Ana sayfa
|
Makaleler
|
Canlı Tv
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
Basın Yayın
Ana sayfa Dünya Eğitim Ekonomi Güncel Kadın Kültür Sanat Medya Otomobil Politika Röportaj Sağlık Spor Teknoloji Yaşam
Toplum liderlerinin yüzde 66′sı ‘evet’çi
Medya Takip Merkezi’nin (MTM) 44 ulusal gazetede yaptığı araştırmaya göre; gazetelerde yayınlanan haberlerin yüzde 27′si...
02/09/10 - 10:37 Yorum sayisi 0(0)
Cemaat ile iş dünyasının yakınlaşması
Bana sorarsanız, renklerin ortak dili fazla dünyevi olmaya başladı. Başta medya sektörü olmak üzere işadamlarındaki...
02/09/10 - 8:35 Yorum sayisi 0(0)
Diziler gündemden düşmüyor
Ağustas ayında televizyonlardan medyaya en çok dizi haberleri yansıdı. Ramazan programları da medyada geniş yer...
02/09/10 - 8:33 Yorum sayisi 0(0)
Adam olmayız, ‘kitap okumadıkça..’
Kategori: Kültür SanatEklenme Tarihi: Eyl 18th, 2009Ekleyen: admin

Mustafa Kutlu, memleketin “Birinci Meselesi”ni yazdı. Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada. Kutlu’dan “ne zaman adam oluruz?”un cevabı bu yazıda!

Mustafa Kutlu – Şafak

Eğitim sendikacıları bir araştırma yapmışlar. En çarpıcı sonuç şu: Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında “kitap” 235. sırada.

Türkiye’nin üzerinde durması, düşünmesi, incelemesi, araştırması, sebeplerini tesbit etmesi, bu feci eksikliği gidermesi, bunu “yapılacak işler” listesinin en başına koyması, sorumluların asla “ihmalkârlık” yapmaması gereken “birinci mesele”si budur.

Yiyecek-giyecek-güvenlik-barınma-sağlık vb. gibi hayati meselelerin halli de, “kitap” ihtiyacının giderilmesine, okuma alışkanlığının yaygınlaşmasına bağlıdır. Ülke siyaseti, yargı, yasama, iktisat, ithalat, ihracat, spor, sanat aklınıza ne gelirse bütün meselelerin merkezinde “kitap” vardır.

Ve biz “kitap”tan uzak durduğumuz için işleri yoluna koymak için çırpınıyor, iki ileri bir geri gidiyor veya yeri-mizde sayıyoruz. Kahvehane ağzı ile “Bu memleket adam olmaz arkadaş” ibaresinin arkasına “kitap okumadıkça”yı eklemek lazım.

Türkiye’de kitaba yılda harcanan para 45 sent imiş. Günde ortalama beş saat televizyon seyreden Türkler, kitap okumaya yılda altı saat vakit ayırıyormuş.
Bir Japon bir yılda ortalama 25 kitap, bir İsviçreli 10 kitap, Fransız 7 kitap okurken; Türkler 10 yılda bir kitap okuyormuş.

Türkiye’de (Nüfus 70 milyon) okuma alışkanlığına sahip ancak 70 bin kişi varmış.

Bu rakamlar insanın dudağını uçuklatır. Ne yapıp edip düştüğümüz kuyudan çıkmalıyız. Bu konuda hazır reçetem yok. Ama ben kırk yıllık bir yayıncı-yazar-öğretmenim. Konunun tam ortasında bulunuyorum. Çerçevesini kabaca çizeceğim yol haritası şudur: Aile, okul, özel sektör ve devlet bu meselede el-ele verip bir uzun vadeli program hazırlamalıdır. Bunu yapacak uzman kadrolar vardır. Program ülkede iktidarlar değişse de hiç taviz verilmeden en az otuz sene uygulanmalıdır. Ancak ondan sonra bu ülkede okuma alışkanlığı nüfusun yarısına varabilir. Bu büyük bir başarı olur; böylece kitap ihtiyaçlar listesinin ilk on maddesi arasına girer.

Bakınız yetmişli yılların başında biz yayıncılar bir kültür kitabının ilk baskısını ortalama üç bin; eğer satacağına kanaat getirmişsek beş bin basardık. Ülkede o yıldan bu yıla yedi üniversite yetmiş yediye çıktı, nüfus iki misli arttı, öğrenci sayısı arttı, şehirleşme arttı; artış bütün alanlarda doğru orantılı olarak devam etti.

Biri hariç. Kitap.

Biz yayıncılar bugün bir kültür kitabını ortalama bin basıyoruz. (Beş-on popüler yazarın çok
Ama bu yıl kitabevleri spor malzemesi, kırtasiye, oyuncak, test kitapları, ders kitabı, bir miktar (çok satan popüler eserlerden) kültür kitabı satmaktadır.

Temel ihtiyaçlar (Güvenlik, barınma, yeme-içme-giyinme, sağlık) dışındaki ihtiyaçlar çokluk insanlara ihtiyaçmış gibi gösterilerek kabul ettiriliyor. Bunun türlü yolları ve hatta ilmî kolları var (Reklâm-Satış-Pazarlama).

Kitap üretimi kârlı bir meslek değil. Yayıncı çokluk yüzde on beşe çalışıyor. O da kitapçı rafında kalıyor veya iade ediliyor. Bu düzene büyük sermayenin üç-beş kuruluşu hakim. Onlar da işte araştırmadan çıkan yetmiş bin okuru elde tutmaya çalışıyor.

Devlet bu işe öncülük etmeli, özel sektör ile el ele bunu bir “milli mesele” haline getirmelidir. Tabii vaktiyle yapılan “Yerli Malı Haftası”na benzememek şartı ile.
Yayıncı güçlenecek kitap basacak. Aile güçlenecek kitap alacak.

Kitapçılık cazip bir meslek olunca kitapçı sayısı fazlalaşacak. Kütüphaneler önem kazanacak. Her neyse bunun planlamasını uzmanlara bırakalım.
Ama en azından bu iktidarın geçen seçimde kullandığı bir sloganı kullanabiliriz.

“Sen Türkiyesin Büyük düşün”.

İhracatı ve milli geliri bir şu kadar artan, işadamlarına madalya verilen, duble yollar ile kaplı cennet vatanımızda eğer kitabı ihtiyaç maddelerinin 235. sırasından çıkarıp ilk on içine sokamamışsak boşuna şişinmeyelim.
Cehaletle bir yere varılmaz. Vardığını sanır insan, düpedüz serap görür.

http://www.kitapyurdum.com/content/view/423/1/

Popularity: 1% [?]

İlgili Haberler

Kültür Sanat Kategorisindeki Diğer Haberler
En Son Yorumlar