişecek ama ordunun etkinliği azalmayacak hatta artacaktı. Bu rol içe yönelik değil dışa yönelik olacaktı. Bu ordudaki darbeci eğilimleri yok etmek ama onun gücünü ve prestijini korumakla mümkün olabilirdi. Şimdi komplo teorisi de sayılabilecek bir proje sunuyorum. Silahlı kuvvetlerdeki bazı dokümanlar ele geçirildi ve bunlar bir darbe hazırlığına uygun biçimde yeniden düzenlenerek kamuoyuna sunuldu ve darbe karşıtlığının yerleşmesi ve bu tavrın genelleşmesi sağlandı. Kimse açıktan darbeciliği savunamazdı ve bu kadar yaygın olan tartışmanın dışında kalamazdı. Medyanın durumu askerlerin yemin törenini andırıyordu. Herkes ne kadar demokrasiden yana olduğunu göstermek için kaleme sarıldı. Ancak bu meselenin birinci safhasıydı ve darbe karşıtlığı sağlandı ama planın bir de ikinci safhası vardı. Ordunun prestiji korunmalıydı ve bölgede oynayacağı rol için güvenilir bir kurum haline gelmeliydi. Kamuoyuna sunulan belgeler orijinal değildi ve elde edilen bazı bilgiler değiştirilmiş ve bir darbe planına uygun hale sokulmuştu. Eğer bu belgelerin, bir kısmının bile, değiştirilmiş olduğu tespit edilirse Ordu aleyhine yapılan yayınların maksatlı ve gerçek dışı olduğu kanıtlanmış olacaktı. Zaten ortaya atılan iddialar bunu kolaylaştırıyordu. Mesela camiye atılacak bir bomba her kesimdeki halkı iktidar etrafında birleştirir ve bir darbeyi imkansız hale getirirdi. Bir darbecinin asla düşünemeyeceği bir eylem söz konusu idi. İstikrarı bozmak için eylemlerde askerlerin yer alacağı söyleniyordu. Bir tek asker bile böyle bir eylemi yaparken yakalanırsa, ki bu kaçınılmazdı, darbe yapılamazdı. Çünkü ordu kurtarıcı olarak yönetime el koyardı. Eylemi yapanla kurtarıcı aynı kurum olamazdı. Şimdi çok akıllı bir biçimde yürütülen projenin ikinci safhasındayız. Belgelerin değiştirilmiş olduğu ortaya çıkacak ve ne darbe kalacak ne de ordu düşmanlığı. Star</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/kaynaktan-cok-carpici-balyoz-yorumu/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Moğolistan&#8217;dan Türk erkeklerine kötü haber</title><link>http://www.basinyayin.net/mogolistandan-turk-erkeklerine-kotu-haber</link> <comments>http://www.basinyayin.net/mogolistandan-turk-erkeklerine-kotu-haber#comments</comments> <pubDate>Fri, 03 Feb 2012 18:43:15 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2554</guid> <description><![CDATA[Moğolistan , azalan erkek nüfusuna çareyi Türkiye&#8217;de arıyor. Ülkede 6 kadına bir erkek düşüyor. Önümüzdeki günlerde Ankara&#8217;ya gelecek bir Moğol heyeti, hükümetten 20 bin çalışan Türk erkeği isteyecek. Moğolistan’da 6 kadına 1 erkek düştüğü ve Moğollar’ın Türkiye’den 20 bin erkek istemek için heyet göndereceğine dair çıkan haberler Moğolistan Büyükelçiliği’ni de şaşırttı. Moğolistan Ticaret Ataşesi, “Nüfus [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>Moğolistan , azalan erkek nüfusuna çareyi Türkiye&#8217;de arıyor. Ülkede 6 kadına bir erkek düşüyor. Önümüzdeki günlerde Ankara&#8217;ya gelecek bir Moğol heyeti, hükümetten 20 bin çalışan Türk erkeği isteyecek.</p><p>Moğolistan’da 6 kadına 1 erkek düştüğü ve Moğollar’ın Türkiye’den 20 bin erkek istemek için heyet göndereceğine dair çıkan haberler Moğolistan Büyükelçiliği’ni de şaşırttı. Moğolistan Ticaret Ataşesi, “Nüfus sayımına göre 1 kadına neredeyse 1 erkek düşüyor. Nüfusu artırmak gibi bir niyetimiz var ama siz zahmet etmeyin, bunu kendimiz becerebiliriz” dedi.</p><p>Cengiz Han’ın ülkesi Moğolistan’ın nüfusunu artırmak için Türk erkeğine ihtiyaç duyduğuna dair çıkan haberleri okuyanlar büyükelçiliğin kapısına dayandı. Buzullarla kaplı Grönland ile birlikte dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesi olan Moğolistan’ın az olan nüfusunu artırmak için Türkiye’ye heyet göndereceği ve heyetin de Türkiye’den Türk erkeği isteyeceğine dair haberi okuyanlar birbirine aktaranlar Büyükelçilik telefonlarının kilitlenmesine neden oldu.</p><p>Moğol yetkililer, “Haber güzel ama bilgi yanlış. Böyle bir talebimiz yok. Nüfusu artırmak için bir çok ülke gibi politikamız var ama erkek ithal etmek bunların arasında yok. Bunu kendimiz becerebiliriz” dediler.</p><p>Basın organlarında çıkan, “Moğolistan’ın az olan nüfusunu artırmak için Türkiye’den çalışan 20 bin Türk erkeği talep edeceği” haberinde yer alan 6 kadına 1 erkek düşüyor ifadesinin tamamen yanlış olduğunu kaydeden Moğolistan’ın Ankara Büyükelçiliği Ateşesi, “İthal erkeğe ihtiyaç duyacak bir nüfus dengesizliğimiz yok” diye konuştu.</p><p>“Türk erkeği ithal etmeyeceğiz”<br
/> Moğolistan yaklaşık 1.5 milyon metrekarelik geniş alana sahip. Yani Türkiye’nin 2 katı. Nüfusu ise 2007 sayımlarına göre 2.7 milyon. Bu da Moğolistan’ı dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesi yapıyor. Kilometrekareye 1.7 kişinin düştüğü ülkenin nüfusunu artırmak için bir takım politikalara imza attığını kaydeden Moğol yetkili, Moğolistan’ın nüfusunu artırmak için 3-4 yıl önce bir projeye start verdiğini belirtti. “Moğolistan Dünya Bankası verilerine göre 1 erkeğe 1.1 kadın düşüyor. Bu da dünya ortalamasıyla aynı. Bizim sıkıntımız nüfus dengesizliği değil azlığı. Türk erkeği ya da herhangi bir ülkeden erkek ithal etmek gibi bir düşüncemiz de olamaz” dedi.</p><p>“Hükümetimiz yeni evlenecek çiftleri teşvik etmek amacıyla 500 dolara yakın bir ödeme yapıyor” diyen yetkili, “Doğurganlığı artırmak için de çocuk başına 25 dolara yakın aylık bir ödeme yapılıyor. Bunun meyvelerini almaya başladık. Geçmiş yıllarda yüzde 1 olan nüfus artış hızı geçen yıl yüzde 8.7 oldu ve 3 milyona yaklaştı” diye konuştu.</p><p>Avrupa ve Rusya’nın da nüfusu artırmak için çalışmalar yaptığını anlatan Moğol yetkili, “Hiçbirinin Türkiye’den böyle bir destek istediğini duymadım. Sanmıyorum da” dedi.</p><h4>Son yapılan aramalar:</h4><ul><li>gurbet omorfo</li></ul>]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/mogolistandan-turk-erkeklerine-kotu-haber/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Sulandırma Ekibi İş Başında</title><link>http://www.basinyayin.net/sulandirma-ekibi-is-basinda</link> <comments>http://www.basinyayin.net/sulandirma-ekibi-is-basinda#comments</comments> <pubDate>Fri, 03 Feb 2012 06:45:09 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[cache:ongywGVgRAcJ:http://www.basinyayin.net/tag/kars-ta-baslayacak-toki-evleri-ve-yeri karsta toki binalar satışı başlamışmı]]></category> <category><![CDATA[http://www.basinyayin.net/]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2626</guid> <description><![CDATA[Bu üçlü darbe planını hafife aldı Uğur Dündar, Yılmaz Özdil ve Nedim Şener Arena&#8217;da buluştu. Korkunç &#8216;Balyoz Harekatı Darbe Planı&#8217; eğlence konusu yapıldı? İşte fıkra gibi bir darbe tartışması. Uğur Dündar, Yılmaz Özdil ve Nedim Şener Arena&#8217;da buluştu. Balyoz nasıl eğlence konusu oldu? İşte fıkra gibi bir darbe tartışması. Uğur Dündar Pazartesi yayınlanacak Arena programında [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>Bu üçlü darbe planını hafife aldı</p><p>Uğur Dündar, Yılmaz Özdil ve Nedim Şener Arena&#8217;da buluştu. Korkunç &#8216;Balyoz Harekatı Darbe Planı&#8217; eğlence konusu yapıldı? İşte fıkra gibi bir darbe tartışması. Uğur Dündar, Yılmaz Özdil ve Nedim Şener Arena&#8217;da buluştu. Balyoz nasıl eğlence konusu oldu? İşte fıkra gibi bir darbe tartışması. Uğur Dündar Pazartesi yayınlanacak Arena programında Nedim Şener ile birlikte Yılmaz Özdil&#8217;i ağırladı. Star ana haberde özeti sunulan programda Özdil, Şener ve Dündar Taraf&#8217;ın Balyoz Darbe Planı haberini de değerlendirdi. Yalnız Arena üçlüsünün olayı bir mizah unsuru olarak ele alması da hayli dikkat çekiciydi. Bir darbe planı iddiasını tartışmaktan ziyade hayli eğlenceli bir konuda geyik yaptılar adeta. YILMAZ ÖZDİL: BU LİSTE YAYINLANDIĞINDA BEN İŞSİZDİM O YÜZDEN KENDİMİ FAYDALANDIRAMADIM! Uğu Dündar: Bu haftaki konuğumuz Hürriyet&#8217;in çok sevilen yazarı sevgili kardeşim Yılmaz Özdil&#8217;di. Yılmaz Özdil: Yorum adı altında haysiyet cellatlığı yapılıyor. İnsanlardan görüş, bilgi alınmadan listeleniyor. Bir yaptırım da uygulanmıyor. O liste var mıdır, yok mudur belli değil. Ama liste yazıldığında ben işsizdim. Yani aslında kendimizi faydalandırmak isterdim ama işsizdim. Nedim Şener: Neden beni buraya koymamışlar diye üzüldüm ve şaşırdım. Bir arkadaşım dedi &#8216;yedek listeler çıkacakmış abi&#8217; dedi. Ben şimdi bekliyorum. Yılmaz Özdil: Sen artık bir dahaki darbeye&#8230; NEDİM ŞENER: KEŞKE BEN DE İŞBİRLİKÇİ GAZETECİLER LİSTESİNDE OLSAYDIM! Nedim Şener: Çok önemli isimler var listede. Mesleğin ağır babaları. Bir tanesi de &#8216;beni listeden çıkartın&#8217; demiş. Boşluk olacaksa ben Yılmaz Özdil ve Uğur Dündar&#8217;ın olduğu listeye girmek isterim şaka ya da ciddi. Yılmaz Özdil: Ben yerimi sana bir tur vereyim, ihtiyaç duyduğunda kullanırsın. Yılmaz Özdil: Bu belgeleri böyle yayınlamak gazetecilik midir? Bu konuda şüphelerim var. Hep derim gazetecilik Türkiye&#8217;de bir iştir, meslek değildir. Canı çeken herkesin yapabileceği bir şey yani. Şimdi burada ilk yapılacak iş Çetin Doğan&#8217;a bunları sormaktır. Adı geçen gazetecilere ne düşündüğünü sormaktır. Uğur Dündar: 28 Şubat&#8217;ta Henelkurmay&#8217;dan gelen bir açıklamayı yayınladığımız için &#8216;andıççı&#8217; dendi. Sadece bir kere oldu böyle bir şey. YILMAZ ÖZDİL: MEDYADAKİ EN ZAYIF HALKA SİLAHLI KUVVETLERDİR Yılmaz Özdil: Medyadaki en zayıf halka TSK&#8217;dır. Zayıflığın nedeni ise; Asker istirdiye gibi yaşar, arkadaşı yoktur. Ayrıca askerin gazeteciye verecek parası yoktur. Bugün bir orgeneral tanıyacağınıza iktidar partisinin bir belediye başkanını tanıyın daha iyidir. Avantanız daha iyi olur. İhaleler falan kaparsınız. Uğur Dündar: Doğan Güreş zamanında görevdeyken Ertuğrul Özkök&#8217;ü arıyor ve diyor ki: Uğur Dündar o haberleri yapmaya devam ederse Divan-ı Harp&#8217;de yargılanır. Ben de kendisine oğlunu askere göndermesin söyledim. Oğlu askerlik yapmamış ve ordu evindeki harcamaları basına yansımıştı. TSK&#8217;yı bir düşman olarak görenlere şu gözle bakıyorum. Bunlar şalabaktır ya kuyruk acıları vardı ya da kardeşim haindir bunlar. Başka bir ihtimal yoktur. Yılmaz Özdil: İlker Başbuğ&#8217;u çok başarılı buluyorum. Ne kadar saldırı, iftira, hakaret, provakasyon yapılmasına rağmen hukuk dışı, demokrasi dışı hiç bir açıklma yapmadı. Bu arkadaşları çıldırtan da bu zaten. Bir mağduriyet psikolojisi oluşturmak istiyorlar ama Başbuğ bu tarz bir açıklama yapmıyor. Artık günde iki tane darbe planı yayınlayacaklar. Gerçekten darbe olsa kimse inanmayacak. ERMAN TOROĞLU GELMEZSE ABONELİĞİMİ İPTAL ETTİRİRİM! Yılmaz Özdil: Erman Toroğlu gelmezse ben aboneliğimi iptal ettiririm. Maçı zaten izleriz kim yayınlarsa yayınlasın. Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka&#8217;nın namusuna güveniyorum. Bırakın izleyelim kardeşim. Uğur Dündar: Lig TV&#8217;yi marka yapan bu iki isimdir. Ben bunları kovmak yerine ikisine de prim veririm. Hem de yüklü bir prim veririm. Gazeteciler.com</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/sulandirma-ekibi-is-basinda/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Dündar&#8217;dan askere: &#8216;Bizimle oynamayın!&#8217;</title><link>http://www.basinyayin.net/dundardan-askere-bizimle-oynamayin</link> <comments>http://www.basinyayin.net/dundardan-askere-bizimle-oynamayin#comments</comments> <pubDate>Thu, 02 Feb 2012 18:43:54 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2623</guid> <description><![CDATA[&#8216;Biz çocukken kurşun askerleri çarpıştırıp savaş oyunu oynardık. Şimdi öğreniyoruz ki askerler de bir araya geldiklerinde sivilleri çarpıştırıp savaş oyunu oynarmış.&#8217; Can Dündar&#8217;ın yazısı Bizimle oynamayın! Biz çocukken bir araya geldiğimizde kurşun askerleri çarpıştırıp savaş oyunu oynardık. Şimdi öğreniyoruz ki askerler de bir araya geldiklerinde sivilleri çarpıştırıp savaş oyunu oynarmış. Taraf’ta yayımlanan “Balyoz Harekât Planı”nın [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Biz çocukken kurşun askerleri çarpıştırıp savaş oyunu oynardık. Şimdi öğreniyoruz ki askerler de bir araya geldiklerinde sivilleri çarpıştırıp savaş oyunu oynarmış.&#8217; Can Dündar&#8217;ın yazısı Bizimle oynamayın! Biz çocukken bir araya geldiğimizde kurşun askerleri çarpıştırıp savaş oyunu oynardık. Şimdi öğreniyoruz ki askerler de bir araya geldiklerinde sivilleri çarpıştırıp savaş oyunu oynarmış. Taraf’ta yayımlanan “Balyoz Harekât Planı”nın bir “savaş oyunu” olduğu söyleniyor. İçeriğini okuyunca dehşete kapılıp şunu diyebiliyoruz: “Lütfen bizimle oynamayın!” * * * “Darbenin başbakan adayı” olarak adı ortaya atılan Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “darbecilerin yanında olmam” açıklaması, bana yıllar önce rahmetli Ecevit’ten dinlediğim bir savaş oyununu hatırlattı. 12 Eylül dönemi&#8230; Ecevit, yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldığı dönemde İngiliz Grenada televizyonundan bir çağrı alıyor. Grenada’nın, Amerikan CBS televizyonuyla ortak hazırladığı ilginç bir programı var. Bir “savaş oyunu” oynuyorlar. Hayali bir senaryo kuruluyor; dünyanın önde gelen asker-sivil liderleri bu “varsayımsal durum”u tartışıp politika üretiyor. Ecevit kabul edip gidiyor Londra’ya&#8230; * * * O bölümün senaryosu bir ada devletinde geçiyor. Adayı zalim bir diktatör yönetiyor. ABD ve İngiltere de, kendi çıkarlarına hizmet ettiği için diktatörü destekliyorlar. Ancak ada halkı diktatöre karşı muhalefete geçiyor. Tepkiler büyüyünce Batılılar diktatörü gözden çıkarıyorlar. Yerine tepkileri yatıştıracak birini getiriyorlar. Lakin o da Moskova yanlısı bir tutum izlemeye başlayınca deviriyorlar. Tartışmayı yöneten Amerikalı profesör konuklara soruyor: “Şimdi ne yapmalıyız?” * * * Konuklar arasında NATO’nun eski Başkomutanı, yeni Amerikan Dışişleri Bakanı Alexandre Haig var. FBI Başkanı William Webster var. Alman, İngiliz, İtalyan devlet adamları var. Tartışmayı başlatırken bir kopya da veriyor profesör: “Ada devletinde şimdilik köşesinde duran, fakat halk arasında saygınlığı olan bir sosyal demokrat lider var. Onu iktidara getirmeyi düşünmez misiniz?” Amerikalı ve İngiliz tartışmacılar bu önerinin üstüne atlıyorlar. Ama nasıl olacak? Bir Amerikalı bildiği yolu söylüyor: ”Silahlı Kuvvetler’de dostlarımız vardır. Onlara söyleriz, bir yolunu bulurlar.” İngilizlerle Almanlar “İyi fikir” diyorlar. Ecevit hayretler içinde izliyor. Profesör bu kez ona dönüyor: “Siz bir sosyal demokrat lider olarak Amerikalıların önerisini kabul eder misiniz?” “Hayır” diyor Ecevit: “Yabancı devletlerin iç işlerimize karışmalarını, Silahlı Kuvvetlerimizle içli dışlı olmalarını içime sindiremem.” İngilizler ve Amerikalılar Ecevit’i ikna etmeye çalışıyorlar. Olmayınca moderatör Haig’e dönüyor: “Ecevit kabul etmiyor. Bu durumda ne yapacaksınız?” diye soruyor. Haig’in cevabı, tarih dersi niteliğinde: “Bizim bu gibi konularda deneyimimiz vardır. O istemese de biz uygun gördüğümüz bir çözümü uygulatmanın yolunu buluruz.” * * * Kurşun askerlerden biliyorum; uğraş didin bir oyun kurarsınız, sonra biri gelir, bir fiskeyle sizin zar zor kurduğunuz oyunu yerle bir eder. O oyunları kuranlar, gün gelip sıkılır, bozarlar da&#8230; İyisi mi siz oynamayın bizimle&#8230; Milliyet</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/dundardan-askere-bizimle-oynamayin/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Maliye de VURGUNU ONAYLADI</title><link>http://www.basinyayin.net/maliye-de-vurgunu-onayladi</link> <comments>http://www.basinyayin.net/maliye-de-vurgunu-onayladi#comments</comments> <pubDate>Thu, 02 Feb 2012 06:43:15 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[wp]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2149</guid> <description><![CDATA[Doğan Grubu&#8217;nun kağıt üçkağıtçılığına Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)&#8217;dan sonra Maliye de el koydu. Maliye Bakanlığı, SPK&#8217;nın vergi kaçırıldığı yönündeki başvurusu üzerine yaptığı incelemede, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri için yurtdışından kağıt ithal edildiği sırada vergi kanununa aykırı hareket edildiğini tespit etti. Aydın Doğan ve yöneticileri hakkında halka açık Hürriyet ve Milliyet gazeteleri için yurtdışından pahalı kağıt ithal [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>Doğan Grubu&#8217;nun kağıt üçkağıtçılığına Sermaye Piyasası Kurulu(SPK)&#8217;dan sonra Maliye de el koydu. Maliye Bakanlığı, SPK&#8217;nın vergi kaçırıldığı yönündeki başvurusu üzerine yaptığı incelemede, Hürriyet ve Milliyet gazeteleri için yurtdışından kağıt ithal edildiği sırada vergi kanununa aykırı hareket edildiğini tespit etti.</p><p>Aydın Doğan ve yöneticileri hakkında halka açık Hürriyet ve Milliyet gazeteleri için yurtdışından pahalı kağıt ithal ederek söz konusu gazetelerin küçük yatırımcısını zarar uğrattığı gerekçesiyle Sermaye Piyasası Kurulu tarafından İstanbul Cumhuriyet Savcılığı&#8217;na yapılan suç duyurusunun ardından Maliye de kağıt üçkağıtçılığı olayına el koydu. Maliye Bakanlığı denetim elemanları, Doğan Grubu&#8217;nun kağıt ithalı işlemlerinde vergi kanunu açısından usulsüzlük yapıldığı yönünde bir rapor hazırladı.</p><p>Rapor Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), güveni kötüye kullanmaktan savcılığa suç duyurusunda bulunduktan sonra konuyu vergi mevzuatı açısından değerlendirilmesi için Maliye&#8217;ye yaptığı başvurunun ardından yürütülen inceleme sonucu kaleme alındı.</p><p>MALİYE SON NOKTAYI KOYDU<br
/> Vakit&#8217;in ele geçirdiği Maliye Bakanlığı denetim elemanlarının raporunda şöyle denildi: &#8220;İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü&#8217;nün 306 003 9137 vergi numaralı mükellefi Doğan Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş&#8217;nin 2004, 2005 ve 2006 hesap dönemlerindeki Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 333, 359/b-1 ve 367. maddeleri uyarınca, kamu davasının açılması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.&#8221;</p><p>Raporda, &#8220;Mükellef Kurum Mal İthalatlarını Sortal ve Shwcliff Adı Altında Düzenlemiş olduğu Sahte Faturaları Kullanmak Suretiyle Belgelendirmiştir&#8221; denilerek mükellef kurumun sahte faturalar düzenlediğine vurgu yapıldı.</p><p>DOĞAN&#8217;IN MÜDÜRÜ İTİRAF ETTİ<br
/> Doğan Grubu&#8217;nun kağıt kaçakçılığına dair iddiaları inceleyen Gelirler Kontrolörleri Ö.E ile F.K&#8217;nın çok ayrıntılı ve titiz bir çalışmasının sonucu ortaya çıkan raporda, Doğan Grubu&#8217;nun vergi kaçırıldığına dair her husus delilleriyle ortaya konuldu. Raporlarda paravan şirketler üzerinden yapılan ithalatların göstermelik olduğu, gerçekte karı yurtdışına kaçırma amaçlı olduğunu ortaya konuldu. Rapor doğrultusunda Doğan Ticaret ve Işıl Ticaret yetkilileri hakkında yürütülecek tahkikat ardından kamu davası açılabilir.</p><p>Maliye Bakanlığı kontrolörlerinin inceleme sürecinde ifade veren Doğan Dış Ticaret İthalat Müdürü E.G., vergi kaçakçılığı yaptıklarını itiraf ederken, yapılan yazışmaları, kurum e-maillerini, dijital ortamdaki sahte faturaları delil olarak sundu. 1998 ile 2008 yılları arasında İthalat Departman Müdürü olan E.G.&#8217;nin ifadelerinden çarpıcı noktalar:</p><p>FİRMANIN TEMSİLCİSİ AMA&#8230;<br
/> Doğan Dış Ticaret, dünyanın en büyük kağıt üreticisi firmalarından Stora Enso firmasının Türkiye temsilcisi, diğer büyük üretici firmalardan Abitibi, Volga, Solikamsk&#8217;dan da doğrudan büyük miktarlı alımlar yapmasına rağmen, kağıtları paravan şirketlerden almış gibi gösterdi. Alım bağlantılarını Şener Mustaoğlu ile birlikte Mehmet Ali YALÇINDAĞ gibi üst düzey yöneticileri yaptı. E.G. bu işlemler için yapılan yazışma ve mailleri delil olarak sundu.</p><p>MALLARI TÜRKİYE&#8217;YE FATURALARI PARAVAN ŞİRKETLERE<br
/> Şener Mustaoğlu, satın alınacak malların alım görüşmelerini yaptıktan sonra satın alınan malları doğrudan Türkiye&#8217;ye giriş aşaması ile E.G. ilgilendi. Mustaoğlu, ithal edilen kağıt, sarf malzemeleri, filmaşin satan firma yetkililerine malların doğrudan Türkiye gönderilmesini; ancak faturaları Sortal ve Shawcliff adına düzenlenmesi talimatı verdi. Sortal ve Shawcliff adına düzenlenen faturalar posta veya mail yolu ile şirkete gönderildi.</p><p>TABELA ŞİRKETLERE AKTARILAN 20 MİLYON DOLAR<br
/> Denetim elemanlarının incelemelerine göre, Aydın Doğan&#8217;ın 3 yılda (2004-2006) tabela şirketlerine 20 milyon dolar aktarıldı. Bunun, 7 milyonu Sortal, 13 milyon doları da Shawclift firmasına gidiyor. Ayrıca, diğer tabela şirketi olan Falcon şirketine de hizmet faturası altında 1.5 milyon sterlin aktarılmış.</p><p>SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK<br
/> Usulsüzlükle ilgili Gelirler Kontrolörleri tarafından bir rapor kaleme alındı. Raporda şöyle denildi: &#8220;İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğü&#8217;nün 306 003 9137 vergi numaralı mükellefi Doğan Dış Ticaret ve Mümessillik A.Ş&#8217;nin 2004, 2005 ve 2006 hesap dönemlerindeki Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Yönetim Kurulu üyeleri hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 333, 359/b-1 ve 367. maddeleri uyarınca, kamu davasının açılması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.&#8221;</p><p>SAHTE FATURA RAPORDA YER ALDI<br
/> Ayrıca raporda, &#8220;Mükellef Kurum Mal İthalatlarını Sortal ve Shwcliff Adı Altında Düzenlemiş olduğu Sahte Faturaları Kullanmak Suretiyle Belgelendirmiştir&#8221; denilerek mükellef kurumun sahte faturalar düzenlediğine vurgu yapılması dikkat çekti. Raporlarda paravan şirketler üzerinden yapılan ithalatların göstermelik olduğu, gerçekte yapılan işlemlerin, karı yurtdışına kaçırma amaçlı olduğu ortaya konuldu.</p><p>“KAÇAKÇILIK SUÇU”NDAN 5 YILA KADAR HAPİSLE YARGILANABİLİRLER<br
/> Maliye Bakanlığı denetim elemanlarının Doğan Grubu yöneticileri için uygulanmasını talep ettiği 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 359. maddesinde 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Kanunun &#8220;Kaçakçılık Suçları ve Cezaları&#8221;nı düzenleyen 359-b maddesi şöyle:</p><p>&#8220;Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen, saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.&#8221; TCK&#8217;da, 2 yıla kadar verilen cezalarda erteleme ve diğer kolaylıklar sağlanırken, hakkında 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaları istenen Mehmet Ali Yalçındağ başta olmak üzere Doğan Grubu yöneticileri; suçlu bulunmaları halinde en az 3 yıl ceza alacakları için hapis yatmaları zorunlu olacak.</p><p>ÜÇKAĞIDIN FATURALARI DOĞAN&#8217;DA HAZIRLANIYORMUŞ<br
/> Şirkete mail yolu ile gönderilen, Sortal ve Shawcliff adına düzenlenen faturalar baz alarak şirket adına ithalat faturaları düzenlendi. Şirket adına Sortal ve Shawcliff adı altında düzenlendiği gösterilen faturalar, şirket çalışanları tarafından Türkiye&#8217;de Doğan Dış Ticaret&#8217;in şirket merkezinde düzenlendi. Faturanın hazır taslağının Doğan Dış Ticaret&#8217;in bilgisayarında olan ve şirket tarafından düzenlenen Sortal ve Shawcliff faturalarının altına yurtdışı üretici ve ticaret firmaları tarafından mail yolu ile gönderilen faturaların çıktısı eklendi.</p><p>ALAN DA SATAN DA FALCON<br
/> Bakanlığın vergi kontrolörleri, tamamen kendi kontrolü altında olan ve çalışanı, işyeri ve müştemilatı olmayan, Falcon&#8217;dan aldığı hizmetlerle faaliyetini devam ettirdiği iddia edilen buna karşın Falcon&#8217;un yönetiminin Doğan Dış Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Şener Mustaoğlu tarafından yapılması sebebiyle aslında mükellef kurum tarafından faaliyetleri yürütülen Sortal ve Shawcliff firmalarının tabela şirketleri olduklarını tespit ederken, bu firmaların gerçekte mevcut olmadıkları, mükellef kurumun yurtdışından yaptığı mal alımlarında birim mal maliyetlerini yükseltmek amacıyla kurulduklarını ortaya koydu.</p><p>ŞİRKET HAKKINDA SUÇ DUYURUSU<br
/> Raporda, Sortal ve Shawcliff tarafından düzenlendiği gösterilen faturaların gerçekte mükellef kurum tarafından düzenlendiği, bu durumun ise mükellef kurumun tabela şirketleri arkasına gizlenerek kendine fatura düzenlediğini ortaya koyduğu ve neticede düzenlenen söz konusu sahte faturaların mükellef kurum kayıtlarına intikali ile sahte fatura kullanılma suçunu oluşturduğu ifade edilirken, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.</p><p>FATURALARIN TAMAMI SAHTE<br
/> Maliye Bakanlığı denetim elemanları, tüm bilgi belgeler ve ithalat müdürünün de itirafları neticesinde, vergi cenneti ülkelerde kurulan Sortal ve Shawcliff firmalarının, tamamen Aydın Doğan&#8217;ın kontrolü altında olduğunu, bahsi geçen iki firma tarafından icra edildiği, gösterilen tüm alış-satış işlemlerinin gerçekte Aydın Doğan&#8217;ın Türkiye&#8217;deki Doğan Dış Ticaret A.Ş. firması tarafından ve kendi personeli marifetiyle yerine getirildiğini, Sortal ve Shawcliff adı altında düzenlenen faturaların mükellef kurumun işyeri adresinde düzenlendiğini tespit etti.</p><p>HERKESE BİRER NÜSHA<br
/> Maliye&#8217;nin raporuna göre, Doğan Dış Ticaret&#8217;in çalışanları tarafından düzenlenen Sortal ve Shawcliff faturalarından 5 nüsha alındığını, fatura nüshalarından 1 adedinin Londra-İngiltere&#8217;de bulunan Sırrı Topçu&#8217;ya, bir adetinin fatura bedellerinin ödemelerinin takibinin sağlanabilmesi için Şener Mustaoğlu&#8217;na, 1 adetinin firmanın finans müdürü Metin Kasap&#8217;a, diğer 2 nüshasının ise gümrük müşavirlik şirketine gönderildiği tespit edildi. E.G. Işıl İthalat&#8217;ın da doğrudan yurtdışı üretici ve ticaret firmalarından ithal ettikleri mallara ilişkin Sortal ve Shawcliff faturalarını şirket merkezinde düzenlediklerini, faturaları düzenlerken, Sortal ve Shawcliff faturalarının üzerine yazılan bazen sipariş numarası, bazen akreditif numarası, bazen de konşimento numarası ile yurtdışı ana üretici veya ticaret şirketinin faturası ile Sortal ve Shawcliff faturasının eşleştirildiğini, bu numaralar baz alınarak aynı adresli mükellef kurum ve Işıl İthalat&#8217;ın merkezinde Sortal ve Shawcliff adı altında faturaların düzenlendiğini, bu işlemlerin hem mükellef kurum hem de Işıl İthalat için geçerli olduğunu, her iki firma adına Sortal ve Shawcliff adı altında düzenlenen faturaların Şener Mustaoğlu&#8217;nun talimatı ile şirket çalışanı tarafından kesildiğini, faturaların üzerine parafı Şener Mustaoğlu&#8217;nun attığını itiraf etti.</p><p>DOĞAN OLDU FALCON<br
/> Maliye denetçilerinin ayrıntılı incelemesi sonucu ortaya çıkan kağıt üçkağıdı ilginç bir süreçten geçmiş. Buna göre, kağıt üçkağıdına giden süreç, Doğan Grubu&#8217;nun, gazete kağıdı alımı İçin vergi cennetlerinde tabela şirketler kurmasıyla başladı. Doğan, yurtdışında vergi cenneti ülkesi olarak adlandıran British Virgin Islands&#8217;da personeli dahi olmayan Sortal Trading Company Limited ile Shawclift Trading Limited isimli iki tabela şirketi kurdu. İngiltere&#8217;de kurulu bu şirketler dışında hiçbir müşterisi olmayan Falcon Enterprises Limited (Falcon&#8217;ın Türkçesi Doğan) adındaki şirketle, söz konusu tabela şirketlerin işlemlerini yürütmek için sözleşme yapıldı. Bu arada, yurtiçinde de Doğan Grubu&#8217;nun gazeteleri Hürriyet ve Milliyet&#8217;in kağıt ihtiyacını karşılamak üzere Doğan Dış Ticaret Şirketi kuruldu. Son halkada ise, Doğan&#8217;ın gazete ve dergilerinin bağlı olduğu Doğan Yayın Holding A.Ş. bulunuyor.</p><p>ŞİRKETLER FALCON&#8217;UN<br
/> Maliye yetkilileri yaptıkları incelemede, Sortal Trading Company Limited, Shawclift Trading Limited ve Falcon Enterprises Limited şirketlerinin Aydın Doğan&#8217;ın kağıt alımı için kurduğu Doğan Dış Ticaret A.Ş.&#8217;nin Genel Müdürü Şener Mustaoğlu tarafından yönetildiğini tespit ediyorlar. Genel Müdür Şener Mustaoğlu ve oğlu, yurtdışındaki şirketlerin çalışanı olarak gösterilerek maaş alıyorlar. Yurtdışındaki tabela şirketlerin yöneticileri ise İmre Barmanbek ve Ali Rıza Temuroğlu.</p><p>PARALAR YURTDIŞINDAKİ TABELA ŞİRKETLERE AKTARILMIŞ<br
/> Gazete kağıdı üretimi yapan asıl yabancı firmalar malları direkt Türkiye&#8217;ye gönderirken, Sortal ile Shawclift Limited firmalarına fatura düzenledikleri tarihte, tabela şirketleri de Doğan Dış Ticaret A.Ş.&#8217;ye fatura düzenliyor. Sortal ile Shawclift Limited kağıdın türüne göre Doğan Dış Ticaret&#8217;e %3 ila %6 arasında karlı fatura düzenliyor. Bu da kağıdın türüne göre ton başına 35 Euro&#8217;ya ya da 115 Dolar&#8217;a yakın kar anlamına geliyor. Doğan Dış Ticaret&#8217;in 2004, 2005 ve 2006 yıllarında yurtdışından aldığı kağıt, sarf malzemelerinin ithalat faturalarını Sortal ve Shawcliff kesiyor ancak bu mallara ilişkin konşimento, fatura detay listesi, hareket sertifikası, dolaşım belgesi, TIR karnesi, gibi belgeleri ithal edilen malların üreticisi, satıcısı ve taşıyıcısı olan yurtdışı firmalar düzenliyor.</p><p>Habervaktim</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/maliye-de-vurgunu-onayladi/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Yerli süper silah geliyor</title><link>http://www.basinyayin.net/yerli-super-silah-geliyor</link> <comments>http://www.basinyayin.net/yerli-super-silah-geliyor#comments</comments> <pubDate>Wed, 01 Feb 2012 18:43:44 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2049</guid> <description><![CDATA[MKEK, TSK&#8217;nın ihtiyaç duyduğu süper silah üretimlerine ağırlık verecek. Son yıllarda sivil amaçlı üretim faaliyetlerinden kademeli olarak çekilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyaç duyduğu askeri mühimmat ve malzeme üretimine yönelen Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının kullanımı için ihtiyaç duyduğu süper silah üretimlerine ağırlık verecek. Önümüzdeki dönem için 300 milyon liralık [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>MKEK, TSK&#8217;nın ihtiyaç duyduğu süper silah üretimlerine ağırlık verecek.</p><p>Son yıllarda sivil amaçlı üretim faaliyetlerinden kademeli olarak çekilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyaç duyduğu askeri mühimmat ve malzeme üretimine yönelen Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının kullanımı için ihtiyaç duyduğu süper silah üretimlerine ağırlık verecek.</p><p>Önümüzdeki dönem için 300 milyon liralık yatırım planlayan MKEK Genel Müdürlüğü Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının gücüne önemli katkı sağlayacak süper silahların üretimini tamamen yerli imkanlarla gerçekleştirmeyi hedefliyor.</p><p>Bu hedefler ışığında uzun vadeli tedarik programını proje bazında belirleyen MKEK Genel Müdürlüğünce programa alınan silahlar tamamen yerli imkanlarla gerçekleştirilecek. MKEK Genel Müdürü Ünal Sipahioğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanlığının mevcut lojistik yapısına önemli güç katacak olan süper silahların gündemlerinde olduğunu söyledi.</p><p><strong>SİLAH PROJELERİ </strong><br
/> Gündemlerinde bulunan savunma amaçlı projelerle ilgili olarak MSI (Military Science Intellıgence) dergisine açıklamalarda bulunan MKEK Genel Müdürü Ünal Sipahioğlu, bir süreden bu yana üzerinde çalışılan bir proje ile TSK’nın manga, tim ve takım seviyesindeki birliklerinde kullanılmak üzere “milli bir makinalı tüfek” üretileceğini kaydetti. Sipahioğlu, bu proje ile ilgili geliştirme çalımalarının sürdürüldüğünü belirtti.</p><p>Bunun yanısıra, yine öncelikli projeler arasında bulunan “milli tank” projesi ile ilgili çalışmalarda belirlenen süreç içerisinde sürdürüldüğünü açıklayan Sipahioğlu ’milli bir ana muharebe tankının geliştirilmesi için başlatılan “Altay” projesinde “silah sistemlerinin tasarım ve üretiminden sorumlu”, “modern piyade tüfeğinde” de “kurumun ana yüklenici” olarak görev yapacağını söyledi.<br
/> Kurumun, geçtiğimiz Temmuz ayında Savunma Sanayii İcra Komitesince alınan karar gereği Kara Kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı olan milli havadan taşınabilir 105 mm hafif çekili obüsü tasarlayıp üretmekle de görevlendirildiğini hatırlatan Sipahioğlu, proje kapsamındaki obüsün atış kontrol sistemlerinin de Aselsan tarafından imal edileceğini kaydetti.</p><p><strong>TÜBİTAK VE SAGE İŞBİRLİĞİ</strong><br
/> TÜBİTAK ve SAGE ile yapılan sözleşme kapsamında MKEK’nin ayrı bir üretim projesi olan milli duyarsız patlayıcı üretimine yönelik pilot tesisi kurma yönündeki çalışmaların da sürdürüldüğünü ifade eden Sipahioğlu, bu doğrultuda bir araştırma-geliştirme (ar-ge) çalışması yürütüklerini de söyledi.</p><p><strong>300 MİLYON LİRALIK YATIRIM</strong><br
/> MKEK’nin programa aldığı projeler içinde 300 milyon liralık bir yatırım planlandığını ifade eden Sipahioğlu, şunları söyledi:<br
/> “Genel Müdürlüğümüz son yıllarda yaptığı atılımlarla 2008 yılında gerçekleştirdiği 560 milyon liralık üretimle, satışla Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında 98. sırada yer almıştır. Geçtiğimiz yıl 125 milyon dolarlık sözleşme imzalanmış ve 2008 yılında yıllık ihracatını ise 4 milyon dolardan 33,5 milyon dolar düzeyine çıkarmıştır.”</p><p><strong>40 ÜLKEYE İHRACAT </strong><br
/> MKEK ürünlerinin yurt dışı pazarlarda tanıtım faaliyetlerinin de sürdürüldüğünü ve bu kapsamda düzenlenen bir çok uluslararası fuar ve organizasyona katıldığını ifade eden Genel Müdür Sipahioğlu, kurumun halihazırda, Malezya’dan ABD’ye kadar 40’ı aşkın ülkeye ihracat yaptığını, ar-ge yatırım projeleri ile sektörde “değişimin öncüsü” konumuna geldiğini de sözlerine ekledi.</p><p>Timetürk</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/yerli-super-silah-geliyor/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Kürtleri İsrail Gibi Ezelim</title><link>http://www.basinyayin.net/kurtleri-israil-gibi-ezelim</link> <comments>http://www.basinyayin.net/kurtleri-israil-gibi-ezelim#comments</comments> <pubDate>Wed, 01 Feb 2012 06:43:19 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[basın yayın]]></category> <category><![CDATA[wp]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2619</guid> <description><![CDATA[Darbenin konuşulduğu seminerde generalden tüyler ürperten sözler&#8230; Genelkurmay’ın “bilgimiz dahilinde yapıldı”, Balyoz cuntasının başı Çetin Doğan’ın “savaş oyunu” dediği seminerde Güneydoğu’daki olası olayların İsrail gibi ‘sert’ bastırılması isteniyor. Şükrü Sarıışık: Olası iç karışıklıkta Güneydoğu’daki olaylara İsrail gibi süratli ve sert tedbirler alınmalı SENARYODA BİLE AYRIMCILIK EGE Ordu Komutanlığı’ndan 2007 yılında emekliye ayrılan Şükrü Sarıışık, 2003’te [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>Darbenin konuşulduğu seminerde generalden tüyler ürperten sözler&#8230;</p><p>Genelkurmay’ın “bilgimiz dahilinde yapıldı”, Balyoz cuntasının başı Çetin Doğan’ın “savaş oyunu” dediği seminerde Güneydoğu’daki olası olayların İsrail gibi ‘sert’ bastırılması isteniyor. Şükrü Sarıışık: Olası iç karışıklıkta Güneydoğu’daki olaylara İsrail gibi süratli ve sert tedbirler alınmalı SENARYODA BİLE AYRIMCILIK EGE Ordu Komutanlığı’ndan 2007 yılında emekliye ayrılan Şükrü Sarıışık, 2003’te Birinci Ordu’da yapılan “plan semineri”nde Yunanistan’la savaş senaryosunu anlatırken Güneydoğu ve İstanbul’a özel vurgu yapıyor. İRTİCA ÜLKEYE YAYILABİLİR Sarıışık’ın senaryosu şöyle: Özellikle bu iki bölgedeki olaylara İsrail örneğinde olduğu gibi kesin, süratli ve sert tedbirler alınmadığı takdirde bilhassa İrticai olayların ülkeye yayılma potansiyeli mevcuttur. POWER POİNT DARBE Seminerde yapılan power point sunumunda, Üçüncü Kolordu’nun Sıkıyönetim Planlarına yer verildi. Genelkurmay Başkanlığı, Balyoz Harekât Eylem Planı&#8217;yla ilgili yaptığı açıklamada 5-7 Mart 2003 tarihli 1. Ordu&#8217;daki plan seminerinden haberi olduğunu açıklamış, dönemin Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan da bu seminerin rutin bir savaş oyunu olduğunu söylemişti. Taraf, 1. Ordu tarafından ses kayıtları alınan bu seminerin 175 sayfalık dökümlerinden dönemin AKP Hükümeti&#8217;ni, AKP&#8217;li belediye başkanlarını ve gerçek kişileri hedef alan bölümlerini içeren geniş bir özet yayımlamıştı. Soruşturmayı yürüten savcılara talep üzerine teslim edilen seminer ses kayıtlarında daha pek çok tartışma yaratacak ifade, gerçek kişilerle ilgili yorum ve bunun sadece bir savaş oyunu olmadığını gösteren konuşma yer alıyor. Dönemin 5. Kolordu Komutanı olan ve daha sonra MGK Genel Sekreterliği de yapan Korgeneral Şükrü Sarıışık&#8217;ın seminerde yaptığı sunumda kullandığı ifadeler onlar arasında en dikkat çekici olanlardan. Tatbikatta var olduğu kabul edilen en kötü senaryoyu anlatan Sarıışık &#8220;Bu konudaki bir başarısızlık Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin pasifize olmasına, bunun sonucu olarak da Atatürk ilke ve inkılâplarının temeli olan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ortaçağ taassubuna bürünmüş bir yapıya dönmesine sebep olacaktır&#8221; diyerek yapılması gerekeni şu çarpıcı sözlerle tarif ediyor: &#8220;Aldığımız istihbarat ve yaptığımız değerlendirmelere göre İstanbul&#8217;da yaklaşık 200-210 bin, İzmit&#8217;te 21 bin, Adapazarı&#8217;nda 12 bin olmak üzere toplam 240-250 bin kişinin irticai ve bölücü unsurlara destek verebileceği değerlendirilmektedir. Özellikle İstanbul ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki olaylara İsrail örneğinde olduğu gibi kesin süratli ve sert tedbirler alınmadığı takdirde bilhassa irticai olayların ülke geneline yayılma ihtimali mevcuttur.&#8221; Sanşık&#8217;ın irticacı bir ayaklanmaya karşı acı reçetesi sadece İsrail gibi yapmakla sınırlı değil. Konuşmasının devamında Sarıışık irticai tehdidin tamamen ortadan kaldırılmasının yolunu da açıklıyor: Kurtuluş savaşından sonra olduğu gibi gerekli tedbirler alınmalı ve irtica sempatizanları da asimile edilmelidir. Efendim dağlınız&#8221; falan yok, tepelemek var Seminerde bu konuda Sarıışık ile hemfikir olan dönemin 1. Ordu Komutam Çetin Doğan ise stratejinin adını koyuyor: Tepelemek. İşte Doğan&#8217;ın o sözleri: &#8220;Toplumsal olaylarda artık acıma, bilmem ne yapma filan yok. Ülkeyi götürmek isteyen bayrak açmış adamlar, yeşil bayrakla dolaşan insanlara karşı öyle tavizdir bilmem nedir efendim dağılınız bilmem ne dağılma değil toparlanma var. Tepeleme var. Başka bir şey yok. Yani bu olaylar yani bu hale gelmez inşallah gelmez. Biz her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olma bakımından söylüyorum. Böyle bir olay içerisinde efendim kalkanlarımızı elimize alacağız joplarla bilmem ne yapacağız megafonal ay şöyle yap kama düzenidir, hat düzenidir hayır bilmem nedir falan filan değil. Tabii teknikler kullanılır. Parçalanması için gereken şey kullanılır ama büyük ölçüde silahlı kuvvetlerin gücü ortaya konur. Bütün dünyada böyledir bu zaten.&#8221; Polis çok sıkı kontrol altında tutulmalı Askerî yetkililerin &#8220;Mutat bir savaş oyunu olduğunu&#8221; söylediği seminerde askerin bir sıkıyönetim sırasında birlikte çalışması gereken polise ve MİT&#8217;e de güvenmediği, onları kontrol altına almak için planlar yaptığı görülüyor. Dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin f Doğan seminerde polisteki bölünmüşlüğe dikkat çekerek komutanlara şöyle soruyor: &#8220;Şimdi polisin önünde de toplumsal olaylarda polisin kontrol edilmesi gerekiyor tabi bu durumda. Onlarda &#8216; yeni silah araç ve gereçler var. Bunları kontrol etme yahut polisi bu bölünmüş olan polisi ya etkisiz bırakma bir bölümüyle ya bir bölümünü etkimiz altına almak için V bir tertip ve tedbiriniz var mı?&#8221; Bu soru üzerine bir komutan &#8220;Komutanım biz de bunların jandarma nezaretinde kullanılmasını, ve çok sıla kontrol altında tutulmasını düşünüyoruz&#8221; diye cevap verirken, toplantıya katılan generallerden biri &#8220;4000 polisi böyle * bir durumda kontrol altına alma imkânımız var komutanım. Ama polisin özellikle istihbarat, narkotik * vb. şubelerinde faaliyette bulunanlarının ne yapacağı konusunda ben şahsen tereddütteyim&#8221; diye cevap veriyor. ( Bir diğeri ise &#8220;Bizim yanlımız olmayan bir tutum içindeler. Bunu kullanırken sizin sorunuz sıkıyönetim şemsiyesi altında polisi kullanırken EMASYA görevlerindeki hiyerarşik diziyi kullanamayacağız&#8221; diyor. Bu sırada Doğan bir hatırasını anlatıyor: &#8220;Mesela ben şimdi görüyorum şimdi Ankara şey İstanbul içerisinde bazen resmi fors çekerek ender olmakla beraber dolaştığım oluyor. Bir kısım polisler afedersiniz k&#8230;nı dönüyor. Böyle belli ki silahllı kuvvetlere po&#8230;suyla bağlı tamam mı öyle bir yakınlık gösteriyorlar bize.&#8221; Söz alan başka bir komutanın hedefinde ise doğrudan Başbakan Erdoğan var: &#8220;Ben Ankara&#8217;da seneler önce görev yaparken Mehmet Aydın, Fehim Adak, Hasan Aksay, Necmettin Erbakan ile aynı apartmanda oturdum. Bu kişiler bu ekip işbaşına geldiği zaman bunların koruması için apartmana polisler geliyordu. Bunların hepsi masa üzerlerinde namaz kılan, takunyayla J gezen apartman içinden kişilerdi. Komutanım seçimlerden sonra gazetelerde şöyle bir haber geçti kırıntı gibi bilmiyorum arkadaşlardan da okuyan var mı ben okudum Tayyibi tebriğe gidenlerin arasında çok sayıda emniyet mensubunun olduğuna dair şöyle bir iki haber vardı.&#8221; MİT&#8217;in başında asker yok, güvenemeyiz &#8220;Savaş oyunu&#8221; denen seminerde askerlerin MİT&#8217;e de güvenmediği anlaşılıyor. Bir komutan &#8220;Biz geçmişte 12 Eylül harekâtında listelerini elimizde hazır bulduk. O listeleri de hazır bulmamızın altında yatan neden istihbarat kuruluşlarının ki bunların başında ,y gelen milli istihbarat teşkilatının başında askerin bulunmasından kaynaklanıyordu. İçinden bulunduğumuz ortamda bu listeleri ,; sağlıklı bulup bulamama konusunda ben şahsen endişe taşıyorum&#8221; diyor. İstanbul ilinden sorumlu başka komutanın sözleri ise bahsedilen şeyin bir oyun olmaktan çıkıp kuvveden fiile geçtiğine işaret ediyor: &#8220;Klasörler burada yanımızda getirdik komutanım İstanbul ili için daha çok bilgiye ihtiyacımız olmasına rağmen elimizde yeterli bilgi var. Yani fırınlarından pastanelerine kadar hepsini çıkardık. Listelerimiz hazır örgütlerin nerelerde olduğu, vakıflar nerelerde, sinagoglar kiliseler, nereleri korunacak, yeterli bir çalışma yaptığımızı sanıyorum. Gelişmeye muhtaç komutanım. Çünkü bazı noktalarda gelip tıkanıyorsunuz karşı tarafta muhatap olduğunuz kişiler neden acaba bu bilgiyi istiyor diye soru işareti ile size geldiğinde o zaman şu çalışmamızın gizlilik derecesi ifşa olma durumuna geldiği için emir verdik. Kolordu komutanımızda aynı şekilde emir verdiler, durduk.&#8221; Kaynak: Taraf</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/kurtleri-israil-gibi-ezelim/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Ev sahibi olmak için yeni fırsat</title><link>http://www.basinyayin.net/ev-sahibi-olmak-icin-yeni-firsat</link> <comments>http://www.basinyayin.net/ev-sahibi-olmak-icin-yeni-firsat#comments</comments> <pubDate>Tue, 31 Jan 2012 18:43:43 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[http://www.basinyayin.net/]]></category> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2401</guid> <description><![CDATA[İnşaat sektörü, peşinat ve taksit gibi ödemeleri evin tesliminde başlatan yeni bir sistemi hayata geçirmeyi planlıyor. Kiracıların ev sahibi olmasındaki en büyük engel, kirayla taksidin aynı anda ödenmesinden kaynaklanan bütçe sıkıntısı. Sorunu çözmek için harekete geçen inşaat sektörü, peşinat ve taksit gibi ödemeleri evin tesliminde başlatan konutlar satıyor&#8230; İnşaat şirketleri, ev sahibi olmayı hayal eden [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>İnşaat sektörü, peşinat ve taksit gibi ödemeleri evin tesliminde başlatan yeni bir sistemi hayata geçirmeyi planlıyor.</p><p>Kiracıların ev sahibi olmasındaki en büyük engel, kirayla taksidin aynı anda ödenmesinden kaynaklanan bütçe sıkıntısı. Sorunu çözmek için harekete geçen inşaat sektörü, peşinat ve taksit gibi ödemeleri evin tesliminde başlatan konutlar satıyor&#8230;</p><p>İnşaat şirketleri, ev sahibi olmayı hayal eden kiracıların aynı anda hem taksidi hem kirasını ödemesiyle ilgili sıkıntısına, peşinat ve/veya taksidi erteleyen kampanyalarla çözüm oluyor. Teslimatı da yaklaşan bu projelerde ödemeler eve yerleştikten sonra başlıyor. Bu kampanyalardan biri de Demir İnşaat&#8217;ın Beylikdüzü&#8217;ndeki Ayışığı Halting Place projesi. 346 daireli proje ağustosta teslim edilecek. Evini bugünden alanlar, yüzde 25 tutarındaki peşinatı ağustos, kredi taksitlerini ise ekim ayından itibaren ödemeye başlayacak.</p><p>45 GÜNDE 40 DAİRE</p><p>Demir İnşaat Başkanı Hamit Demir, önceki projelerinde kiracılardan gelen talep üzerine bu yeni projede ödeme sistemini değiştirdiklerini söyledi. Demir “Kirayla birlikte taksit ödeyemeyiz diyenleri düşündük. Nitekim bu kampanyayla 45 günde 40&#8242;ın üzerinde daire sattık” dedi.</p><p>Bu sistemde alıcı bankayla hemen sözleşme yapıyor. Şu anki yüzde 0.92&#8242;lik faiz seviyesi, ödemeler başladığında piyasa faizi ne olursa olsun değişmiyor. Müşterinin isterse daireyi kiraya vererek de aylık ödemelerini hafifletebileceğini belirten Demir “Biz bir yıl önce projeye başladığımızda 165 bin lira olan 3+1 dairelerin şimdiki fiyatı 272 bin 500 lira, yani yatırımcı için de uygun daireler” dedi.</p><p>KİRACIYA ÖZGÜ BAZI PROJELER</p><p>Kuzu Grup&#8217;un Bahçeşehir&#8217;deki Spradon Quartz&#8217;da peşinat yüzde 1. Ağustostaki teslimde ara ödeme yapılıyor. Kalanı 10 yıl vade ile ödeniyor. Doğa Gayrimenkul Feriloft&#8217;ta fiyatlar 140 bin TL&#8217;den başlıyor. Yüzde 20 peşinat hemen, kalanı teslimden sonra 5 yılda ödeniyor. Fiyapı Tuzla&#8217;da 64 bin TL&#8217;lik dairenin peşinatı mart, kalanı ise teslimatta yani 30 ay sonra.</p><p>Alper İnşaat&#8217;ın Selective Kartal Evleri mayısta teslim. Peşinat teslimden 6 ay sonra ödenecek. Sinan İnşaat&#8217;ın Mersin&#8217;deki Liparis Gilindires konutları ekimde teslim. Projede peşinat yok. Mimart Yapı&#8217;nın Çorlu&#8217;daArmada City konutları 55 bin TL. Peşinat kontrat imzalanınca, kalan kısım teslimde ödeniyor. Divan Residence&#8217;da yüzde 10&#8242;luk peşinat şimdi. 4 ay sonra tek ara ödeme var. Aylık taksitler evin tesliminde yani nisanda başlıyor. Ayışığı Evleri&#8217;nde peşinat ağustosta, taksitler ekimde başlıyor. Konutlar ağustosta teslim. Yeşil İnşaat Innovia&#8217;da anahtar teslimi dairelerde ilk yıl peşinat, ilk üç ay taksit ödenmiyor.</p><p>TUZ ODASI BiLE VAR</p><p>Beylikdüzü&#8217;ne 2012 yılında metronun geleceğini anlatan Hamit Demir, eskiden standart daire üretmenin satmak için yeterli olduğunu, ancak artık alıcıların oturdukları evlerde pek çok özelliği aradığını vurguladı. Ayışığı Evleri&#8217;nde hamamdan saunaya, kapalı ve açık yüzme havuzlarından spor merkezindeki tuz odasına kadar pek çok ayrıcalık bulunuyor. 12 metrekarelik tuz odası, hamam ve saunada kaybedilen tuzun vücuda geri alınmasını sağladığı gibi, astım ve bronşit hastalarına da iyi geliyor.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/ev-sahibi-olmak-icin-yeni-firsat/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Kanadoğlu Anayasa Mahkemesi ile tehdit etti</title><link>http://www.basinyayin.net/kanadoglu-anayasa-mahkemesi-ile-tehdit-etti</link> <comments>http://www.basinyayin.net/kanadoglu-anayasa-mahkemesi-ile-tehdit-etti#comments</comments> <pubDate>Tue, 31 Jan 2012 06:43:14 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2616</guid> <description><![CDATA[Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, hükümetin Anayasa&#8217;yı değiştirmeye hakkı olmadığını belirterek, iktidarın değişikliğe muvaffak olması halinde Anayasa Mahkemesi&#8217;nin yine devreye gireceğini söyledi. Balıkesir Barosu tarafından 90. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında &#8216;Hukuk Devletinde Yargı Bağımsızlığı&#8217; konulu konferans düzenlendi. Salih Tozan Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlenen konferansa Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, hükümetin Anayasa&#8217;yı değiştirmeye hakkı olmadığını belirterek, iktidarın değişikliğe muvaffak olması halinde Anayasa Mahkemesi&#8217;nin yine devreye gireceğini söyledi.</p><p>Balıkesir Barosu tarafından 90. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında &#8216;Hukuk Devletinde Yargı Bağımsızlığı&#8217; konulu konferans düzenlendi. Salih Tozan Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlenen konferansa Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Süheyl Batum konuşmacı olarak katıldı. Balıkesir Barosu Başkanı Muzaffer Mavuk&#8217;un oturum başkanlığını yaptığı konferansa Türkiye Barolar Birliği Başkan Vekili Avukat Berra Besler, Balıkesir Belediye Başkanı İsmail Ok, İl Sağlık Müdürü Mehmet Çalışkan, Türkiye&#8217;nin bir çok ilinden gelen baro başkanları, avukatlar ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı&#8217;nın okunmasıyla başlayan konferansın açılış konuşmasını Balıkesir Barosu Başkanı Muzaffer Mavuk yaptı. Mavuk, konuşmasında Balıkesir Barosu&#8217;nun kuruluşu hakkında bilgiler verdi. Mavuk&#8217;un ardın söz alan YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yargı bağımsızlığının 2009&#8242;da olduğu gibi 2010&#8242;da da tartışıldığını söyledi. Eminağaoğlu, &#8220;Yargıdaki yangında ateş bacayı sardı. Anayasa taslağıyla ilgili halkın gözüne bakarak başka şeyler söylüyorlar. Ancak yapmak istedikleri başka. Kimse halkla dalga geçmesin. Tüm yargı organları teknik takip altında. Adalet Bakanı yok demesin belgeleri burada.&#8221; dedi. KANADOĞLU: BU İKTADAR ANAYASAYI DEĞİŞTİREMEZ Konferansta konuşan Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ise konuşmasında hükümetin Anayasa&#8217;yı değiştirmeye hakkı olmadığını öhe sürdü. Anayasaya göre Türkiye&#8217;nin demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirten Kanadoğlu, &#8220;Ancak Atatürk milliyetçiliğini unuttuk. Başlangıçtaki ilkeleri unuttuk. Başlangıçtaki ilkelerde laiklik vardır,güçlmerin ayrımı vardır. Bunları unutmamızın bizi demokrasiden çok uzağa attığını unuttuk. Bir kişi partisine egemen ve yasama yürütme ondadır. Büyük çabası yargının da onun emrine girmesidir. Bu demokratik devlette olmaz.&#8221; diye konuştu. Tekel işçilerinin yaşadığı olayların Türkiye&#8217;nin sosyal devletten çıktığının göstergesi olduğuna ileri süren Kanadoğlu şöyle devam etti: &#8220;Türkiye&#8217;de adalet ve hukuk reformu, Anayasa değişikliği yapılmalı. Ancak laik cumhuriyetin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından ilan edilen partinin anayasa değişikliği yapmaya hakkı yoktur. Bunun Türkiye&#8217;ye yeni kayıplar getireceği ortadadır. Hukuka sahip çıkma mücadelesi sonuna kadar yapılacak. İşine gelince bağımsız yargı, işine gelmeyince siyasi karar diyeceksiniz. Bu hukukla bağdaşmaz.&#8221; İktidarın Anayasa değişkilğinde muvaffak olması halinde Anayasa Mahkemesi&#8217;nin yine devreye gireceğini iddia eden Kanadoğlu, &#8220;Unuttukları şu var. Hukuk devleti ilkesine aykırılıkta Anayasa değişikliğini yaparsanız yapın. Anayasa Mahkemesi iptal eder, kurtulamazsınız. Şimdi siz taslaktaki gibi hukuk devleti ilkesine aykırı HSYK oluştursanız da bu hukuksuzluktan iptal edilir, edilmelidir de. Kendi iktidarının çıkarını düşünen kişilerin biz AB&#8217;nin isteklerini yerine getiriyoruz demeleri kaba bir yalandır. Korku imiparatorluğunun olduğu bir yerde çağdaşlıktan bahsedilemez. Yolsuzlukların önlenmesi için dokunulmazlıkların sınırlandırılması lazım. Basın üzerine kurulan baskıyı da göz önüne alırsak çağdaş demokrasiden bahsedilemez.&#8221; şeklinde konuştu. &#8220;AKLIMIZA MUKAYYET OLALIM&#8221; Taraf Gazetesi&#8217;nin yayınlarıyla ortaya çıkan &#8216;Balyoz Darbe Planı&#8217;nda kurulacağı iddia edilen &#8216;Balyoz Hükümeti&#8217;nde adı devlet bakanı olarak geçen Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sühely Batum, üstlerindeki baskıya rağmen direnen Kanadoğlu ve Eminağaoğlu&#8217;nu hala fikirlerini rahatça söyledikleri için kahraman ilan ettiğini söyledi. &#8216;Bu dönemde aklımıza mukayyet olalım diyen&#8217; Batum, Türkiye&#8217;de yeni bir düzeni hakim kılmak isteyenlerin olduğunu iddia etti. Batum konuşmasında Cumhurbaşanı Abdullah Gül, hükümet ve gazetecileri de eleştirdi.</p><p>Habervaktim</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/kanadoglu-anayasa-mahkemesi-ile-tehdit-etti/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Balyozcu generalin vukuatları</title><link>http://www.basinyayin.net/balyozcu-generalin-vukuatlari</link> <comments>http://www.basinyayin.net/balyozcu-generalin-vukuatlari#comments</comments> <pubDate>Mon, 30 Jan 2012 18:43:38 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <guid
isPermaLink="false">http://www.basinyayin.net/?p=2613</guid> <description><![CDATA[Balyoz Harekat Eylem Planı&#8217;nı hazırladığı iddia edilen Emekli Orgeneral Çetin Doğan&#8217;ın icraatları, Vakit gazetesi ve ekonomik linç sonucu kapanmak zorunda kalan Akit gazetesi tarafından deşifre edilmişti. 1. Ordu eski Komutanı Orgeneral Çetin Doğan başkanlığındaki kadronun hazırladığı iddia edilen Balyoz Harekat Eylem Planı&#8217;nda, darbe yapılması durumunda tutuklanacak gazeteciler listesinin başını 8 yazarıyla Vakit gazetesinin çekmesi, gazetemizin [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>Balyoz Harekat Eylem Planı&#8217;nı hazırladığı iddia edilen Emekli Orgeneral Çetin Doğan&#8217;ın icraatları, Vakit gazetesi ve ekonomik linç sonucu kapanmak zorunda kalan Akit gazetesi tarafından deşifre edilmişti.</p><p>1. Ordu eski Komutanı Orgeneral Çetin Doğan başkanlığındaki kadronun hazırladığı iddia edilen Balyoz Harekat Eylem Planı&#8217;nda, darbe yapılması durumunda tutuklanacak gazeteciler listesinin başını 8 yazarıyla Vakit gazetesinin çekmesi, gazetemizin Çetin Doğan ile ilgili haberlerini gündeme getirdi. Çetin Doğan&#8217;ın icraatları, Vakit gazetesi ve ekonomik linç sonucu kapanmak zorunda kalan Akit gazetesi tarafından deşifre edilmişti. Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir tarafından oluşturulan Batı Çalışma Grubu&#8217;nun “çekirdek kadro”sunda yer alan dönemin Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanı Çetin Doğan&#8217;ın, camilere muhbir gönderdiğini ortaya çıkardık. Çetin Doğan&#8217;ın, orduda nasıl bir mezhepçi kamplaşmaya gittiğini gözler önüne serdik. 2006&#8242;da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı görevine atanan Çetin Doğan&#8217;ın, üniversitesinde camiye asla izin vermeyeceğini söylediğini, başörtülü bir hanımın, üniversitenin Ankara&#8217;daki binasına giremediğini duyurduk. Akit gazetesi ve gazetemizde Çetin Doğan&#8217;ın icraatları şöyle yer aldı: 2 EKİM 1997- (AKİT GAZETESİ) CAMİLERE MUHBİR GÖNDERDİ Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan imzasıyla gönderilen bir genelgede, Genelkurmay&#8217;ın emriyle bütün camilerde vaaz ve hutbelerin mercek altına alındığını ve camilere adeta muhbir yerleştirildiğini gözler önüne serdi. ‘Laiklik aleyhtarı faaliyetler&#8217; başlığını taşıyan genelgede; “Garnizon Komutanlarınca öncelikle Cuma ve Bayram namazları olmak üzere, gayri muayyen zamanlarda verilen hutbe ve vaazların personel görevlendirmek suretiyle takibinin ve tespit edilen hususların yer ve zaman belirtilmek suretiyle rapor edilmesinin laiklik aleyhtarı tutum ve davranışları önlemeye yönelik çalışmalar için faydalı olacağı değerlendirilmektedir” dedi. Çetin Doğan, yayınladığı emrin alt makamlara ve sivil makamlara bildirilmemesi konusunda da uyarıda bulundu. 9 OCAK 2007 &#8211; (VAKİT GAZETESİ) ÇETİN DOĞAN&#8217;DAN BÇG İTİRAFI 28 Şubat sürecinde dindar insanları takip edip, fişlemek için illegal bir şekilde kurulan Batı Çalışma Grubu (BÇG) nihayet kabul edildi. Çetin Doğan özgeçmişinde, “Korgeneral rütbesi ile 1995-1997 yılları arasında Genelkurmay Karargahı&#8217;nda yaptığı en son görev, Harekat Başkanlığı ve 28 Şubat sürecinin başlatılması ve takibi için özel olarak teşkil edilen ‘Batı Çalışma Grubu&#8217; Başkanlığı&#8217;dır” ifadeleri yer aldı. 3 ŞUBAT 2007- (VAKİT GAZETESİ) ÇETİN DOĞAN: ÜNİVERSİTEYE CAMİ YAPTIRMAM Emekli Orgeneral Çetin Doğan, üniversite içinde camiye asla izin vermeyeceğini söyledi ve “Cami, asla ve asla eğitim kurumlarına ve orduya girmemelidir” ifadelerini kullandı. 1 EYLÜL 2007 &#8211; (VAKİT GAZETESİ) ANKARA&#8217;DA BARBARLIK Çetin Doğan&#8217;ın emri gereği, başörtülü bir hanım üniversitenin Ankara&#8217;daki binasına giremedi. M.Ç. adlı bir bayan, uzaktan eğitim hakkında bilgi almak için gittiği Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi&#8217;nin Bahçelievler&#8217;deki binasına “başörtülü olduğu” gerekçesiyle alınmadı. 28 AĞUSTOS 2009 &#8211; (VAKİT GAZETESİ) PAŞAYA BAK PAŞAYA 28 Şubat döneminin Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Çetin Doğan ve Tuğgeneral Volkan Kaplama&#8217;nın Alevi komutanların katıldığı gizli toplantıda yaptıkları konuşmalar, orduda nasıl bir mezhepçi kamplaşmaya gidildiğini gözler önüne seriyor. Ergenekon iddianamesinde; 1997 yılında Mayıs ayının başında gerçekleştirilen ve Çetin Doğan, Tuğgeneral Volkan Kaplama ve bazı albay rütbesinde olan Alevi komutanların katıldığı gizli toplantıda yapılan konuşmaların tutanakları yer alıyor. Tutanakta yer alan o ifadeler: “DİN BİZİM İÇİN ZARARLIDIR, CEPHEYE O NAMUSSUZLARI SÜRÜN” Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı Çetin Doğan: “Din, bizim için, bizim için derken aklına ne gelirse gelsin, her şeyi kastediyorum, zararlıdır. (&#8230;) Güneydoğu&#8217;da bizimkiler postu deldirmesin. Buna yönelik önlemleri alın. Tayin dairesi mutlaka elimizde olmalı. Cepheye o namussuzları sürün. Kadrolaşma çok önemli.”</p><p>Vakit</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.basinyayin.net/balyozcu-generalin-vukuatlari/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> </channel> </rss>
